Bu senede Sümame b. Velid, Anadolu'ya gazaya gitti. Dabık mıntıkasında konakladı, Bizanslılar ona saldırdılar. Bu nedenle Müslümanlar Dabık şehrine girme imkanını bulamadılar.
Bu senede halife Mehdi, kuyu kazılmasını, atölyeler yapılmasını ve Mekke yolunda köşkler inşa edilmesini emretti. Bu köşklerin inşaatı işine de Yaktin b. Musa'yı görevlendirdi. Yaktin, bu işle on sene kadar uğraştı. Nihayet hicretin 171. senesine kadar bu işi tamamladı. Öyle ki Irak'tan Hicaza giden yol, yolların en rahatı, en güvenlisi ve en kolayı oldu.
Bu senede halife Mehdi, Basra camini kıble ve batı tarafından genişletti. Ayrıca vilayetlere mektuplar yazarak, cemaat mescitlerinde-ki maksurelerin kaldırılmasını ve minberlerin Rasûlullah (s.a.v.)'m minberi ölçüsüne indirilmesini emretti. Bu emri bütün şehirlerde yerine getirildi.
Bu senede Mehdi'nin veziri Ebu Ubeydullah'm rütbesi düştü. Halife nezdinde hainliği ortaya çıktı. Mehdi de onu kontrol edecek birini başına tayin etti. Bu kişinin adı İsmail b. Uleyye idi. Bundan sonra Mehdi, Ebu Ubeydullah'ı uzaklaştırdı. Karargahı dışına çıkardı.
Bu senede Afiye b. Yezid el-Ezdî kadılığa atandı. O, İbn Ülase ile birlikte Rusafe şehrinde Mehdi'nin garnizonunda hüküm veriyordu.
Bu senede Horasan'a bağlı Merv şehrinin kasabalarından birinde Mukanna' adlı biri isyan etti. Mukanna', tenasühün (ruh göçünün) gerçek olduğunu iddia ediyordu. Birçok kimse onun "peşine takıldı ve ona uydu. Mehdi, birkaç komutanını ve kalabalık bir askeri birliği ü-zerine şevketti. Bu komutanlar arasında, Horasan emiri Muaz b. Müslim de vardı. İki taraf arasında, ileride anlatacağımız hadiseler cereyan etti.
Bu senede Mehdi'nin oğlu Musa el-Hadi insanlara haccettirdi.
Bu senede İsrail b. Yunus b. İshak es-Sebiî, Zaide b. Kudame, Süfyan b. Said b. Mesruk es-Sevrî vefat ettiler. Sevrî, İslâm imamlarından ve abidlerinden biri idi. Kendisine uyulan bir şahsiyetti. Künyesi Ebu Abdullah'tır. Kûfelidir. Tabiilerin birkaçından rivayette bulunmuş, imamlardan ve diğerlerinden oluşan bir grup insan da ondan rivayetlerde bulunmuştur. Şu'be, Ebu Asım, Süfyan b. Uyeyne, Yahya b. Main gibi birçok kimse: "Sevrî, hadiste mü'minlerin emiri idi-demişlerdir.
İbn Mübarek dedi ki: "Ben, 1.100 üstaddan nakillerde bulundum ve hadis yazdım. Ama Sevrî, bunların en üstünü ve en faziletlisi idi-Eyyüb: "Sevrî'den daha faziletli bir Kûfeli görmedim." demiştir. Yunus b. Ubeyd: "Ondan daha faziletli birini görmedim." demiştir. Ab-
dullah: Sevrî'den daha fakih olan bir kimseyi görmedim." demiştir. c;u'be: "Sevrî, takva ve ilim hususunda insanlara lider oldu." demiştir-
Yine Şu'be şöyle demiştir: "Mezhep sahipleri şu üç kişidir: Kendi
?amanında İbn Abbas, kendi zamanında Şa'bî, kendi zamanında da
Sevrî."
İmam Ahmed b. Hanbel dedi ki: "Kalbimde Sevrî'den daha öncelikli biri yoktur." Böyle dedikten sonra da sözünü şöyle sürdürmüş: "İmamın kim olduğunu biliyor musun? İmam, Süfyan-ı Sevrî'dir."
Abdürrazzak dedi ki: «Sevrî'nin şöyle dediğini işittim: "Kalbime her neyi yerleştirip hıfzettimse, mutlaka o şey bana hıyanette bulundu. Öyle ki, ben artık bir dokumacının yanından geçerken onun şarkı söylediğini görünce, şarkısının sözlerini ezberlemekten korktuğum için kulaklarımı tıkıyorum."»
Yine Sevrî şöyle demiştir: "Cenâb-ı Allah'ın beni hesaba çekeceği 10.000 dinarı geride bırakmaktansa, insanlara muhtaç kalmayı daha
çok arzularım."
Muhammed b. Sa'd dedi ki: «Sevrî'nin, hicri 161. senede Basra'da vefat ettiği hususunda âlimler görüş birliği etmişlerdir. Vefat ettiği günde altmışdört yaşındaydı. Vefatından sonra adamın biri onu rüyasında görmüş ki; o, Cennet'te bir hurma ağacından diğerine, bir ağaçtan başka bir ağaca uçuyormuş ve uçarken şu ayet-i kerimeyi okuyormuş: "Bize verdiği sözde duran Allah'a hamd olsun." (ez-Zümer, 74.)»
Sevrî şöyle demiştir: "Kişi çabucak baş olursa ilmin çoğundan geride kalır."
Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetlerden biri de şudur:

