Bu senede halife Mansur, katibi Ebu Eyyüb el-Muriyanî'ye ga-
olandı. Onu, kardeşi Halid'i ve kardeşinin oğulları Said, Mesud,
M halled ve Muhammed'i hapse attırdı. Onlardan çok miktarda para
lS Bunun sebebi de şudur: İbn Asakir'in anlattığına göre, Ebu Cafer 1-Mansur, gençliğinde Musul'a hiçbir şeyi bulunmayan yoksul bir ki-■ olarak gitmiş, bir kaptanın yanında çalışmış, nihayet bir miktar nara kazanarak bir kadınla evlenmişti. Sonra o kadına, kendisinin kısa zaman sonra hükümdar ailesi arasına gireceği ümidim aşılamaya başlamıştı. Derken kadın ondan hamile kaldı. Fakat bir süre sonra Enıeviler Mansur'u aramaya başladılar. Mansur, yakalanmaktan korktuğu için hamile karısını Musul'da bırakıp kaçtı. Fakat kaçarken, karısının yanma nesebini bildiren bir belge bıraktı. Kendisinin Abdullah b. Muhammed b. Ali b. Abdullah b. Abbas olduğu o belgede yazılıydı. Karısına, kendisine haber gönderdiği anda yanına gelmesini oğlan doğurması halinde adını Cafer koymasını emretti. Kadın, bir erkek çocuk doğurdu. Bu çocuk büyüdü, yazı öğrendi, Arapçayı ve edebiyatı tahsil etti. Bu alanda çok sağlam bilgilere sahip oldu.
Derken hakimiyet Abbasilerin eline geçti. Seffah başa geçince kadın onu araştırdı, kocası olmadığını anladı. Sonra Mansur başa geçti. Bu sırada oğlu Cafer, Bağdat'a gitti ve yazıcılar arasına katıldı. Man-sur'un yazı işleri müdürü Ebu Eyyüb el-Muriyanî, kendisini beğendi. Cafer, burada kıdem alıp yükseldi. Bir gün Ebu Eyyüb, onu da yanına alarak halife Mansur'un huzuruna girdi. Halife, oğlu Cafer'i süzmeye başladı, göz altından onu iyiden iyiye izledi.
Halife Mansur, daha sonra bir gün, yanına bir katibin gelmesi için hizmetçisini gönderdi. Oğlu Cafer huzuruna geldi. Mansur'un huzurunda Cafer yazı yazmaya başladı. Mansur ona iyiden iyiye baktı. Sonra adını sordu. Cafer olduğunu söyleyince: «Sen kimin oğlusun?» diye sordu. Çocuk sustu. Mansur ona: «Neyin var, niçin konuşmuyorsun?» diye sorunca Cafer: «Ey mü'minlerin emiri, benim durumum Şöyle ve şöyledir.» diyerek başından geçenleri anlattı.
Halifenin yüzünün rengi değişti. Sonra annesinin adını sordu, çocuk annesinin admı ve durumunu anlattı. Halife ona Musul şehrinin burumunu sordu, çocuk da anlatmaya başladı. Halife, hayretler için-eydi, olanlara şaşıyordu. Sonra onu pahalı bir gerdanlık ve bol mik-arda para, bir de mektupla annesine gönderdi. İşin iç yüzünü ve oğ-Unun burumunu ona anlatmasını söyledi. Çocuk bu gerdanlığı, para-g,ve Mektubu alarak halifenin gizli kapısından dışarı çıktı. Sonra bu Eyyüb'a uğradı. Ebu Eyyüb ona: «Halifenin huzurunda niye bu kadar uzun süre bekledin?» diye sordu. Çocuk da: «Bana çok inekte*, yazdırdı.» diye cevap verdi. Sonra aralarında tartıştılar ve Cafer h öfkelenerek Ebu Eyyüb'ün yanından ayrılarak yola koyuldu. Musul' gitmek için binek kiraladı. Gidip durumu annesine anlatacak ve on çoluk çocuğuyla alıp Bağdat'a, halife babasının yanına getirecekf Birkaç konaklık yolu katetti. Bu arada Ebu Eyyüb onun nereye gitti ğini sordu. Kendisine, yola çıktığını söylediler. Ebu Eyyüb, Cafer'in kendisine ait sırları halifeye ifşa ettiğini ve bu nedenle kaçtığım zannetti. Peşine adam taktı ve gönderdiği adama da: «Onu nerede bulursan hemen yanıma getir.» dedi. Adam onu aramaya başladı, yolda bir konakta yakaladı. Boğdu ve cesedini bir kuyuya attı. Yanındaki ger-danhğı, para ve muktubu alıp Ebu Eyyüb'ün yanma döndü. Ebu Eyyüb, halifenin mektubunu görünce yaptığına çok pişman oldu ve korkuya kapıldı.
Halife Mansur, oğlunun geciktiğini görünce durumunu araştırmaya başladı. Neticede Ebu Eyyüb'ün adamının onu yakalayıp Öldürdüğünü anladı. O zaman Ebu Eyyüb'ü huzuruna çağırdı ve ona büyük bir para cezası verdi. Sonra da işkence etmeye başladı. Nihayet bütün mal ve eşyalarım elinden aldı, sonra da onu öldürdü ve: «Bu benim sevgili oğlumu Öldürdü.» dedi. Mansur oğlunu her hatırladıkça şiddetli bir üzüntüye kapılırdı.
Bu senede Afrika beldelerinde Suferilerden ve diğerlerinden olan Hariciler ayaklandılar. 350.000 kadar süvari ve piyade birliği oluşturdular. Başlarında Ebu Hatim el-Enmatî ile Ebu Abbad vardı. 40.000 kişilik birliğiyle Ebu Kurra es-Suferî de bunlara katıldı. Bunlar, İfrikiye valisiyle savaştılar. Onun askerlerini bozguna uğratarak kendisini öldürdüler. Valinin adı, Ömer b. Osman b. Ebi Sufre idi. Daha önce de anlatıldığı gibi bu zat, Sind valisi idi. İşte Hariciler onu öldürdüler. Allah ona rahmet etsin. Hariciler, İfrikiye'de fesad ve karışıklığı fazlalaştırdılar. Kadın, çoluk, çocuk demeden çok sayıda kimseyi öldürdüler.
Bu senede halife Mansur, halkın siyah renkli uzun külahlar giymesini mecburi kıldı. Öyle ki, insanlar bu uzun külahı tutabilmek için içerisine sopa yerleştiriyorlardı.
Şair Ebu Dülame, bu konuda şöyle bir şiir söylemişti:
«Halifenin herşeyi artırmasını ümid ediyorduk ama, kendisine ümid bağladığımız halife, sadece külahların uzunluğunu artırdı.
Adamların başlarındaki şu uzun külahların, bornozlarla örtülmüş Yahudi küplerini andırdığını görürsün.»
Bu senede Ma'yuf b. Yahya el-Hacurî, Anadolu'ya gazaya gitti üUlnîardan çok sayıda esir aldı. Esirlerin sayısı 6.000 küsur civarındaydı- Bol miktarda malı da ganimet olarak ele geçirdi.
Bu senede halife Mansur'un veliahdı ve oğlu insanlara haccettirdi Mekke ve Taif valisi Muhammed b. İbrahim, Medine valisi Hasan b Zeyd, Küfe valisi Muhammed b. Süleyman, Basra valisi Yezid b. Mansur ve Mısır valisi Muhammed b. Said idi. Vakidî'nin anlattığına göre Yezid b. Mansur, halife Mansur tarafından Yemen valiliğine atanmıştır. Doğrusunu Allah bilir.
Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler şunlardır: Eban b. Şam'a, Üsame b. el-Leysî, Sevr b. Yezid el-Humusî, Hasan b. Amma-re, Kutr b. Halife, Muammer, Hişam b. el-Gazi. Doğrusunu Allah bilir.

