El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hişam B. Abdülmelik B. Mervan'ın Vefatı Ve Biyografisi

Hişam b. Abdülmelik b. Mervan b. Hakem b. Ebi'l-As b. Ümeyye b. Abdişems Ebü'l-Velid elKuraşi el-Umevi ed-Dımışkî. Mü'minlerin emiriydi. Annesi, Ümmü Hişam binti Hişam b. İsmail elMahzumî idi. Evi Şam'da, Havvasin kapısı …

Hişam b. Abdülmelik b. Mervan b. Hakem b. Ebi'l-As b. Ümeyye b. Abdişems Ebü'l-Velid elKuraşi el-Umevi ed-Dımışkî. Mü'minlerin emiriydi. Annesi, Ümmü Hişam binti Hişam b. İsmail elMahzumî idi. Evi Şam'da, Havvasin kapısı yanında idi. Evinin bir kısmı bugün Nuriyetu 1-Kebire denilen şehid Nureddin Medresesi olarak kullanılmaktadır ve Darü'l-Kabbabin (çadırcılar evi) diye bilinmektedir. Bu mahallenin hepsi onun evi sayılırdı. Doğrusunu Allah bilir.

Kardeşi Yezid b. Abdülmelik'in vefatından sonra veliahtlığı nedeniyle kendisine halife olarak bey'at^ edildi. Bey'atı, hicretin 105. senesinin şaban ayının bitimine dört gün kala cuma gününde yapıldı. O zaman kendisi otuzdört yaşındaydı. Yakışıklı, beyaz tenli, biraz da şaşı idi. Saçım siyaha boyardı. Abdülmelik'in halifeliğe geçen dördüncü ağluydu.

Abdülmelik, rüyasında mihraba dört kez idrarını yaptığını gör-muştu. Bunu Said b. Müseyyeb'e sordurmuş, Said de onun dört oğlu-un nanfe olacağı şeklinde yorumlamıştı ve rüyası aynıyla gerçekleş-ışü. Hişam, Abdülmelik'in halifeliğe geçen dördüncü oğlu oldu. to ,alİfe olunca işleri akıllıca idare etti. Malları ve paraları derleyip ida adl' Hazineyi zenginleştirdi. Zeki idi. İşleri ileri görüşlülükle re ederdi. Büyük küçük her işi kontrolunda tutardı. Yumuşak huylu, ağırbaşlıydı.

iflr asınca eşraftan bir adama sövmüş, adam da ona:

«Sen bir Allalıın yeryüzündeki vekilisin, nasıl olur da bana söver-ınce Hişam utanmış ve adama şöyle demişti:

rum.

Ya bunun yerine bana kısas tatbik et, yahut sen de bana söv. Sana sövecek olursam ben de senin gibi beyinsizlik yapmış olu-

- Öyleyse bunun bedelini al.

- Hayır almayacağım.

- Öyleyse Allah için terket, alma.

- O bedel önce Allah'ın sonra da senin olsun..

- Vallahi, ben de artık hiç kimseye sövmeyeceğim.

Asmaî dedi ki: Adamın biri, Hişam'a ağır sözler sarfetti. Hişam da ona: «Ben senin halifen olduğum halde bana böyle sözler mi sarfe-diyorsun?» dedi.

Bir defasında Hişam, bir adama gazaplandı ve ona şöyle dedi: «Sus, yoksa seni kırbaçlarım.»

Ali b. Hüseyin, Mervan b. Hakem1 den 4.000 dinar borç almıştı. Mervan'm oğullarından hiçbiri bu parayı ondan istemedi. Nihayet Hişam, halifeliğe geçince Ali b. Hüseyin'e sordu:

- Sendeki alacağımız ne oldu?

- Tam olarak ödenmeye hazırdır ve s,e teşekkür borçluyum.

- O paralar senin olsun.

Ben derim ki: Bu rivayette şüphe vardır. Zira Ali b. Hüseyin, fı-kıhçılar senesi denilen hicri doksandördüncü senede yani Hişam'm halifete geçiş senesi olan hicri 105. seneden onbir sene önce vefat etmiştir.

Müellif diyor ki: «Mervan'ın halife oğullarından hiçbiri Ali b. Hüseyin'den o parayı talep etmediler. Nihayet Hişam halifeliğe geçince mezkur parayı ondan taleb etti.» Bu sözde şüphe vardır ve sahih değildir. Çünkü Ali b. Hüseyin, Hişam'm hilafete geçişinden Önce vefat etmiştir. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.

Hişam, kan akıtmaya, insanlar arasında en fazla karşı çıkan bir kimseydi. Kan akıtmaktan hiç hoşlanmazdı. Zeyd b. Ali ile oğlu Yahya'nın öldürülmesinden ötürü çok rahatsız olmuş ve şöyle demişti: «Keşke sahip olduğum bütün malları verseydim de bunlar öldürülme-selerdi.»

Medainî'nin rivayetine göre bir defasında yanında bir cariye, şarap ve bir de gitara benzeyen barbut admda bir çalgı aleti bulunan bir adam Hişam'ın huzuruna gelmişti. Hişam: «Şu tamburu bu adamın başında parçalayın.» diye emir vermiş, adam da ağlamaya başlamıştı. Hişam, onu dövünce adam: «Beni dövdüğün için mi ağladığımı sanıyorsun, oysa ben barbuta tanbur adını takarak hakaret ettiğinden ötürü ağlıyorum.» demişti.

Adamın biri, bir gün konuşurken Hişam'a karşı ağır sözler sarfetti. Hişam da ona: «İmamına karşı böyle konuşmaya hakkın yoktur.» diye karşılık verdi.

Hişam, oğullarından birinin bir defasında cumaya gelmediğini görünce ona haber salarak yanına çağırttı ve: «Niçin cumaya gelme-din?» diye sordu. Oğlu: «Bindiğim katırım hastalandı, beni getiremedi » diye cevap verince Hişam: «Sen yürümekten de mi acizsin?» diye karşılık verdi ve onu bir yıl müddetle bineğe binmekten menetti. Cumaya yaya olarak gelmesini emretti.

Medainî'nin anlattığına göre adamın biri, Hişam'a iki kuş hediye etti. Elçi o kuşları evinin ortasında, tahtının üzerinde oturmakta olan Hişam'a getirdi. Hişam da: «Bunları evin içine sal.» dedi. Adam salınca: «Ey mü'minlerin emiri, hani armağanım?» diye sordu. Hişam: «Yazık sana, iki kuş hediye ettin diye ne armağan alacaksın? Haydi kuşlarından birini al.» dedi. Adam kuşlardan birinin peşine düştü, yakalamaya çalıştı. Hişam ona: «Yazıklar olsun sana, ne yapıyorsun?» diye sorunca adanı: «Kuşlardan en iyisini yakalamaya çalışıyorum.» dedi. Hişam da: «İyisini yakalayacaksın, kötüsünü mü bırakacaksın?» dedi ve sonra da adama kırk veya elli dirhem verilmesini emretti.

Medainî, Yusuf b. Ömer'in katibi Mur-Trem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Yusuf, beni Hişam'a kırmızı bir yakut ve inci ile gönderdi. Bu yakut ile inci, Halid b. Abdullah elKusarî'nin cariyesi Rebia'ya aitti. Yakut, 73.000 dinara satın alınmıştı. Hişam'm huzuruna girdim. Hişam, bir kanape üzerindeydi, üst tarafında kuş kanatlan vardı. Kanatların yakınlığından ötürü başı görülmüyordu. Yakutu kendisine gösterdiğimde ağırlığını sordu. Ben de: «Böyle bir yakutun misli görülmemiştir ve yoktur.» dedim. O da sustu.»

Dediler ki: Hişam bir defasında, zeytin ağaçlarını salayarak zeytinleri yere döküp öylece toplayan kimseleri gördü. Onlara şöyle dedi: «Ağaçlan silkelemeyin, zeytinleri birer birer kopararak devşirin. Aksi takdirde budaklar körelir, dallar kırılır.»

Hişam şöyle derdi: «Üç şey, şerefli kimsenin şerefini asla alçalt-maz:

1- insanlarla iyi geçinmek için biraz idare-i maslahat yapmak.

2- Geçimi ve maişeti ıslah etmek, tutumlu olmak.

3- Az da olsa hakkı aramak ve taleb etmek.»

Ebu Bekir el-Haraitî dedi ki: Hişam'ın şu beyitten başka bir şiir okumadığı söyl(

lenır:

heveslerine karşı direnmezsen heveslerin seni, id dedikodu yapılacak işlere sürüklerler.»

Onun bundan başka şiir söylediği de rivayet edilmiştir.

Medainî, Akkal b. Şebbe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Bir defasında Hişam'm huzuruna girdim, üzerinde yeşil kürklü bir kaftan vardı. Horasan'a göndereceği için bana bazı şeyleri tavsiye ediyordu. Bense o sırada kaftanını seyrediyordum. Hişam, bu durumu anlayıp sebebim sordu, ben de: «Halife seçilmeden önce de sende böyle bir kaftan görmüştüm, şu anda sırtındaki kaftanın o olup olma-1 dığını düşünüyorum.» dedim. Hişam: «Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, bu o kaftandır. Bende gördüğünüz malların hepsini sizler için biriktiriyorum ve bunları size bırakmak üzere koruyorum.» dedi.

Hişam, akıllı ve aynı zamanda cimri bir adamdı.»

Seffah'ın amcası Abdullah b. Ali dedi ki: «Emevilerin sicillerini topladım. Hişam'ın sicilinden ve divanından, halka ve sultanlara daha yararlı olacak başka bir sicil ve divan göremedim.»

Medainî, Hişam b. Abdülhamid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir;

«Mervanoğullan arasında Hişam kadar arkadaşlarına ve divanlarına mukayyet olan, onları daha itinalı bir şekilde tetkik edip araştıran başka bir kimse göremedim.»

Kaderci Gaylan'ı öldürten de Hişam1 dır. Gaylan, huzuruna getirildiğinde Hişam, ona şöyle demişti: «Yazıklar olsun sana, bildiklerini söyle bakalım, görüşlerini açıkla hele! Eğer görüşün haksa uyarız, ba-tılsa sen görüşünden vazgeç.»

Meymun b. Mehran, Gaylan ile münazara yapıp tartıştı. Gaylaiı ona birşeyler söyledi. Hişam da ona: «Bu, zorlanarak ve elinde olmayarak mı Allah'a isyan ediyor?» diye sordu. Gaylan susunca Hişam onu bağlattı ve öldürttü.

Asmaî, Münzir b. Übeyy'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hişam'm hazinelerinde 12.000 gömlek gördük, hepsi de giyilmişti, pörsümüştü.»

Hişam, babasına üç husustan ötürü şikayetçi oldu: .

1- Minbere çıkınca irkiliyorum.

2- İştahım yok, az yemek yiyiyorum.

3- Sarayda yüz güzel cariye var ama bunlardan hiçbirisi ile yatamıyorum.

Babası ona şöyle cevap verdi:

1- Minbere çıkmaktan irkiliyorsun. Minbere çıktığında gözlerini cemaatın en sonundaki adamlara dik, bu senin için daha rahatlatıcı ve kolay olur.

2- İştahsız olduğunu ve az yemek yediğini söylüyorsun. Mutfakçı-ya emir ver, sana yemek çeşitlerini çoğaltsın, belki her çeşitten bir lokma alarak karnını doyurursun.

3- İnce ve beyaz tenli, güzel ve göz alıcı cariyelerle yat.

Ebu Abdillah eş-Şafîî dedi ki: Hişam b. Abdülmelik, Rusafe şehrini kurduğunda: «Burada bir gün yalnız başıma kalmak ve bu günde bana üzücü haber gelmesin istiyorum.» dedi. Öğle vakti olmadan ser-hattan kendisine kanlı bir haber geldi. «Bir gün olsun rahat etmeyecek miyim?» dedi.

Süfyan b. Uyeyne dedi ki: «Hişam'a, ölümden bahseden bir mektup asla yazılamazdı.»

Ebu Bekir b. Ebi Hayseme, Ömer b. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib ile birlikte hamam yanındaki evine gittim. Kendisine şöyle dedim: «Hişam'ın hükümdarlık ve saltanatı yirmi seneye yakın bir zamandır devam ediyor, insanlar diyorlar ki; Süleyman peygamber Rabbinden, kendisinden sonra hiç kimseye verilmeyecek bir hükümranlık istemişti. Halkın ifadesine göre Süleyman'ın hükümranlığı yirmi sene sürmüştür. Buna sen ne dersin?» Muhammed b. Ali, şöyle cevap verdi: «İnsanlar ne derler bilmiyorum ama, babam bana atası Ali (r.a.) tariki ile Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu nakletti:

«Cenâb-ı Allah, bir peygamberin ümmetinden o peygamberin hüküm sürdüğünden fazla bir süre ile hiçbir hükümdarı yaşatmaz. Cenâb-ı Allah, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'i onüç sene Mekke'de, onu da Medine'de olmak üzere yirmiüç sene peygamber olarak yaşattı.»

İbn Ebi Hayseme dedi ki: «Ben bu konuda bundan başka bir hadis bilmiyorum.»

Müslim b. İbrahim, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ümeyye oğulları, şaşı gözlü bir adam (Hişam) zamanında sona erecektir.»

Ebu Bekir b. Ebi'd-Dünya, Hişam b. Abdülmelik'in katibi Salim'-in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Hişam, bir gün üzüntülü bir şekilde yanımıza geldi. Ebreş b. Ve-Hd'i çağırttı. Ebreş gelince şöyle dedi:

- Ey mu minlerin emiri, hayrola niçin üzüntülüsün?

- Niye üzülmiyeyim ki, ilnı-i nücumdan anlayanların iddiasına göre ben otuzüç güne kadar öleceğim.

Biz onu bir tarafa kaydettik. Otuzüçüncü gece olunca elçisi geceleyin yanıma geldi ve: «Nefes darlığı için ilacını hazırla. Çünkü daha Önce de bu hastalığa yakalanmıştı. Bu ilacı kullanınca iyileşmişti.» dedi. Ben de nefes darlığı ilacımı yanıma alarak elçisiyle birlikte Hişam'ın huzuruna gittim. İlacı aldı, çok şiddetli bir sancıya yakalanmıştı. Gece boyunca sancısı devam etti. Sonra Hişam bana şöyle dedi:

«Ey Salim, evine git, biraz rahatladım, ama ilacı yanımda bırak.» Ben de eve gittim. Eve varır varmaz saraydan ağıt sesleri yükseldi. Gittim, vefat ettiğini gördüm.»

Başkalarının anlattıklarına göre Hişam, çocuklarının, çevresinde oturup ağlamakta olduklarım görünce onlara şöyle demiş:

«Hişam, size dünyayı cömertçe verdi. Siz de ona cömertçe gözyaşları döküyorsunuz. O topladığı serveti size bıraktı, siz de onun amelini ona bıraktınız. Eğer Allah kendisini bağışlamazsa, Hişam'm gideceği yer ne kötü bir yerdir.»

Hişam vefat edince, hazine görevlisi gelip eşyalarını mühürledi. Saraydakiler cenazesini yıkamak için su ısıtmak istediklerinde kömür bulamadılar. Nihayet başka yerden iğreti olarak bir miktar kömür alıp getirdiler. Hişam in yüzüğünde şu ibare yazılıydı: «Hüküm, hikmet sahibi Hakem'e aittir.» Hişam, hicretin 125. senesinin rebiyülahir ayının bitimine altı gün kala çarşamba günü, Rusafe'de, elli küsur yaşında vefat etti. Vefat ederken altmış yaşını geçtiği de söylenir. Cenaze namazını Velid b. Yezid b. Abdülmelik kıldırdı. Velid, ondan sonra halifeliğe geçti. Hişam, ondokuz sene yedi ay onbir gün süreyle halifelik yaptı. Ondo-kuz sene sekiz ay birkaç gün süreyle halifelik yaptığı da söylenir. Doğrusunu Allah bilir.

İbn Ebi Füdeyk, Ebu Seleme b. Abdurrahman tarikiyle rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Hicretin 125. senesinde dünyanın zineti kalkar.»

İbn Ebi Füdeyk dedi ki: «Bu hadiste geçen zinet kelimesi ile İslâm'ın nuru ve güzelliği kastedilmiştir.»

Başkası ise şöyle dedi: «Bu hadiste geçen zinet kelimesi ile İslâm adamları kastedilmiştir.» Doğrusunu Allah bilir.

Ben derim ki: Hişam b. Abdülmelik vefat edince Emevi hükümdarlığı da Öldü. Cihad işleri geriledi, yönetim cidden sarsıldı, düzen bozuldu. Her ne kadar Hişam'dan-sonra yedi sene daha Emeviler hüküm sürdülerse de bu hakimiyetleri ihtilaf ve kargaşa içinde devam etti. Nihayet Abbasiler, onlara karşı ayaklandılar, ellerindeki nimet ve hükümdarlığı yağmaladılar. Bir kısmını öldürdüler. İleride de in-şaallah yeri gelince detaylı olarak anlatılacağı gibi halifeliği ellerinden aldılar. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.