El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin İkiyüzyedinci Senesi

Bu senede Abdurrahman b. Ahmed b. Abdullah b. Muhammed b. Ömer b. Ali b. Talih, Yemen'e bağlı Akh beldelerinde ortaya çıkarak insanları Âl-i Muhammed'den Rıza'ya bey'ata davet etti. Bunun sebebi de, oradaki valilerin …

Bu senede Abdurrahman b. Ahmed b. Abdullah b. Muhammed b. Ömer b. Ali b. Talih, Yemen'e bağlı Akh beldelerinde ortaya çıkarak insanları Âl-i Muhammed'den Rıza'ya bey'ata davet etti. Bunun sebebi de, oradaki valilerin kötü muamelede bulunmaları ve halka zulmetmeleriydi. Halk kendisine bey'at etti. Bunun üzerine Me'mun, Dinar b. Abdullah komutasında büyük bir ordu gönderdi. Dinar b, Abdullah'ın yanında Abdurrahman için eman verildiğini bildiren bir mektup vardı. Şayet emir dinleyip itaat edecek olursa hâlifenin ona eman verdiği mektupta yazılıydı. Dinar b. Abdullah komutasındaki ordu, hac vazifelerini ifa ettikten sonra Yemen'e gittiler. Halifenin mektubunu Abdurrahman'a gönderdiler. O da emri dinleyip itaat etti ve gelip Dinar b. Abdullah'la el sıkıştı. Hepsi birlikte Bağdat'a gittiler. Oraya varınca Abdurrahman siyah elbiseler giyindi.

Bu senede Irak ve tüm Horasan'ın naibi Tahir b. Hüseyin b. Mus'ab vefat etti. Tahir, yatsı namazını kıldıktan sonra yatağına bürünmüş olarak ölü bulundu. Sabah namazına geciktiğim gören aile efradı durumdan şüphelendiler. Kardeşi ile amcası, onun bulunduğu odaya girdiler. Ölü olduğunu gördüler. Me'mun, onun ölümünü duyunca: «Onu öldüren eller, bu haberi bize getiren ağız dert görmesin. Tahir'i bizden önce öldürüp bizi ondan sonraya bırakan Allah'a ham-dolsun.» dedi. Çünkü Me'mun onun bir gün hutbe irad ettiğini ve minberde Me'mun'a dua etmediğini duymuştu. Bununla birlikte oğlu Abdullah'ı babası Tahir'in yerine tayin etti ve ona ayrıca Cezire ve Şam valiliklerini de verdi.

Abdullah, Horasan'da, kendi adına kardeşi Talha'yı naib olarak görevlendirdi. O bu görevi, yedi sene sürdürdü. Bundan sonra Talha vefat edince, Abdullah o beldelerin tümünde tek başına hüküm sürdü.

Bağdat'taki naibi İshak b. İbrahim idi. Bağdat ve Irak'ı Emin'in elinden alıp onu öldüren kişi, Tahir b. Hüseyin idi.

Bir gün Tahir, halife Me'mun'un huzuruna girdi. Bir dilekte bulundu. Me'mun da dileğini yerine getirdi. Sonra Me'mun, ona baktı ve gözleri buğulandı. Tahir ona: «Ey mü'minlerin emiri, seni ağlatan nedir?» diye sorduysa da halife ağlayış sebebini bildirmedi. Bunun üzerine Tahir, Hüseyin adındaki bir hizmetçiye 200.000 dirhem vererek halife Me'mun'un ağlayış sebebini anlamasını ve kendisine bildirmesini istedi. O da bir ara bunu halifeye sorduğunda halife Me'mun, niçin ağladığını hizmetçi Hüseyin'e anlattı ve: «Sakın bunu kimseye bildirme. Yoksa seni öldürürüm! Ben, Tahir'in, kerdeşim Emin'i öldürdüğünü hatırladım. Kardeşim Emin'in ondan gördüğü hakaretleri anımsadım. Allah'a yemin ederim ki, Tahir elimden kurtulmayacak-tır!» dedi.

Tahir, halife Me'mun'un bu söylediklerini öğrenince, hilafet merkezinden uzaklaşmak için çaba sarfetti. Halife Me'mun'dan bu hususta ısrarla taleblerde bulundu. Nihayet Me'mun onu Horasan valiliğine atadı. Horasan'a giderken halife Me'mun onun yanma hizmetçilerinden birini verdi ve hizmetçiye: «Eğer Tahir'de şüpheli bir durum görürsen onu zehirle!» dedi. Ayrıca hizmetçiye, içilmesi durumunda asla kurtulmaya imkan olmayan bir zehir verdi. Horasan'da iken Tahir bir hutbe irad ettiğinde halife Me'mun için dua etmeyince, hizmetçi, iştah açıcı bir şuruba bu zehiri katıp Tahir'e içirdi ve Tahir aynı gecede öldü.

Sözünü ettiğimiz bu Tahir'e, "İki sağ elli ve tek gözlü" denilirdi.

Onunla ilgili olarak şair Amr b. Nebate şöyle demiştir:

«Ey iki sağ el ve tek göz sahibi!Bîr an1* nnlrRan hır- pi fn^ln » göz noksan, bir el fazla.»

Kendisi bir adama sol eliyle vurarak adamı ikiye yaranıştı. Bu nedenle kendisine iki sağ elli denilmişti. Başka bir rivayete göre ise hem Irak hem de Horasan valiliğine atandığı için kendisine iki sağ elli flenilmiştir. Âlîcenâb, övülen, şairleri seven, onlara bol armağanlar veren bir kimseydi. Bir gün bir gemiye bindi. Bu durumla ilgili olarak şairin biri şöyle dedi:

«Hüseyin'in oğlununun (Tahir'in) gemisine şaştım. Batmasın, nasıl batmasın ki, İki deniz var. Biri üstünde, biri de altında. Bundan daha da tuhafı; o geminin direkleridir. Tahir ona elini sürdüğü halde o direk nasıl olur da yaprak vermez?»

Böyle demesi üzerine Tahir o şaire 3.000 dinar verdi ve: «Eğer bizi daha fazla övseydin sana daha fazla verirdik.» dedi.

İbn Hallikan dedi ki: Deniz yolculuğu yapan reislerden biri hakkında şairin söylediği şu şiir ne kadar da güzeldir:

«Denize bindiğinde ben Allah'a yalvarıp dedim ki: Ey rüzgarları kendi lutfuyla estiren Allah;

Sen bu reisin elindeki cömertliği deniz dalgası gibi yaptın. Reisi koru ve denizin dalgasını onun eli gibi yap.»

Biyografisini anlatmakta olduğumuz Tahir b. Hüseyin, hicri 207. senenin cemaziyelahir ayının bitimine beş gün kala, cumartesi günü vefat etti. Hicretin 175. senesinde doğmuştu.

Halife Me'mun'un emri üzerine kadı Yahya b. Eksem, Rakka'da bulunan oğlu Abdullah'a giderek babasının vefatı nedeniyle başsağlığı diledi ve o beldelere vali olarak atandığından ötürü kendisini tebrik etti.

Bu senede Bağdat, Küfe ve Basra'da fiyatlar yükseldi. Öyle ki, bir ölçek buğdayın fiyatı kırk dirheme vardı.

Bu senede Me'mun'un kardeşi Ebu Ali b. Reşid, insanlara haccettirdi.

Bu senede Bişr b. Ömer ez-Zehranî, Cafer b. Avn, Abdüssanıed b-Abdülvaris, Kurad b. Nuh, Kesir b. Hişam, Muhammed b. Künase, Bağdat kadısı ve siyer, meğazi âlimi Muhammed b. Ömer elVakidî, Ebü'n-Nadr Haşim b. Kasım ve çeşitli eserlerin sahibi Heysem b. Adiyy gibi meşhur şahsiyetler vefat ettiler.