Emin, bu senenin safer ayında halktan, üzerlerinde kardeşi Me'-mun'un adı yazılı dirhem ve dinarlarla muamele yapmamalarını istedi ve Me'mun için minberlerde dua yapılmasını yasakladı. Kendisi ve kendisinden sonra oğlu için dua edilmesini emretti.
Bu senede Me'mun kendini, "Müminlerin imamı" diye adlandırdı.
Bu senenin rebiyülahir ayında Emin, Ali b. İsa b. Mahan'ı; Cebel, Hemedan, İsfahan, Kum ve oralara bağlı mıntıkaların valisi olarak tayin etti. Ona, Me'mun ile savaşmasını emretti, ayrıca onunla birlikte büyük bir askeri birliği de harekete geçirdi. Bu askeri birliğe çok masraf yaptı. Ali b. İsa'ya 200.000, oğluna 50.000 dinar, 2.000 süslü kılıç, 6.000 de hil'at verdi.
Neticede Ali b. İsa b. Mahan, 40.000 süvari savaşçı ile Bağdat'tan çıktı. Yanında bir gümüş pranga vardı, bununla Me'mun'u bağlayıp getirecekti. Emin, onu uğurlamaya çıkıp onunla birlikte gitti.
Nihayet Rey şehrine vardığında, emir Tahir 4.000 askerle Ali b. İsa'nın karşısına çıktı. Karşılıklı müzakereler sonucunda anlaşamadılar ve savaşa tutuştular. Ali b. İsa öldürüldü. Arkadaşları dağılıp bozguna uğrayıp dağıldılar. Ali'nin başı ve gövdesi, emir Tahir'e gönderildi Emir Tahir, bu durumu Me'mun'un veziri Zürriyaseteyn'e bildirdi.
Ali b. İsa'yı, Tahir es-Sagîr adında biri öldürmüştü. Ona "İki elli anlamına gelen "Zülyemineyn" adı verildi. Çünkü o, kılıcı iki eliyle tutarak Ali b. İsa b. Mahan'ı boğazlamıştı.
Me'mun ve maiyeti, bu duruma çok sevindiler. Bu haber Dicle ır-niağında balık avlamakta iken Emin'e ulaştı. Emin: "Yazıklar olsun size, bırakın beni hele. Kevser iki balık avladı, ben henüz avlayama-dım!" dedi.
İnsanlar, Bağdat'ta fitne çıkarıp kötü haberlere daldılar. Bu işin kötü sonla biteceğinden korktular.
Muhammed el-Emin, ahdi bozduğuna ve kardeşi Me'mun'u hal' ettiğine üzüldü, çok pişman oldu. Meydana gelen bu feci durumdan dolayı endişeye kapıldı. Bu haber kendisine bu senenin şevval ayında
ulaşmıştı.
Emin, Abdurrahman b. Cebele el-Enbarî'yi, 20.000 savaşçıyla Tahir b. Hüseyin b. Mus'ab ve beraberindeki Horasanlılarla savaşması için Hemedan'a gönderdi.
Abdurrahman b. Cebele ve beraberindeki savaşçılar, Tahir b. Hüseyin'e yaklaştıklarında karşılıklı iki cephe kuruldu ve iki taraf şiddetlice savaşa tutuştular. Neticede her iki taraftan da çok ölü verildi. Sonra Abdurrahman b. Cebele'nin adamları bozguna uğrayıp Hemedan'a kaçtılar ve oraya sığındılar. Tahir, onları çembere aldı. Nihayet onlar da barış talebinde bulunmak mecburiyetinde kaldılar. Tahir onlarla barış antlaşması yaptı, kendilerine eman verdi ve barış antlaşmasına riayet etti.
Abdurrahman b. Cebele, Bağdat'a dönmek üzere yola koyuldu. Kimseye ilişmeyeceğini söyledi. Sonra Abdurrahman, Tahir'in adamlarına ihanet etti. Aniden onların gaflet hallerinden yararlanarak ü-zerlerine saldırdı ve bazılarını öldürdü. Onlar Abdurrahman'a karşı direndiler, sonra hücuma geçip Abdurrahman'ı öldürdüler ve adamlarını bozguna uğrattılar. Abdurrâhman'm adamları, perişan bir halde kaçmaya başladılar. Bağdat'a döndüklerinde işler alt üst oldu, çeşitli ve yalan haberler çoğaldı. Bu hadise, bu senenin zilhicce ayında meydana geldi.
Tahir, Emin'in Kazvin ve oraya bağlı yerlerdeki amilini kovdu. Böylece Me'mun'un durumu o mıntıkalarda cidden kuvvetlendi.
Bu senenin zilhicce ayında Şam'da, Süfyanî olayı meydana geldi.
Süfyanî'nin asıl adı, Ali b. Abdullah b. Halid b. Yezid b. Muaviye D. Ebi Süfyan'dır. Bu kişi Şam valisini Şam'dan azledip kovmuş, insanları kendisine bey'ata davet etmişti. Emin de onun üzerine bir askeri birlik gönderdi. Bu askeri birlik, Şam'a gelmeyip Rakka'da ikamet etti. Sonra ileride anlatacağımız bazı olaylar meydana geldi.
Bu senede Hicaz valisi Davud b. İsa, insanlara haccettirdi.

