Bu senede halife Hadi, kardeşi Harun Reşid'i veliahdhktan alıp yerine oğlu Cafer'i tayin etmek istedi. Harun buna boyun eğdi, karşı çıkmadı. Hadi, komutanlardan bir kısmını çağırdı, onlara bu fikrini açtı. Onlar da olumlu buldular. Ancak Harun ile Hadi'nin anneleri Hayzuran buna karşı çıktı. O, oğlu Harun'a Hadi'den daha çok meyilli idi. Hadi de daha önceden annesinin idareye el koymuş olmasından ve devlet işlerinin onun eliyle yürütülmesinden hoşlanmadığı için annesinin yetkilerini kıstı. "Herhangi bir emir ve komutan eğer annemin kapısına giderse, boynunu vururum ve onun için şefaat da kabul etmem." dedi. Bunun üzerine Hayzuran da bu konuda konuşmak istemedi ve oğlu Hadi ile artık hiç konuşmamaya yemin etti. Onun evinden ayrılarak başka bir eve taşındı.
Bu olaylardan sonra Hadi, kardeşi Harun'a veliahdhktan feragat etmesi için ısrarda bulundu. Harun'un tarafında yer alan ve büyük komutanlardan olan Yahya b. Halid b. Bermek'e haber salarak yanına çağırttı. Ona şöyle sordu: "Harun'u veliahdhktan alıp yerine oğlum Cafer'i tayin etmeme ne diyorsun?" Halid de ona şu cevabı verdi: "Böyle yaparsan, insanların ahidleri önemsememelerinden korkarım. Ama bence en uygun olan, Cafer'i Harun'dan sonraki dönem için veli-ahd tayin etmendirKaldı ki insanların çoğunun Cafer'in veliahdlığı-na bey'at etmemelerinden korkuyorum. Çünkü o henüz bulûğa ermemiştir. Böyle yaparsan işler zorlaşır. Fitne büyür ve insanlar ayrılığa düşerler."
Yahya'nın bu cevabı karşısında Hadi uzun bir süre başını önüne eğdi, öylece durdu. Vakit, geceydi. Sonra onun hapse atılmasını emretti. Daha sonra da serbest bıraktı.
Bir gün kardeşi Harun Reşid, Hadi'nin huzuruna geldi. Hadi'nin sağ tarafında ve biraz uzağında oturdu. Hadi ona uzun süre baktı, sonra şöyle dedi:
- Ey Harun! Gerçekten veliahd olmayı arzuluyor musun?
- Evet, vallahi arzuluyorum. Eğer veliahd olur sonra da halifeliğe geçersem senin münasebetini kopardığın kimselerin gönüllerini kazanırım. Kendilerine haksızlık ettiğin kimselere adaletle davranırın1-Kızlarını da oğullarımla evlendiririm.
- Zaten senden bunu bekliyorum.
Hadi böyle dedikten sonra Harun, kalkıp onun elini öpmek istedi. Hadi de onun tahtta yanı başında oturması için yemin verdi. Harun, onunla beraber tahtta oturdu. Sonra Hadi ona 1.000.000 dinar verilmesini, ayrıca hazineye girip dilediğini almasını istedi. Haraç malları geldiği zaman yarısının ona verilmesini emretti. Bütün bu söylediklerini yaptı ve Harun Reşid'den memnun oldu.
Hadi, bu sulhtan sonra Hadisetü'l-Musul'a gitti. Oradan döndükten sonra bu senenin rebiyülevvel ayının ortasında cuma gecesi İsa-bad'da vefat etti. Başka bir rivayette anlatıldığına göre bu senenin sonunda vefat etmiştir. Vefat ettiği zaman yirmiüç yaşındaydı. Halifeliği altı ay yirmiüç gün sürmüştü. Uzun boylu, beyaz tenli, yakışıklı bir kimseydi. Üst dudağı biraz kalkık ve kısa idi.
Onun vefat ettiği bu gecede bir halife ölmüş, başka bir halife (Harun Reşid) tahta geçmiş, bir diğer halife de (Me'mun) dünyaya gelmişti. Hadi ile Harun'un anneleri Hayzuran, bu gecenin ilk saatlerinde şöyle demişti: "Bana ulaşan bir haberde anlatıldığına göre, bu gecede bir halife doğacak, başka bir halife ölecek, başka bir halife de tahta geçecektir."
Anlatıldığına göre Hayzuran bu haberi Hadi'nin vefatından bir süre önce Evzaî'den dinlemiş ve bunu bir sır olarak saklamıştır.
Evzaî şöyle demişti: "Hayzuran, oğlu Harun Reşid'e kötülük yapmasından korktuğu için oğlu Hadi'yi zehirlemişti. Çünkü Hadi, halife iken annesini devlet işlerinin başından uzaklaştırmış, gözdelerinden Halise'yi kendi yakınma almış ve itibarlı kılmıştı. Doğrusunu Allah bilir."

