El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yüzaltmışaltıncı Senesi

Bu senenin muharrem ayında Harun Reşid Bizans'tan gelip büyük bir debdebe ve alayişle Bağdat'a girdi. Beraberindeki Rumlar, altın ve diğer paralardan oluşan cizyeleri taşıyorlardı. Bu senede Mehdi, Musa el-Hadi'den …

Bu senenin muharrem ayında Harun Reşid Bizans'tan gelip büyük bir debdebe ve alayişle Bağdat'a girdi. Beraberindeki Rumlar, altın ve diğer paralardan oluşan cizyeleri taşıyorlardı.

Bu senede Mehdi, Musa el-Hadi'den sonrası için oğlu Harun Re-Şİd için veliahdhk bey'atı aldı. Harun'a, Reşid lakabı verildi.

Bu senede Mehdi, Yakub b. Davud'a gazaplandı. Yakub, Mehdi'nin yanında yükselmiş, itibar sahibi olmuştu. Nihayet Mehdi onu vezir edinmişti. Vezirlikte de yükselmişti. Öyle ki Mehdi, bütün halifelik işlerini onun idaresine bırakmıştı.

Bu hususta şair Beşşar b. Bürd şöyle demiştir:

"Ey Ümeyye oğulları; uyanın artık, çok uzun süre uyudunuz.

Halife, Yakub b. Davud'dur.

Sizin hilafetiniz kaybolup gitti ey millet!

Allah'ın halifesini içki ve ud arasında arayın."

Fesatçılar ve jurnalcılar, Yakub b. Davud ile halifenin arasın bozmaya uğraştılar. Nihayet onu halifenin gözünden düşürdüler. pj+ ne çıkardıklarında ve jurnalcilik yaptıklarında her defasında Yakub halife Mehdi'nin huzuruna çıkıyor ve durumu düzeltiyordu. Nihayet anlatacağımız şu olay meydana geldi:

Yakub b. Davud, bir gün halife Mehdi'nin huzuruna girdi. Mehdi büyük bir meclis tertiplemişti. Meclisine çeşitli sergiler ve türlü ipekler serdirmişti. Bulunduğu mekanın çevresinde çeşitli çiçeklerle donatılmış vazolar vardı. Mehdi, ona şöyle sordu:

- Ey Yakub, şu meclisimizi nasıl buldun?

- Ey mü'minlerin emiri, bundan daha güzel bir meclis görmüş değilim.

- İçindeki eşyalarla birlikte bu meclis artık senindir. Ayrıca sevincin zirveye çıksın diye şu gördüğün cariye de senin olsun. Yalnız yapmam istediğim bir işim var.

- Nedir o iş, ey mü'minlerin emiri?

- Ben sana söylemeden, 'evet yapacağım' de.

- Evet. Baş üstüne, yapacağım, emrini dinleyecek ve sana itaat

edeceğim.

- Vallahi, de. -Vallahi.

- Başım hakkı için mi?

- Evet, başın hakkı için.

- Elini başıma koy ve bunları tekrarla.

Ben de dediğini yaptım. Sonra bana şöyle dedi:

- Şurada Alevilerden bir adam var. Benim için onur. hakkından gelmeni istiyorum!

Açıkça anladığıma göre sözünü ettiği o adam; Hasan b. ibrahim b. Abdullah b. Hasan b. Hasan b. Ali b. Ebi Talib idi. Ben:

~ Evet yapacağım, dedim.

- Bu işi acele yap, dedi.

Sonra o mecliste bulunan bütün kıymetli eşyaların evime taşınmasını ve gösterdiği cariye ile 100.000 dirhemin bana verilmesini emretti. Ben, o günkü kadar çok hiç sevinmemiş tim. Eşyalar ve o cariye evime gönderildikten sonra ben cariyeyi evin bir tarafında perdelerin arkasına koydum. O, sözünü ettiği Alevinin yanıma getirilmesini adamlarıma emrettim. Alevi, yanıma getirildi. Huzurumda oturdu ve konuşmaya başladı. Ondan daha akıllı ve daha anlayışlı başka bir kimse görememiştim. Sonra adam bana şöyle dedi:

- Ey Yakub, ben Rasûlullah (s.a.v.)'ın kızı Fatıma'nm evladında-nım. Beni Öldürerek Allah'ın huzuruna nasıl çıkacaksın?

vallahi seni öldürmeyeceğim, sen dilediğin yere dilediğin

- Ben falan memlekete gitmek istiyorum.

- Nasıl istiyorsan öylece git. Yalnız Mehdi seni görmesin. Aksi kdirde sen de ben de helak oluruz! ta Adam yanımdan çıkıp gitti. Onu yolda koruyacak ve istediği nılekete ulaştıracak iki adamı da yanma kattım. Fakat Mehdi'nin ifna hediye ettiği cariyenin içeride saklı durduğu yerde, benimle o dam arasında geçen konuşmalardan haberdar olduğunu bilmiyordum- Meğerse o cariye beni gözetlemekle görevli bir casusmuş. He-men kendi hizmetçisini Mehdiye göndermiş ve benimle o adam arasında cereyan eden konuşmaları kendisine bildirmişti. Bunun üzerine Mehdi o adamın gittiği yola askerlerini göndermiş, onu yakalatarak yanına celb etmişti. Adamı hilafet karargahında bir odaya hapsettikten sonra ikinci gün bana haber göndermişti. Ben de yanına gittim. Aleviyi yakalattığından haberim yoktu. Huzuruna vardığımda bana şöyle sordu:

- Alevi ne oldu?

- Öldü.

- Vallahi mi? -Vallahi.

- Elini başımın üzerine koy ve hayatına yemin et!

Ben de öyle yaptım. Sonra: "Ey köle, odadaki tutukluyu buraya getir!" dedi. Alevi odadan çıkıp karşıma gelince, artık kendimden geçtim ve söyleyecek bir söz bulamadım.

Mehdi bana: "Artık senin kanın bana helaldir." dedi ve bir kuyuya atılmamı emretti. Öyle bir kuyuya atıldım ki, orada ne bir ses duyabiliyordum ne de birşey görebiliyordum. Aradan bir zaman geçince gözlerimi kaybettim, saçlarım uzadı. Adeta hayvana benzedim. Üzerimden uzun zamanlar geçti. Bir gün bana seslenildiğini duydum. Kuyudan çıkarıldım, halifenin huzuruna götürüldüm. Bana: "Mü'minlerin emirine selam ver." denildi. Karşımdaki halifenin Mehdi olduğunu sanarak selam verdim. Mehdi adından söz ettiğimde karşımdaki halife; "Allah Mehdi'ye rahmet etsin." dedi. "Karşımdaki adam Hadi mi?" diye sorduğumda yine halife: "Allah Hadi'ye de rahmet etsin, diye cevap verdi. Ben: "Karşımdaki halife Harun Reşid midir?" ıye Sorduğumda şu cevabı verdi:

- Evet, ben Harun Reşid'im. mü'minlerin emiri! Başıma gelen musibeti, zayıflık ve hastaki1 görüyorsun. Uygun görüyorsan beni serbest bırak.

- Nereye gitmek istiyorsun?

- Mekke'ye gitmek istiyorum.

- Haydi git, yolun açık olsun.

Yakub, Mekke'ye gitti. Orada çok az bir süre ikamet ettikten sor, ra vefat etti. Allah ona rahmet etsin.

Kendisinden bahsettiğimiz Yakub b. Davud, karşısında nebiz iÇe halife Mehdi'ye öğüt verir, böyle yapmamasını ve şarkıcı kadınla», dinlememesini tavsiye ederdi. Bu yaptığından ötürü Mehdi'yi kına ve şöyle derdi:

- Sen beni bu işler için vezir tayin etmedin. Bu işlerde sana arkadaşlık edeceğimi söylememiştin. Mescid-i Haram'da beş vakit nama? kıldıktan sonra nasıl olur da içki içersin ve cariyeler senin huzurunda nasıl şarkı söylerler?

-Abdullah b. Cafer de şarkıcı kadınları dinlemişti.

- Bu onun iyiliklerinden sayılmıyor. Eğer bu, insanı Allah'a yaklaştıran bir davranış olsaydı, kul buna devam ettiği sürece elbette ki daha faziletli bir iş olacaktı. Ama gel gör ki, iş böyle değildir.

Bu konuda şairlerden biri Mehdi'yi, yaptığı işe teşvik ederek şöyle demişti:

"Yakub b. Davud'u yanından uzaklaştır ve bir tarafa at. Kokusu güzelce saçılan içkiye yönel."

Bu senede Mehdi, İsabaz adıyla bilinen sarayına gitti. Bu saray daha Önce kerpiçle yaptırdığı ilk sarayından sonra tuğla ile inşa edilmişti. Buraya gidip yerleşti ve burada dinar ve dirhem bastırdı.

Bu senede halife Mehdi, daha önce hiç kimsenin yapmadığı bir işi yaptı; Mekke ve Medine arasına posta seferleri koydurdu.

Bu senede Musa el-Hadi, Cürcan'a gitti.

Yine bu senede halife Mehdi, Ebu Hanife'nin talebesi Ebu Yusuf u kadılığa tayin etti.

Bu senede Küfe valisi İbrahim b. Yahya b. Muhammed, insanlara haccettirdi.

Daha önce Harun Reşid ile Bizanslılar arasında yapılan barış antlaşmasına uyularak bu senede Bizans'a gazaya gidilmedi.

Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında Sadaka b. Abdullah es-Semin, Ebu'l-Eşheb elUtaridî, Ebu Bekir en-Nehşelî ve Ufeyr b. Ma'dan bulunmaktadır.