El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yüzseksenyedinci Senesi

Bu senede Bermekiler Harun Reşid tarafından öldürüldüler. Harun Reşid Cafer b. Yahya b. Halid el-Bermekî'yi öldürdü, evlerini yık Eserlerini yok etti. Büyük küçük hepsi kayboldular. Bunun sebebi hakkında çeşitli …

Bu senede Bermekiler Harun Reşid tarafından öldürüldüler. Harun Reşid Cafer b. Yahya b. Halid el-Bermekî'yi öldürdü, evlerini yık Eserlerini yok etti. Büyük küçük hepsi kayboldular.

Bunun sebebi hakkında çeşitli rivayetler vardır. İbn Cerir ve diğerleri bu rivayetleri nakletmişlerdir. Anlatıldığına göre, Harun Re-|1(*> kendi yanında hapsetmesi için Yahya b. Abdullah b. Hasan'ı Car el-Bermekî'ye teslim etmişti. Yahya da, Cafer'den merhamet dile-ttleye başlamış, nihayet Cafer de onu serbest bırakmıştı. Fadl b. Rebihu durumu Harun Reşid'e ihbar etmiş, Harun Reşid ona: "Yazıklar olsun sana! Benimle Cafer'in arasına girme. Belki de ben farkında olmadan bu hususta ona emir vermişim de bu nedenle onu salıvermiştir. " dedi. Sonra Harun Reşid, bu durumu Cafer'e sordu, Cafer doğruladı. Harun ona öfkelendi ve onu öldürmeye yemin etti. Bermekiler'e kızdı, sonra onları Öldürdü. Onlara şiddetle gazaplandı. Halbuki daha önce Bermekiler, onun nazarında insanların en kıymetlileriydiler. En çok sevdiği kimseler idiler.

Cafer ile Fadl'ın anneleri, Harun Reşid'in süt annesiydi. Harun Reşid bunlara; kendilerinden Önceki veya sonraki ekabir ve reislere nasib olmayacak miktarda çok mal ve dünyalık, yüksek payeler vermişti. Cafer bir ev yaptırmış, bu eve 20.000.000 dirhem sarfetmişti.

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Harun Reşid'in onları öldürmesinin sebebi şuydu: Harun hangi şehire, hangi bölgeye, hangi kasabaya, hangi çiftliğe, hangi bahçeye rastlarsa mutlaka burası Cafer'indir, deniliyordu. Yine başka bir rivayette anlatıldığına göre Bermekiler, Harun Reşid'in halifeliğini ortadan kaldırmak ve zındıklığı açığa vurmak istemişlerdi de Harun bu nedenle onları Öldürmüştü.

Başka bir rivayette de anlatıldığına göre Harun Reşid'in kız kardeşi Abbase nedeniyle Harun onları öldürmüştü. Her ne kadar İbn Cerir bunu anlatmaktaysa da bazı âlimler bunu inkar etmişlerdir.

İbn Cevzî'nin anlattığına göre Harun Reşid'e, Bermekiler'i Öldürmesinin sebebi sorulduğunda o şu cevabı vermiştir: "Eğer bu sebebi gömleğimin bildiğini anlasam gömleğimi yakarım!"

Cafer, izin almaksızın Harun Reşid'in yanına girerdi. Öyle ki, Harun Reşid gözdeleriyle yatağında iken dahi Cafer onun yanına girebiliyordu. Bu, elbette ki büyük bir şeref ve yüksek bir derece idi. İçki sofrasında Cafer, Harun Reşid'in en yakın arkadaşıydı. Harun Reşid halifeliğinin son günlerinde sarhoş edici içkiler kullanmaya başlamıştı. Aile efradı arasında en çok sevdiği, kız kardeşi Abbase binti Mehdi :; idi. Abbase de onun içki sofrasında hazır bulunurdu. Cafer el-Berme-kî de aynı sofrada bulunduğu için Cafer'in Abbase'ye bakmasının he- lallığım sağlamak amacıyla Abbase'yi Cafer'e nikahladı. Ama Cafer'e, Abbase ile cinsel ilişkide bulunmamasını şart koştu. Harun Reşid ba- >. zan sofradan kalkar, Cafer ile Abbase'yi sarhoş halde sofra başında bırakırdı. Bir defasında Cafer onunla cinsel ilişkide bulunmuş. Bu ilişki neticesinde Abbase gebe kalmış ve bir erkek çocuk doğurmuş, bu çocuğu cariyelerinden biriyle Mekke'ye göndermiş, bakması için o-rada bir kadının yanına bırakmıştı.

İbn Hallikan'ın anlattığına göre Harun Reşid, kız kardeşi Abbase'yi Cafer'e nikahlayınca Cafer, Abbase'ye aşırı derecede bir sevgi duymaya başlamıştı. Adeta ona meftun olmuştu. Onu baştan çıkarmaya çalıştı. Abbase ise Harun Reşid'den korktuğu için onun bu isteğine olumlu cevap vermedi. Fakat Abbase, Harun Reşid'e bir hile yaptı. Şöyle ki: Cafer'in annesi, her cuma gecesi bakire ve güzel bir cariyeyi Cafer'in odasına bırakırdı. Bir gün Abbase, Cafer'in annesine: "Beni bir cariye kılığında Cafer'in odasına sok." dedi. Cafer'in annesi korktu ama Abbase onu tehdit edince isteğini yerine getirdi. Abbase, cariye kılığında Cafer'in odasına girdiğinde yüzünü ona iyice göstermedi. Cafer onunla cinsel ilişkide bulunduktan sonra Cafer'e şöyle dedi: "Nasıl, hükümdar kızlarının hilesini gördün mü?" Ve o gece hamile kaldı. Bunun üzerine Cafer, annesinin yanma gidip: "Vallahi, beni ucuza sattın." dedi.

Sonra Cafer'in babası Yahya b. Halid, Harun Reşid ailesinin nafakasını kısmaya başladı. Öyle ki Zübeyde, bu durumu defalarca Harun Reşid'e şikayet etti. Sonradan Abbase'nin sırrı da Harun Reşid'e ifşa edildi. Harun Öfkeden kudurdu, köpürmeye başladı. Abbase, doğurduğu çocuğu Mekke'ye gönderdiğini ona bildirince, Harun, o sene bu işi açığa çıkarmak ve tahkik etmek amacıyla hacca gitti.

Başka bir rivayette anlatıldığına göre ise, cariyelerden biri Abbase'nin bu durumunu Harun Reşid'e jurnallemiş ve Cafer'le olan cinsel ilişkisini ihbar etmişti. Çocuğunun da Mekke'de bulunduğunu, orada ayrıca bol miktarda para, ziynet ve cariye de bulunduğunu söylemişlerdi. Harun Reşid bunu tasdik etmemişti. Nihayet bunu öğrenmek için aynı sene hacca gitti. Orada durumu bütün çıplaklığıyla açığa çıkardı.

Harun Reşid'in haccettiği bu senede hac emirliğim Yahya b. Halid yapmıştı. O, Ka'be'nin yanında şöyle dua etmeye başlamıştı: "Allah'ım! Eğer tüm malımın, çoluk çocuğumun ve aile efradımın benden alınması seni razı edecekse bunu yap. Sadece Fadl'ı bana bırak." Böyle dedikten sonra Ka'be'nin yanından ayrılmıştı. Mescid-i Haram'ın kapısına vardığında tekrar dönüp şöyle dua etmişti: "Allah'ım, dilersen Fadl'ı da diğer çocuklarımla beraber al. Yeter ki, sen benden razı ol. Sen razı olursan ben de razıyım. Çocuklarımdan hiçbirini müstesna kılma."

Harun Reşid hac dönüşünde Hire'ye gitti. Sonra gemiye binerek Enbar'a bağlı Gamr'a gitti. Bu senenin muharrem ayının sonunda cumartesi gecesi, hadimi Mesrur'u Hamnıad b. Salim Ebu İsmetle birlikte bir askeri birlikle yola çıkardı. Bunlar, geceleyin Cafer b. Yahya'nın etrafını kuşattılar. Hadim Mesrur, sahte tabip Bahtiyeşu ile birlikte şarkıcı Ebu Rikane el-Kelvezanî adındaki a'ma bir adamı da yanına alarak Cafer'in meclisine girdi. Cafer son derece şen, şakrak ve neşeliydi. Ebu Rikane o esnada kendisine şu şarkıyı okuyordu:

"Çok uzak görme, her yiğidin yanına ölüm gelecektir.

Ya gece ya da sabaha karşı gün doğmadan önce ölüm gelir."

Hadim ona dedi ki: "Ey Fadl'ın babası Cafer, işte ölüm geceleyin sana geldi. Halifenin çağrısına uy ve gel."

Cafer kalkıp hadimin ayaklarını öpmeye başladı. Ailesinin yanına gidip onlara vasiyetini yapması ve onlarla vedalaşması için kendisine izin vermesini rica etti. Ama hadim ona şu karşılığı verdi: "Ailenin yanına gitmene imkan yok, fakat vasiyetini yap."

Cafer de vasiyetim yaptı. Bütün kölelerini ya da kölelerinden bir grubu azad etti. Harun Reşid'in elçileri gelip bir an evvel yola koyulmasını söylediler ve onu yaka paça dışarı çıkarıp götürdüler. Nihayet Harun Reşid'in bulunduğu yere getirdiler ve eşek bukağısına vurarak hapse attılar. Ona ne yapacaklarını Harun Reşid'e sordular, boynunun vurulmasını emretti. Cellat, Cafer'in yanına gidip şöyle dedi:

- Mü'minlerin emiri, senin başını koparmamı ve kendisine götürmemi bana emretti.

- Ey Haşim'in babası, belki de mü'minlerin emiri sarhoştur. Ayıl-dığmda bu yaptığından Ötürü seni kınayabilir.

Cafer'in bu uyarısı üzerine cellat tekrar dönüp Harun Reşid'in yanma gitti ve Harun Reşid'e şöyle dedi:

- Cafer belki de senin başka şeylerle meşgul olduğundan ötürü farkında olmadan bu emri bana vermiş olduğunu söylüyor.

- Ey annesinin bıznnı emen cellat! Haydi git, onun başını kopar ve oana getir!

Cellat ikinci kez Cafer'in yanına gitti. Ama Cafer yine aynı sözü tekrarlayınca cellat, yine Harun Reşid'in yanma döndü. Harun Reşid emrini üçüncü kez tekrarlayıp şöyle dedi:

- Eğer Cafer'in başını bana koparıp getirmezsen Mehdi'nin oğlu olmayayım ki hem senin hem de onun başım koparıp bana getirecek bir celladı görevlendireceğim!

Bunun üzerine cellat, Cafer'in yanına gitti. Başını kesip Harun Reşid'in yanına getirdi ve Önüne bıraktı. Harun Reşid, aynı gecede adamlarını Bağdat'ta ve diğer şehirlerde bulunan Bermekiler'e gönderdi. Hatta yollardaki Bermekiler'i de yakalattı. Hepsim muhafaza altına alırdı. Bermekiler'den kurtulan hiçbiri olmadı. Yahya b. Halid, kendi evinde gözetim altına alındı. Fadl b. Yahya, başka bir menzile gönderildi. Sahip oldukları bütün servetler ellerinden alındı.

Harun Reşid, Cafer'in başını ve gövdesini asmaları için göndere Başı, yüksek köprünün yanında asıldı, gövdesi ikiye bölündü. Yan:-aşağı köprünün yanma, diğer yarısı ise başka bir köprünün yata; asıldı. Bundan sonra da yakıldı.

Bağdat'ta; "Bermekiler'e ve onları barındıranlara eman yoktur. Muhammed b. Yahya b. Halid bundan müstesnadır. Çünkü o, rfeye samimi davranmıştır." diye duyuru yapıldı.

^a Cafer'in arkadaşı ve zındıklıkla itham edilen Enes b. Ebi Şeyh, Reşid'in huzuruna getirildi. Onunla Harun Reşid karşılıklı ko-tu Sonra Harun Reşid, yatağının altından bir kılıç çıkardı ve bu n i la onun boynunun vurulmasını emretti. Harun Reşid, bundan ön-10 Enes'in öldürülmesiyle ilgili olarak şu şiiri okudu:

Kç Enes'e olan özlemiyle zevk aldı. Kılıç göz atar, kaderler ise onu beklerler."

Enes'in boynu vuruldu. Kılıç vücuduna değer değmez kan fışkır-dı Harun Reşid: "Abdullah b. Musaba Allah rahmet etsin." dedi. Bu kılıç ondan kendisine miras kalmıştı. Çünkü insanların anlattıklarına göre bu kılıç Zübeyr b. Avvam'a aitti.

Sonra zindanlar, Bermekikrle dolup ta^ti. Bütün malları müsadere edildi. Ellerindeki nimetler yok oldu.

Harun Reşid, Cafer'i, akşamleyin öldürtmüştü. Öldürtmeden önce, ikisi birlikte bineklerine binerek sabahleyin ava çıkmışlardı. Yanlarında veliahdlar yoktu, başbaşa kakmalardı. Cafer'e izzet ve ikramda bulundu. Akşam olunca Harun lieçid oaunla vedalaştı ve onu bağrına basıp şöyle dedi: "Eğer bu gece karılarımla başbaşa kalacak olmasaydım senden ayrılmazdım. Haydi evine git, içkini iç, neşelen. Rahat yaşa ki, benim gibi olasın.'B^n ve son lozzeUa eşit olalım." Cafer de ona şu karşılığı verdi: "Ey mü'minleıin emiri! Vallahi seninle olmadan ben bu çilingir sofrasını kurmak istemiyorum.1' Harun Reşid ona: "Hayır, mutlaka evine git." deyince Caför evine döndü. Gecenin bir kısmı geçer geçmez basma o ceza ve felaket geldi. Nitekim bunu önceki kısımlarda da anlatmıştık.

Bu hadise, bu senenin muharrem ayının son gecesi olan cumartesi gecesinde meydana gelmişti. Başka bir rivayette anlatıldığına göre u hadise bu senenin safer ayının ilk gecesinde meydana gelmiştir. Sürüldüğü sırada Cafer otuzyedi yaşındaydı.

- Oğlunun ölüm haberi Yahya b. Halid'e ulaştırıldığında: "Allah da run Reşid'in oğlunu öldürsün" diye cevap verdi Ona: "Harun se Reşid'in oğlunu öldürsün." diye cevap verdi. Ona: "Harun se-n evini yıktı." denildiğinde: "Allah da onun evlerini yıksın." diye ce-vaP verdi.

Kın ı S^dıgjöia göre Yahya b. Halid, evlerinin perdelerinin yırtıldı-

SafrrnEklerindeki mahremiyetin çiğnendiğini, evlerindeki eşyaların

Öa a!aBfliğını gördüğünde: "Kıyamet işte böyle kopar!" demiştir.

a gelert bu felaketlerden ötürü arkadaşlarından biri kendisine teselli mektubu yazmıştı. Kendisi de onun mektubuna yazdığı ceva ta şöyle demişti:

"Biz Allah'ın hükmüne razıyız. Onun bizim hakkımızda tercih t tiği hükmü biliyoruz. Allah, kulları ancak günahlarından sorumlu t tar. Allah kullara zulmedici değildir ve onun bağışlayacağı şeyler d ha çoktur. Hamd Allah'adır."

Şairler, Bermekiler'in başına gelen bu felaketler için birçok ağıt yakmışlardı. Bu ağıtlardan biri Rakkaşî'nin (veya Ebu Nüvas'ın) asa ğıdaki ağıtıdır:

"İşte şimdi biz rahata kavuştuk. Bineklerimiz de dinlendi. Yüksek sesle bağırıp çağıran yakalandı. Bineklere de ki; artık geceleyin yürümekten kurtuldunuz. Çölleri peşpeşe kat etmekten, sahralara düşmekten de emin oldu-

nuz.

Ölümlere de ki; artık sen Cafer'i ele geçirdin. Ondan sonra hiçbir lideri ele geçiremeyeceksin. Bağışlara de ki; Fadl'dan sonra artık durdurulacaksın. Musibetlere de de ki; artık sen her gün yenileneceksin. Senden bir kılıç Bermekiler'e ulaştı ki, o keskindir. Haşimilerin keskin kılıcıyla Cafer vuruldu."

Rakkası, darağacma asılı Cafer'e bakıp şöyle demişti:

"Vallahi, jurnalcılarm korkusu ve halifenin kapanmayan gözleri (casusları) olmasaydı;

Senin şu sehpanın çevresinde tavaf eder ve şu asılı olduğun ağacı öperdik.

Tıpkı insanların Hacer-i Esved'i Öptükleri gibi.

Ey Yahya'nın oğlu Cafer, senden önce görmedim.

Bir kılıcı ki, kılıçlar onu vurdu.

Dünyanın tümüne ve Bermek ailesinin iktidarına selam olsun.'

Harun Reşid, Rakkaşî'yi huzuruna çağırtıp ona şöyle dedi:

- Cafer, her sene sana ne kadar para verirdi?

- O bana 1.000 dinar verirdi.

Harun Reşid, ona 2.000 dinar verilmesini emretti.

Zübeyr b. Bekkar, amcası Mus'ab ez-Zübeyrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Harun Reşid, Cafer'i öldürttüğü zaman kadının biri güzel bir merkebe binmiş ve fasih bir lisanla şöyle demişti: "Allah'a yemin ederim ki ey Cafer, her ne kadar bugün bir ibret haline gelmişsen de dana önce sen iyiliklerde zirveye ulaşmıştın." Böyle dedikten sonra şu jirİ okumaya başladı:

"Kılıcın Cafer'in vücuduna değdiğini gördüğümde, halifenin mü-nactisi Yahya ailesine yüksek sesle bağırmıştı.

İşte o zaman dünyaya ağladım ve şunu anladım ki;

Seçkin yiğitler bir gün mutlaka dünyadan ayrılacaklardır.

Bu, nimet sahiplerine verilen bir dünyalık ve devlettir. Peşpeşe gelir, nöbetleşedir. Belalar bunun ardısıra gelir.

Kişi bu yüksek mertebelere ulaştıktan ve iktidara erdikten sonra,

Bir gün son derece aşağılara düşürülür."

Kadın böyle dedikten sonra merkebini sürdü ve çekip gitti. Sanki eseri kalmayan bir rüzgardı. Nereye gittiği de bilinemedi.»

İbn Cevzî'nin anlattığına göre Cafer'in Fetine adında şarkıcı bir cariyesi vardı. Bu cariyenin dünyada bir eşi daha yoktu. Cafer, bunu ve beraberindeki hizmetçilerini 100.000 dinara satın almıştı. Harun Reşid bu şarkıcı cariyeyi ondan istemiş, ama o, bunu vermek istememişti.

Harun Reşid, Cafer'i öldürttükten sonra bu cariyeyi yanma aldı. Bir gece içki meclisinde hazır bulundurdu. Meclisinde diğer arkadaşları ve sohbetçileri de vardı. Fetine'nin yanındaki şarkıcı cariyelere birer şarkı okumalarını emretti. Herbiri birer şarkı okudu. Sıra Feti-ne'ye gelmişti. Harun ona da bir şarkı okumasını emredince gözyaşını sildi ve: "Lider Cafer'den sonra mı şarkı okuyacağım! Hayır, okumayacağım." dedi. Harun ona çok öfkelendi. Meclisindeki arkadaşlarından birine bu cariyeyi alıp götürmesini emretti ve kendisine hediye ettiğini söyledi. Arkadaşı cariyeyi alıp götürürken Harun ona gizlice: "Sakın onunla cinsel ilişkide bulunmayasm." diye tenbih etti. Arkadaşı da bu cariyeyi kendisine vermekle cariyenin onurunu kırmak istediğini anladı.

Bir süre sonra arkadaşı cariye Fetine'yi tekrar Harun'un huzuruna getirdi. Harun ondan memnunmuş gibi bir intiba sergiledi. Fetine adındaki bu cariyeye bir şarkı okumasını emredince Fetine okumadı. Gözyaşları boşaldı ve: "Lider Cafer'den sonra mı şarkı okuyacağım? Hayır, okumayacağım." dedi. Harun bu defa öncekine nisbetle daha Çok öfkelendi ve: "Getirin postu ve kılıcı!" diye emir verdi. Cellat geldi, Fetine'nin yanı başında durdu. Harun Reşid ona: "Sana üç kez ettur verdiğimde ve üç parmağımı yumduğumda şunun boynunu vur!" dedi. Bundan sonra da Fetine'ye: "Haydi, şarkı oku!" dedi. Fetine ağ-*ayıp: "Lider Cafer'den sonra mı şarkı okuyacağım? Hayır, okumaya-Cağım." dedi. Harun Reşid serçe parmağını yumdu. Sonra ikinci kez

Fetine'ye şarkı okumasını emretti, yine okumadı. Bu defa yüzük mağını yumdu. Mecliste bulunanlar sarsıldılar, çok korktular. ne'ye dönüp, kendisini Ölümden kurtarması için şarkı okumasını r' * ettiler. Halifenin buyruğunu yerine getirmesini ısrarla istediler So ^ ra Harun Reşid üçüncü kez Fetine'ye emir verdi. O da istemeye^ şarkı okumaya başladı:

"Dünyanın fersude olduğunu gördüğümde; Anladım ki artık nimetler geri dönmeyecek."

Bu şarkıyı okumaya başlayınca Harun Reşid onun üzerine atıldı Udu elinden alıp yüzüne ve başına vurup kırdı ve parçaladı. Feti-ne'nin başından kanlar akmaya başladı. Etrafındaki cariyeler sağa sola kaçışmaya başladılar. Nihayet Fetine'yi Harun'un huzurundan alıp götürdüler. Üç gün sonra da vefat etti.

Rivayet olunduğuna göre Harun Reşid şöyle dermiş: "Beni, Ber-mekiler'e karşı kışkırtana Allah lanet etsin. Onlardan sonra artık ne lezzet gördüm, ne rahat buldum, ne de ümidim kaldı. Allah'tan isterdim ki, ömrümün ve hükümdarlığımın yansım alsaydı da Bermeki-ler'i kendi hallerine bıraksaydım."

İbn Hallikan'm anlattığına göre Cafer, bir adamdan 40.000 dinara bir cariye satın almış, satın alırken cariye satıcısına dönüp şöyle demiş: "Benimle arandaki ahdi unutma. Sakın benim bedelimi yemeyesin." Cariyenin böyle demesi üzerine efendisi ağlamış ve: "Şahid olun, bu cariye hürdür. Ben bununla evlenmişim." dedi. Cafer de: "Ey burada bulunanlar, siz de şahit olun ki ben cariyeyi efendisine geri verdim ve ödediğim para da onların olsun." dedi. Cafer, bir valiye şu mealde bir mektup yazmıştı: "İmdi şikayetçilerin çoğaldı. Teşekkür edenlerin azaldı. Ya adaletli olursun, ya da görevden alınırsın."

Cafer'in, Harun Reşid'in keder ve üzüntüsünü gidermek için yaptığı şakaların en güzeli şudur: Bir defasında Yahudi bir müneccim Harun Reşid'in yanına gitmiş ve Harun Reşid'e, bu senede öleceğim bildirmişti. Bunun üzerine Harun Reşid çok kederlenmiş ve üzülmüştü. Cafer bir süre sonra yanma geldiğinde Harun Reşid'in üzüntülü olduğunu görmüş, "Ne haber?" diye sormuştu. Harun Reşid de Yahu-dinin sözlerini ona aktarmış ve bu nedenle üzüntülü olduğunu bildirmişti. Bunun üzerine Cafer, Yahudi müneccimi çağırarak ona: "Senin ne kadar ömrün kalmıştır?" diye sormuş. Yahudi müneccim de uzun bir süre daha yaşayacağını söylemişti. Bunun üzerine Cafer: "Ey mü'minlerin emiri, şunu öldür ki uzun bir süre daha yaşayacağın^ dair söylediği sözün yalan olduğunu anlayasm." demişti. Harun Re§ıd de Yahudinin öldürülmesini görevlilere emretti ve Cafer'in bu yaptığına memnun oldu.

Bernıekiler'in öldürülmesinden sonra İbrahim b. Osman b. Nü-heyk, halife Harun Reşid'i öldürmeye kasdetti. Çünkü Bermekiler'in başına gelen felakete, özellikle Cafer'in Öldürülmesine çok üzülmüştü Onlar için çok ağlıyordu. Daha sonra ağlamaktan vazgeçip onların intikamını almaya niyetlendi. Kendi evinde içki içerken cariyesine: "Kılıcımı getir." der, kılıcı getirilince kınından çıkarır, sonra: "Vallahi Cafer'in katilini öldüreceğim." derdi. Bu sözü çok defa tekrarladı.

Oğlu Osman, halifenin bu durumdan haberdar olmasından ve bu nedenle kendi ailelerini baştan sona öldürmesinden korktu, ama babasının da bu tavrından vazgeçmeyeceğini anladı. Fadl b. Rebi'in yanma gidip durumu ona anlattı. Fadl da gidip halifeye aktardı. Halife Harun, onu çağırtıp: "Senin bu söylediğini doğrulayacak başka şahidin var mı?" diye sordu. O da: "Falan hizmetçi şahidimdir." dedi. Hizmetçi gelip şahidlik yapınca Harun Reşid şöyle dedi: "Büyük bir komutan, sadece bir köle ve testisi buruk hizmetçinin şahitliğiyle öldürülemez. Belki bu ikisi ona karşı bir ittifakta bulunmuşlardır."

Harun Reşid,, İbrahim b, Osman b. Nüheyk'i yanına çağırdı. İçki sofrası kurdurdu. Onunla başbaşa sofraya oturdu. Ona şöyle dedi:

- Bak hele sen ey İbrahim! Benim bir sırrım var, onu sana açıklamak istiyorum. Bu sır gece gündüz rahatımı kaçırıyor.

- O sır nedir ey mü'minlerin emiri?

- Ben Bermekiler'i öldürdüğüme pişman oldum. Keşke hükümdarlığımın yarısı, ömrümün de yarısı gitseydi de onlara bu haksızlığı yapmasaydım. Çünkü onları Öldürdükten sonra artık ne lezzet gördüm, ne de rahat buldum.

- Allah Cafer'e rahmet etsin.

Böyle dedikten sonra ağladı ve sözünü şöyle sürdürdü:

- Allah'a yemin ederim ki ey efendim, sen Cafer'i öldürmekle hata ettin!

- Kalk, Allah sana lanet etsin!

Böyle dedikten sonra İbrahim b. Osman'ı hapsetti. Üç gün sonra da Öldürttü. Ama çoluk çocuğuna ilişmedi.

Bu senede Harun Reşid, halifeliği elde etmek istediğine dair haberlerini duyunca Abdülmelik b. Salih'e gazaplandı. Hapisteki Ber-inekiler'den yana olduğunu duyunca daha da gazaplandı. Sonra onu zindana attırdı. Harun Reşid ölünceye kadar Abdülmelik zindanda kaldı. Emin, halifeliğe geçince, onu zindandan çıkardı ve Şam valiliğine atadı.

Bu senede Şam'da Mudarlılarla Nizarlılar arasında asabiyet savaşı başladı. Harun Reşid bunların üzerine Muhammed b. Mansur b. Ziyad'ı gönderdi ve bu iki kabileyi barıştırdı.

Bu senede Masisa'da büyük bir deprem oldu. Masisa'mn bazı surları yıkıldı, suları kurudu. Bu hadise gecenin bir saatinde meydana gelmişti.

Bu senede Harun Reşid, oğlu Kasım'ı Anadolu gazasına gönderdi Onu bu işe vakfetti ve bunu kendisi için bir sevap vesilesi yaptı. Ava-sıma tayin etti. O da Bizans'a gidip onları kuşatma altına aldı. Bi. zanslılar, esirlerinden bazısını kurtarmak için fidye verdiler ve Kasım in geri dönmesini istediler. Harun Reşid, bu isteklerini kabul etti

Bu senede Bizanslılar, daha önce Harun Reşid'le Bizans impara-toriçesi İrene arasında yapılmış olan barış antlaşmasını bozdular Çünkü Bizanslılar, İrene'yi başlarından atıp yerine Alikoforos'u imparator yapmışlardı. Bu, yiğit bir adamdı. Alicefne sülalesinden olduğu da söylenir. Bunlar irene'yi başlarından atıp gözlerine mil çekmişlerdi. Yeni imparator Nikoforos, Harun Reşid'e şöyle bir mektup yazmıştı:

"Bizans imparatoru Nikaforos'tan Arapların hükümdarı Harun'a: İmdi, benden önceki imparatoriçe seni satrançtaki vezir yerine, kendini de piyon yerine koymuştur. Aslında senin vermen gereken mallan kendisi sana göndermiştir. Bu da kadınların zaaf ve beyinsiz-liğindendir. Bu mektubumu okuduğunda onun sana göndermiş olduğu malları bana iade et ve kendin için de fidye öde. Aksi takdirde aramızda kılıç konuşacaktır."

Harun Reşid, bu mektubu okuyunca çok öfkelendi. Öyle ki, yanında bulunanlardan hiç kimse onun yüzüne bakamadı, onunla konuşamadı. Öfkesinden ötürü kendisine bir zarar gelmesinden korkan arkadaşları onun için korktular. Sonra Harun Reşid bir okka ve kalem getirilmesini emretti. Mektubun üzerine şu ibareyi yazdı: "Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla. Mü'minlerin emiri Harun'dan Bizans köpeği Nikoforos'a! Ey kafir kadının oğlu! Senin mektubunu okudum. Cevabını dinlemeyeceksin, bizzat göreceksin vesselam."

Bundan sonra hemen harekete geçip yola koyuldu. Hirakl kapısına vardı, kapıyı açtı. Bizans imparatorunun kızını esir olarak aldı. Bol miktarda ganimet elde etti, yakıp yıktı. Nikoforos'a gelince, o da her sene Harun Reşid'e belli miktarda haraç vermek şartıyla ateşkes talebinde bulundu. Harun Reşid onun bu talebini kabul etti.

Bu gaza dönüşünde Müslümanların ordusu Rakka'ya vardığında, kafir Nikoforos aralarındaki antlaşmayı bozdu. Ahde hıyanet etti-Ama kış iyiden iyiye bastırmış ve soğuklar şiddetlenmişti. Kışın şiddetinden korktukları için hiç kimse bu haberi gelip Harun Reşid e ulaştıranla di. Nihayet kış mevsimi sona erdi. Ancak bundan sonra unıu kendisine ilettiler.

Bu senede Abdullah b. Abbas b. Muhammed b. Ali, insanlara haccettirdi.

Hicretin Yüzseksenyedinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler