El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yüzkırkikinci Senesi

Bu senede Sind valisi Uyeyne b. Musa b. Ka'b, halifeye başkaldırdı. Halife, Ömer b. Hafs b. Ebi Süfra komutasında bir askeri birlik hazırlayarak onun üzerine gönderdi/Ayrıca Ömer'i, Sind ve Hind eyaletine vali olarak …

Bu senede Sind valisi Uyeyne b. Musa b. Ka'b, halifeye başkaldırdı. Halife, Ömer b. Hafs b. Ebi Süfra komutasında bir askeri birlik hazırlayarak onun üzerine gönderdi/Ayrıca Ömer'i, Sind ve Hind eyaletine vali olarak atadı. Ömer b. Hafs, Uyeyne ile savaştı. Onu mağlub etti ve Sindi onun elinden teslim aidi.

Bu senede Taberistan1 daki İsbahbaz, Müslümanlarla yapmış olduğu antlaşmayı bozdu. Taberıstan'daki Müslümanların bir kısmım öldürdü. Halife de Hazim b. Hüzeyme ve Ravh b. Hatim komutasında bir askeri birliği hazırlayıp onun üzerine gönderdi. Bunlarla beraber Mansur'un azatlısı Merzuk Ebu Hasib de vardı. Bunlar gidip İsbahbaz'ı uzun bir sü*e kuşatma altında tuttular. İsbahbaz'ın içinde bulunduğu kaleyi fethetmek uzaymca yoruldular. Buna bir hüe yapmak istediler. Ebu Hasib dedi ki: «Siz beni dövün, saçımı ve sakalımı traş edin.» Onlar da böyle yaptılar. O da sanki Müslümanlara kızmış gibi bir tavır takındı ve İsbahbaz'm yanına gitti. Gerçekten de Müslümanlar Ebu Hasib'i dövmüşler, sakalını traş etmişlerdi.

Ebu Hasib, İsbahbaz'm bulunduğu kaleye girdi. İsbahbaz onun gelişine sevindi. Ona ikramda bulundu, yakınında yer verdi. Ebu Hasib de ona samimi bir dost gibi davrandı, hizmetinde bulundu. Nihayet bir fırsatım bulup onu tuzağa düşürdü.

Ebu Hasib, İsbahbaz yanında mevki sahibi oldu. Kaleyi açıp kapamakla görevli kişiler arasına kattılar. Ebu Hasib bu göreve atanınca Müslümanlarla mektupiaşarak, falan gecede kale kapısını kendilerine açacağını ve geldiklerinde kapıyı onlara açabilmesi için kapıya yakın bir yerde durmalarını bildirdi. Belirlenen gece olunca Ebu Hasib, Müslümanlara kalenin kapısını açtı, onlar da içeri girdiler, içerideki savaşçıları öldürdüler. Çoluk çocuğu, kadınları esir aldılar. Is-kahbaz, o esnada kaşının altında zehir bulunan bir yüzüğü olduğu gibi yuttu ve öldü. Müslümanların o günde esir aldığı kimseler arasın-<*a Ümrnü Mansur b. Mehdi, Ümmü İbrahim b. Mehdi de bulunuyorduBunlar, hükümdarların güzel kızlarmdandı.

Bu senede Mansur, Basralılar için Ceban'da bir namazgah yaptırdı. Buranın inşasını Fırat ve Eble valisi Seleme b. Said b. Cabir üstlendi.

Mansur, ramazan ayını Basra'da geçirdi, orucunu orada tuttu. Bayram namazını o namazgahta Müslümanlara kıldırdı.

Bu senede Mansur, Nevfel b. Furat'ı Mısır valiliğinden azletti, yerine Hamid b. Kahtabe'yi atadı.

Bu senede İsmail b. Ali insanlara haccettirdi.

Bu senede halifenin amcası ve Basra valisi Süleyman b. Ali b. Abdullah b. Abbas vefat etti. Vefatı, cemaziyelahir ayının bitimine yedi gün kala cumartesi günü vuku buldu. Vefat ederken ellidokuz yaşındaydı. Namazını kardeşi Abdüssamed kıldırdı.

Süleyman b. Ali, babasından, İkrime'den, Ebu Bürde b. Ebi Musa'dan rivayetlerde bulunmuştur. Aralarında oğulları Cafer ile Mu-hammed, Zeynep ve Asmaî'nin de bulunduğu bir topluluk ondan hadis rivayet etmişlerdir.

Yirmi yaşında iken saçı sakalı ağardı, o yaşta iken sakalına kına sürdü. Kerem sahibi, cömert ve övgüye layık bir kimse idi. Her sene arefe günü yüz köle azad ederdi. Haşimilerden, diğer Kureyşlilerden ve Ensâr'dan olanlara 5.000.000 dirhem civarında yardımda bulunmuştu.

Bir gün köşkünde iken, Basra evlerinden bir evde kadınların öre-ke ile yün eğirdiklerini gördü. Onlardan birinin şöyle dediğini işitti: «Keşke vali bize baksa da durumumuzu öğrense ve şu örekelerle yün eğirme zahmetinden bizi kurtarsa.» Kadının böyle dediğini işitince hemen harekete geçti. Köşkünde dolaşmaya başladı, kadınlarının altın, mücevher ve diğer zinet eşyalarını topladı. Hepsini büyük bir mendile doldurdu. Sonra bu mücevher dolu bohçayı o kadınların bulunduğu eve sarkıttı. Üzerlerine bol miktarda dinar ve dirhem saçtı, Bu durumu gören kadınlardan biri, aşırı sevincinden ötürü oracıkta oluverdi. O kadının diyetini ve eve sarkıttığı mücevherlerle paralardan hissesine düşeni, mirasçılarına verdi.

Seffah'ın halifeliği zamanında hac emirliği yaptı. Mansur'un zamanında Basra valiliği yaptı. Abbasoğullarının seçkinlerindendi. İsmail, Davud, Salih, Abdüssained, Abdullah, İsa ve Muhammed'in kardeşi idi. Seffah ile Mansur'un da amcalarıydı.

Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında Halid el-Hiz-za, Asım el-Ahvel ve bir kavle göre de Amr b. Ubeyd el-Kaderî vardır.

Amr b. Ubeyd'e, Ömer b. Ubeyd b. Sevban da denir. İbn Keysan diyenler de vardır. Teym kabilesindendir. Bu kabileden Ebu Osman el-Basrî'nin azatlısıdır. Farslılardandır. Kaderiye ve Mutezile mez-heblerinin.üstadıdır. Haşan-ı Basrî, Ubeydullah b. Enes, Ebü'i-Aliye ve Ebu Kılabe'den hadis rivayet etmiştir. İki Hammad, Süfyan b. Tjyeyne ve akranlarından A'meş, Abdülvaris b. Said, Harun b. Musa, Yahya el-Kattan ve Yezid b. Zürey' de ondan hadis rivayet etmişler-

İmam Ahnıed b. Hanbel onun için şöyle demiştir: «O, kendisinden ı,adis rivayet edilmeye ehil biri değildi.» Ali b. Medinî ile Yahya b. Main: «O, hadis konusunda önemli bir kimse değildi.» demişlerdir. İbn Main bu hususta onunla ilgili olarak şu eklemeyi yapmıştır: «O kötü bir adamdı. İnsanların ekinler gibi olduklarını iddia eden Dehri-lerdendi.» Fellas ise onun metruk ve bid'atçı bir kimse olduğunu ifade etmiştir. Yahya el-Kattan, bize ondan hadis rivayet ederdi ama sonra onu terketti. îbn Mehdi ise,ondan hadis rivayet etmezdi. Ebu Hatim, onun metruk olduğunu söylemiştir. Neseî ise, sika (mutemed) olmadığını ifade etmiştir. Şu'be, Yunus b. Ubeyd'in şöyle dediğini nakletmiş-tir: «Amr b. Ubeyd, hadiste yalan söylerdi.» Hammad b. Seleme ise Humeyd'in kendisine şöyle dediğini nakletmiştir: «Ondan hadis rivayet etme, çünkü o Hasan-ı Basrî'ye yalan isnad ediyordu.» Eyyüb ve Avf ile İbn Avn da böyle demişlerdir. Eyyüb: «Ben onun aklının tam olmadığını biliyorum.» demiştir. Matar el-Verrak ise şöyle demiştir: «Vallahi, ben hiçbir hususta onu tasdik etmem.».

İbn Mübarek ise şöyle demiştir: «Alimler onun hadisini terketti-ler. Çünkü o Kaderciliğe davet ediyordu. Birçok cerh ve ta'dil imamı onun zayıf olduğunu söylemişlerdir. Diğerleri ise ibadeti, zahidliği ve lüksten uzak durması nedeniyle onu övmüşlerdir.»

Hasan-ı Basrî onun hakkında şöyle demiştir: «Bu, âlimlerin gençlerinin efendisidir. Ama hadis nakletmediği müddetçe.» Dediler ki: O hadis nakletti, vallahi hem de çok nakletti.

îbn Hibban dedi ki: O, hadis nakledinceye kadar, takva ve ibadet ehli bir kimse idi. Daha sonra Hasan-ı Basrî'nin yanından uzaklaştı. Beraberinde bir topluluk da Hasan-ı Basrî'yi terkettiler. Bunlara Mutezile adı verildi. Hadis konusunda yalan söyler ve sahabelere söverdi. Ama bunu kasden yapmazdı, yanıldığından dolayı yapardı. Onun Şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Eğer Levh-i Mahfuz'da Ebu Leheb'in elleri kurumuşsa bu Ademoğullarına karşı ondan bir hüccet sayılmaz.»

ibn Mesud'un şu hadisi kendisine rivayet edilmişti: Özü sözü doğru ve söyledikleri doğrulanmış olan Rasûlullah (s.a.v.) bize buyurdu "Sizden birinizin ana karnında yaratılışı kırk günde tanıamlaır--- Ona dört kelime emredilir (o kelimeler de şunlardır): Rızkı, ece-J> anieli, şaki veya said oluşu.»

Ömer b. Ubeyd b. Sevban, bu rivayeti dinleyince şöyle dedi: «Eğer meŞin bu hadisi rivayet ettiğini işitseydim onu yalanlardım. Bu hadisi Zeyd b. Vehb'den işitseydim, onu sevmezdim. İbn Mesud'tan işit. şeydim, kabul etmezdim. Rasûlullah (s^a.vO'ın kendisinden de işitseydim, reddederdim. Allah'ın bu hadisi söylediğini işitseydim, ona derdim ki: Bu söz üzerine bizden misak (kesin söz) almadın!» Bu ifade küfrün en çirkin örneklerinden biridir. Eğer böyle demişse Allah ona lanet etsin. Ama eğer ona iftira edilmişse, kendisine bu iftirayı yapana Allah lanet etsin ve Allah müstehakkını versin. Abdullah b. Mübarek şöyle demiştir:

«Ey ilim talep eden kişi, Hammad b. Zeyd'e git. İlmi yumuşak huylulukla elde et. Sonra sağlam bir kayda bağla. Amr b. Ubeyd'irı eserlerinde olan bid'atlan da terket.»

İbn Adiy dedi ki: «Amr, insanları zühdü ile aldatırdı. Aslında o verilmiştir. Hadisi cidden zayıf olan bir kimsedir. Bid'atlan açığa vurur, ilan ederdi.»

Darekutnî, onun hadislerinin zayıf olduğunu söylemiştir. Hatib Bağdadî ise onun hakkında şöyle demiştir: «Hasan-ı Bas-rî'nin meclisine katıldı. Onun sohbetine iştirak etmekle meşhur oldu. Sonra Vasıl b. Atâ, onu Ehl-i Sünnet mezhebinden ayırıp uzaklaştırdı. Kaderci görüşe saplandı. İnsanları da bu görüşe davet etti. Hadis ashabından uzaklaştı. Biraz zühdü ve lüksten kaçışı vardı. Kendim insanlara böyle gösterirdi.»

Anlatıldığına göre Amr b. Ubeyd ile Vasıl b. Atâ, hicri sekseninci senede doğmuşlardır. Buharî'nin anlattığına göre Amr, hicri 142. veya 143. senede Mekke yolunda vefat etmiştir. O, Ebu Cafer elMan-sur katında itibarlı bir kimse idi. Mansur onu sever, ona saygı gösterirdi. Çünkü o âlimlerle birlikte Mansur'un ziyaretine gelir, Mansur onlara armağanlar verir; âlimler bu armağanları alır, ama Amr'ın kendisi Mansur'dan hiçbir şey almazdı. Mansur ona, diğer arkadaşlarının kabul ettikleri gibi kendisinin de armağan kabul etmesini söylerse de o hiç kabul etmezdi. İşte onun bu tavrı Mansur'u aldatmış ve Mansur katında itibar sahibi olmasına yol açmıştı. Çünkü Mansur, cimri idi. Onun bu tavnndan çok hoşlanırdı. Bu hususta şöyle bir şiir okumuştu:

«Hepiniz yavaş yürüyorsunuz. Ama buna rağmen av peşindesiniz. Yalnız Amr b. Ubeyd hariç.»

Eğer Mansur onun iç yüzünü görseydi, yanındaki âlimlerden her birinin, yeryüzü doluşunca Amr b. Ubeyd'den daha hayırlı olduklarını anlardı. Zahidlik, kişinin salih olduğunu isbatlamaya yetmez. Çünkü bazı rahipler o kadar zahid olurlar ki, onların zahidliğine ne Amr ne de birçok Müslüman, güç getiremez.

İsmail b. Halid el-Kanebî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

«Abadan'da, vefat edişinden sonra Hasan b. Cafer'i rüyada gördüm. Bana: "Eyyüb, Yunus ve îbn Avn Cennet'tedirler." dedi. Kendisine: "Ya, Amr b. Ubeyd nerede?" diye sormam üzerine, "O, Cehen-nem'dedir." dedi.»

İkinci kez rüyada görmüş, üçüncü kez görmüş, bu soruyu sorduğunda hep aynı cevabı almıştı. Amr b. Ubeyd hakkında kötü rüyalar görülmüştü.

Şeyhimiz, «Tehzib» adlı eserinde Amr b. Ubeyd'in biyografisinden uzun uzadıya bahsetmiştir. Ancak biz onun biyografisini «Tekmil» adlı kitabımızda özetledik. Burada ise onun halinden bir nebze bahsettik ki durumu bilinsin ve kimse ona aldanmasın. Doğruyu en iyi bilen elbette ki yüce Allah'tır.