Bu senede Horasan'da ortaya çıkan ve tenasühün (ruh göçü) varlığını iddia eden zındık Mukanna' kuşatma altına alındı. Mukanna'm bu cahilliğine ve sapıklığına; ayak takımı ve aşağı tabaVadan bazı kimseler tabi oldular. Bu senenin başında Keş kalesine sığındı. Said el-Hureyşî, onu kuşatma altına aldı ve kuşatmayı ısrarlı bir şekilde sürdürdü. Mukanna' mağlup olacağını anlayınca zehir içti, karılarına da içirdi. Hepsi öldüler. Allah'ın laneti üzerlerine olsun.
Ölümünden sonra İslâm askerleri onun kalesine girdiler. Başım koparıp halife Mehdi'ye gönderdiler. Mehdi o sıralarda Halep'te bulunuyordu.
İbn Hallikan dedi ki: «Mukanna'm asıl adı, Atâ idi. Hakim olduğunu söyleyenler varsa da meşhur olan rivayete göre asıl adı Atâ'dır-Önceleri elbiseleri beyaza boyar ve bu işle uğraşırdı. Sonra rablık iddiasında bulundu. Ayrıca o, tek gözlü, çirkin görünümlü bir kimseyo1-Yüzüne altın bir maske takardı. Bu cahilliğine birçok kimseler d İnsanlara iki aylık bir mesafeden bir ay gösterirdi ve bu ay sonra
!f tıp kaybolurdu. Bu gösterisi üzerine çok kimseler ona kuvvetli bir
ançla bağlandılar ve onu silahla korumaya başladılar. Allah'ın la1ti onun üzerine olsun. Onların söylediklerinden Allah, elbette ki cok yüce ve üstündür.
İddialarına göre Cenâb-ı Allah, Âdem peygamberin suretinde zuhur etmiş, bu nedenle melekler ona secde etmişlerdir. Sonra Cenâb-ı Allah, Nuh peygamberin suretinde zuhur etmiş, ondan sonra da bütün peygamberlerin suretinde insanlara zuhur edip görünmüştür. En sonunda Ebu Müslim elHorasanî'nin vücuduna, ondan sonra da kendisinin vücuduna girdiğini iddia etmişti.
Keş taraflarında, Maveraünnehir'de tamir edip yenilediği kalesinde iken Müslümanlar onu kuşattılar. Bu kaleye Senam adı verilir. O sırada kendisi ve karıları zehir içtiler ve öldüler. Müslümanlar da onun mallarını ele geçirdiler.»
Bu senede halife Mehdi, Bizans'a gazaya göndermek üzere Horasan'dan ve diğer beldelerden asker toplayarak bir ordu hazırladı. Bu ordunun başkomutanlığına oğlu Harun Reşid'i tayin etti. Bağdat çıkışında bu orduyu kendisi de uğurladı. Birkaç konak gittikten sonra döndü. Bağdat'ta oğlu Musa el-Hadi'yi vekil bıraktı.
Harun Reşid komutasındaki orduda Hüseyin b. Kahtabe, Hacib er-Rebi, Halid b. Bermek de bulunuyordu. Halid, Harun Reşid'in veziri gibi idi. Bilindiği gibi o sırada Harun Reşid, Mehdi'nin veliahdı ve oğluydu. Bu orduda Harun Reşid'in katibi ve vekilharcı olan Yahya b. Halid de vardı. Halife Mehdi, oğlu Harun Reşid'i uğurladı. Onunla birlikte bir müddet yol gitti. Nihayet Harun Reşid, Bizans sınırına vardı. Sınırda, Mehdiye diye adlandırılan şehre geldiler. Sonra Mehdi, Şam'a döndü. Beyt-i Makdis'i ziyaret etti.
Harun Reşid, kalabalık ordusuyla Bizans'a girdi. Cenâb-ı Allah, ona çok fetihler müyesser kıldı. Bu ordu orada bol miktarda ganimet ele geçirdi. Halid b. Bermek'in de bu gazada büyük yararlılıkları olmuştu ki, oaun yaptıklarını başkaları yapamazdı. Harun Reşid, mu-^affenyec Jiujıia^u Süleyman b. Sermek ile halife Mehdi'ye ulaştırdı. Mendi de âaleymdd'a ikramda bulundu ve bol miktarda armağan verdi.
Bu senede halife Ma^iı, dun^si Âbdlissamed b. Ali'yi, Cezire vali-hgınden azletti. Yerine Züfer o. Asım di-Hilalî'yi atadı. Sonra onu da j^edip yerine Abdailah b Salih D Alryı .dCadı< oğlu Harun Reşid'i,
agrib, Azerbaycan ve Ermeniye valiliklerine atadı. Yahya b. Halid 1 eri*ıek'i de yazı işleri müdürlüğüne tayin etti. Ba senede bir grup yj azledip yerlerine yenilerini atadı. u Senede Mehdi'nin oğlu Ali insanlara haccettirdi.
Hicri 163. senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında İbr;, him b. Tahman, Hureyz b. Osman elHumusi er-Rahabî, Musa b. AV el-Lahmi el-Mısrî, Şuayb b. Ebi Hamza ve Seffah'ın amcası Ali b. Ak dullah b. Abbas da bulunmaktadır. Kasr-ı İsa diye bilinen köşk v* Bağdat'taki Nehr-i İsa diye bilinen nehir, bu zata nisbet edilir. Yahv b. el-Maîn'in anlattığına göre bu zatın güzel bir hayat tarzı vardı v sultandan uzakta dururdu. Bu senede yetmişsekiz yaşında iken vefat etti.
Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında Hemmam b Yahya, Yahya b. Ebi Eyyüb el-Mısrî ve Ubeyde binti Ebi'l-Kilâb el-Abide de bulunmaktadır. Bu hatun, Allah'ın haşyeti ve korkusu nedeniyle kırk sene müddetle ağlamış, nihayet gözlerini kaybetmişti. Bu hatun şöyle derdi: "Ölmeyi istiyorum, çünkü yaşadığım takdirde bir günah işlerim de bu, kıyamet gününde-benim helak sebebim olur diye korkuyorum."

