El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yüzkırkyedînci Senesi

Bu senede Eşterhan el-Harezmî, Türk ordusu ile Ermeniye taraflarına saldırdı. Tiflis'e girdi, çok sayıda adam öldürdü ve Müslümanlardan ve zimmilerden çok sayıda esir aldı. Harbilerin kendisine mensup bulundukları Harb …

Bu senede Eşterhan el-Harezmî, Türk ordusu ile Ermeniye taraflarına saldırdı. Tiflis'e girdi, çok sayıda adam öldürdü ve Müslümanlardan ve zimmilerden çok sayıda esir aldı.

Harbilerin kendisine mensup bulundukları Harb b. Abdullah er-Ravendî, bu yıl içerisinde Bağdat'ta öldürüldü. O, Haricilere karşı koymak için 2.000 askeri ile birlikte Musul'da ikamet etmekteydi. Ama Mansur, Ermeniye'deki Müslümanlara yardıma gitmesi için onu gönderdi. Harb, Cibril b. Yahya'nın askerleri arasında idi. Cibril'in ordusu bozguna uğradı, Harb'in kendisi de öldü. Allah ona rahmet etsm.

Bu senede Mansur'un amcası Abdullah b. Ali öldü. O, Şam şehrini Emevilerin elinden alan kişiydi. Seffah'ın vefatına kadar orada vali olarak görev yaptı. Seffah vefat edince, bu defa halkı kendisine bey'ata çağırdı. Bunun üzerine Mansur, Ebu Müslim el-Horasanî'yi onun üzerine gönderdi. Ebu Müslim onu bozguna uğrattı, Abdullah da kardeşi ve Basra valisi Süleyman b. Ali'nin yanma gitti. Orada bir sure gizlendi. Sonra Mansur otoritesini yerleştirdi. Onu getirtip zindana attı.

Bu senenin girişiyle Mansur, hacca gitmeye karar verdi. Yola çıkağı esnada amcası ve -Seffah'ın vasiyeti üzerine- kendisinin veli-aı olan İsa b. Musa'yı çağırdı. Hapiste bulunan diğer amcası AbUuah b. Ali'yi ona teslim etti: «Bu hem benim, hem de senin düşnıa-u" °kluğumda bunu öldür, sakın bu işi savsaklama.» dedi. Man-nacca gitti. Yolda iken amcası İsa b. Musa'ya mektup yazarak Ab-an D- Ali'yi öldürmesi için teşvikte bulundu. Ve: «Sana teslim etti-y ® ne yaptın?» diye sordu. Bu soruyu içeren mektupları defalarca ba \ k- Musa'ya gelince, o, ne yapacağını şaşırdı. Yakınlarından arı ile bu konuyu görüşüp fikirlerini sordu. Görüş sahibi bazıları ona şu tavsiyede bulundular:

«Abdullah b. Ali'yi öldürmemen daha uygun olur, onu yanında tut, fakat öldürmüş gibi görün. Çünkü korkarız ki, sen bunu Öldür dükten sonra Mansur açıkça senden bunun kanını talep eder ve "Qn sen öldürdün." der. Sonra da cellada emir vererek sana kıssas tatbik ettirmek ister. Sen ona her ne kadar: "Bunu sen bana emretmiştin " desen de bunu isbatlayamazsm, o da seni bu sebeple öldürür. Aslında Mansur, ikinizden de kurtulmak için, hem onu hem seni öldürmek is-tiyor.»

İsa b. Musa, bu öğüdü dinleyince durumu değişti, amcasını yanında gizledi ve öldürmüş olduğu izlenimini verdi.

Mansur, hacdan dönünce aile efradına, yanına gelmelerini emretti ve onlara, amcası Abdullah b. Ali için şefaatçi olmalarım tenbihle-di. Onlar da şefaatçi oldular, onu öldürmemesini ısrarla talep ettiler O da güya onların bu ısrarlarına dayanamadı, isteklerini kabul etti. İsa b. Musa'yı huzura çağırtıp şöyle dedi:

- Bunlar Abdullah b. Ali'yi öldürmemem için şefaatçi oldular, ben de isteklerini kabul ettim. Abdullah b. Ali'yi bunlara bağışladım.

- Abdullah nerede? Bana emir verdiğin zaman onu öldürdüm.

- Ben sana böyle bir emir vermedim.

Mansur, kendisine daha önce böyle bir emir vermediğini söyleyip emrini inkar etti. İsa b. Musa da Mansur'un kendisine defalarca gönderdiği mektupları getirdi. Fakat o, böyle bir emir vermediğini söyleyip sözlerini inkar etti. Mansur inkarında ısrar edince, İsa b. Musa da Abdullah b. Ali'yi Öldürdüm demekte ısrar etti. Bu tartışmaların ardından da halife Mansur, Abdullah b. Ali'yi öldürmüş olduğundan ötürü İsa b. Musa'ya kısas tatbik edilmesi emrini verdi. Haşim oğulları, onu öldürmek için huzurdan dışarı çıkardılar. Kılıçlarını çekip İsa b. Musa'nın üzerine hücum ettiklerinde İsa onlara: «Beni tekrar halifeye götürün.» dedi. Onlar da kendisini halife Mansur'un huzuruna götürdüler. İsa b. Musa, ona şöyle dedi:

- Amcam Abdullah b. Ali hayattadır, onu öldürmemişim.

- Getirin öyleyse.

İsa, Abdullah b. Ali'yi sakladığı yerden çıkarıp huzura getirdi. Halife Mansur da artık birşey yapamadı. Abdullah b. Ali'nin, duvarları tuz üzerine inşa edilmiş bir zindana atılmasını emretti. Gece olunca da zindanın duvarları üzerine su döktürdü. Duvarlar çöktü ve Abdullah b. Ali, zindanda öldü.

Sonra Mansur, İsa b. Musa'yı veliahdlıktan azletti, yerine kendi oğlu Mehdi'yi tayin etti. Mehdi'yi, İsa b. Musa'dan daha üst tarafta, kendi sağında oturtmaya başladı, sonra da İsa b. Musa'ya hiç dönüp bakmadı. İzin, meşveret ve yanına girip çıkma konusunda onu kum Sonra onu sürekli olarak yanından uzaklaştırmaya, tehdit çiifflseetII1R durumlara dayanamayan İsa b. Musa, nihayet kendini veli-Hlktan hal' etti ve Mansur'un oğlu Mehdiye bey'at etti. Bu feraga-A n ötürü Mansur kendisine 12.000.000 dirhem para verdi. Böyle- t a b Musa'nın ve çocuklarının durumu Mansur nezdinde düzeldi. ur daha Önceleri kendisinden yüz çevirdiği halde artık İsa b. A/fsa'ya yönelip ona iltifat etmeye başladı.

Bu konuda aralarında çok yazışmalar ve mektuplaşmalar oldu. v. vatın kendi oğlu Mehdi'ye yapılması, İsa b. Musa'nın kendini veli-hdhktan hal etmesi konusunda çeşitli pazarlıklar cereyan etti. Mansur, halkın Mehdi'yi hiç kimseye değişmeyeceğini, ümera ve üst bakanın da bu görüşte olduğunu bildirdi. Bu zorlamalar neticesinde İsa b. Musa da istemeyerek kendini veliahdlıktan hal' etti. Mansur ona 12.000.000 dirhem verdi.

Böylece doğuda, batıda, yakında, uzakta, ülkenin her tarafında Mehdi'nin veliahdhğına bey'at edilmiş oldu. Mansur, buna çok sevindi. Halifelik onun zürriyetinde kaldı ye zamanımıza kadar devam etti. Abbasilerden gelen her halife mutlaka onun sülalesindendi. «Bu, güçlü olanın, bilenin nizamıdır.» {ei-En'âm, 96.)

Bu senede vefat eden meşhur eden şahsiyetler arasında Ubeydul-lah b. Ömer el-Ömerî, Haşim b. Haşim ve Hasan-ı Basrî'nin arkadaşı Hişam b. Hasan da bulunuyordu.