Bu senede halife Vasık, katiplerin cezalandırılmalarını, dayağa yatırılmalarını, mallarının müsadere edilmesini emretmişti. Çünkü onların hainlikleri ve yönetimde hadlerini aşmaları açığa çıkmıştı. Kimine bin kırbaç, kimine daha fazla, kimine daha az vurmuştu. Kiminden 1.000.000 dinar almış, kiminden daha az miktarda para tahsil etmişti. Vezir Muhammed b. Abdülmelik de diğer muhafız komutanlarına açıkça düşmanlık etmeye başlamıştı. Onlar da hapse atıl-
mışlar, şiddetli kötülüklerle karşılaşmışlar ve eziyetlere maruz kalmışlardı. İshak b. İbrahim, bunların durumunu araştırmak üzere görevlendirilmişti. Muhafız komutanları ve katipler halk nazarında rezil rüsvay olmuşlardı. Bunun sebebi de şuydu:
Vasık, bir gece hilafet sarayında oturmuş, bunlar da yanına gidip sohbetine katılmışlardı. Sohbet esnasında Vasık onlara şöyle sormuştu: "Sizlerden herhangi biri dedem Harun Reşid'in Bermekileri neden cezalandırdığını biliyor mu?"
Meclisinde hazır bulunanlardan biri şöyle cevap vermişti: «Evet ey mü'minlerin emiri; bunun sebebi şuydu: Harun Reşid'e bir cariye arzedilmişti. Harun Reşid onun güzelliğine hayran kalmış ve onu satın almak için efendisiyle pazarlığa girişmişti. Efendisi de: "Ey mü'minlerin emiri! Ben bunu 100.000 dinardan aşağı fiyata satmamaya her türlü yemini etmişimdir." dedi. Harun Reşid, cariyeyi 100.000 dinara ondan satın aldı ve vezir Yahya b. Halid'e haber göndererek beytü'l-maldan 100.000 dinar ödemesini emretti. Vezir Yahya da çeşitli bahaneler ileri sürerek bu paranın yanında mevcut olmadığını söyledi. Harun Reşid haber salarak onu kınayıp azarladı ve: "Beytü'l-malımda 100.000 dinar yok mu?" dedi. Parayı ısrarla talep etmesi üzerine vezir Yahya b. Halid, görevlilere şöyle dedi: "Bu paralan bizzat Harun Reşid'in yanına götürün ki, görsün ve ne kadar çok olduğunu anlasın. Paraları görünce belki cariyeden vazgeçer ve sahibine iade eder." Görevliler, 100.000 dinarı ve dirhemleri götürüp Harun Reşid'in yolu üzerine bıraktılar. O da o esnada namaz için mescide gelmekteydi. Yoldan geçerken dinar ve dirhemler yığınını görünce: "Bunlar nedir?" diye sordu. "Cariyenin bedelidir." dediklerinde bu paraların çok olduğunu gördü ve hizmetçilerinden birine bu parayı alıp hilafet sarayında bir kasada saklamasını emretti. Paraları bir fonda biriktirmeyi uygun gördü. Sonra beyt^i'l-maldaki paraların miktarını araştırmaya başladı. Bermekilerin bu paralan tükettiklerini gördü.
Halife Harun Reşid, bazen Bermekileri yakalayıp cezalandırmak düşüncesine kapılıyor, bazen de bu düşüncesinden vazgeçiyordu. Nihayet gecenin birinde sohbet meclisinde Ebü'l-Ud adında bir adam güzel sohbet edince Harun Reşid ona 30.000 dirhem verilmesini emretti. Ebü'l-Ud, Yahya b. Halid b. Bermek'e gidip bu parayı istedi, ama vezir onu bir süre oyaladı. Aradan birkaç gün geçtikten sonra yine gecenin birinde Harun Reşid'in sohbet meclisine katılan Ebü'l-Ud bir punduna getirip şair Ömer b. Ebi Rebia'nın şu şiirini Harun Reşid'e okudu:
"Hind bize daha önce hiç vaad etmediği birşeyi vaad etmişti. Ancak tek bir gün bile bize vaad ettiğini yerine getirmedi.
Gerçekten bir sefer bir despotluk göstermişti Ancak aciz olan kimse despotluk gösterir."
Onun; "Ancak aciz olan kimse despotluk gösterir." sözünü Harun Reşid tekrarlamaya başladı. Bu sözden çok hoşlandı. Sabah olunca vezir Yahya b. Halid huzura geldiğinde Harun Reşid ona bu iki beyiti -çok beğendiği için- okudu. Yahya b. Halid, onun maksadını anladı ve korkuya kapılarak bu şiiri Harun Reşid'in huzurunda kimin okuduğunu araştırdı. Kendisine şiiri okuyanın Ebü'l-Ud olduğunu söylemeleri üzerine haber salıp onu yanma çağırdı ve ona 30.000 dirhem para verdi. Ayrıca kendi parasından 10.000 dirhem daha ekledi. Oğullan Fadl ile Cafer de Ebü'1-Ud'a aynı miktarda para verdiler. Kısa bir süre sonra Harun Reşid Bermekilere gazaplamp onlan yakaladı ve önceki kısımlarda anlatılan cezalara çarptırdı.»
Vasık bu hikayeyi dinleyince hoşuna gitti ve şairin, "Ancak aciz olan kimse despotluk gösterir" sözünü tekrarlamaya başladı. Sonra katipleri yakalayıp cezalandırdı. Onlardan cidden çok büyük paralar tahsil etti.
Bu senede, geçen senenin ve önceki iki senenin hac emiri insanlara haccettirdi.
Bu senede meşhur kurralardan Halef b. Hişam el-Bezzar, Abdullah b. Muhammed es-Sindî, daha önce Cehmiye mezhebinin büyüklerinden olup bilahare sünnet imamlarından biri haline gelen sünen ve diğer tasnif eserleri bulunan Nuaym b. Hammad el-Huzaî, kendisine mevzu hadis kitabı nisbet edilen Beşşar b. Abdullah gibi tanınmış kişiler vefat ettiler.

