El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İbn Ebi Hatim, babasının şöyle dediğini nakletmiştir: «Şafiî, bedenen fakihti, lisanen de doğru sözlüydü.»

Ravinin biri Ebu Zür'a'nm şöyle dediğini nakletmiştir: «Şafiî'nin bildiklerinde, içinde yanlışlık bulunan bir hadis yoktur.» Ebu Davud'dan da buna benzer bir söz nakledilmiştir. İmamlar imamı Muhammed b. İshak b. …

Ravinin biri Ebu Zür'a'nm şöyle dediğini nakletmiştir: «Şafiî'nin bildiklerinde, içinde yanlışlık bulunan bir hadis yoktur.»

Ebu Davud'dan da buna benzer bir söz nakledilmiştir.

İmamlar imamı Muhammed b. İshak b. Hüzeyme'ye: «Şafiî'ye u-laşmayan bir sünnet var mıdır?» diye sorduklarında: «Hayır.» diye cevap vermişti. Bu demektir ki: Sünnet, bazen senediyle ona ulaşmış; bazen mürsel olarak ulaşmış, bazen de kitaplarında mevcut olduğu gibi münkati olarak ona ulaşmıştır. Doğrusunu Allah bilir.

Harmele, İmam Şafiî'nin şöyle dediğini nakletmiştir: «Bağdat'ta, sünnetin yardımcısı (Nasirussunne) diye adlandırıldım.»

Ebu Sevr dedi ki: «Şafiî'nin benzeri birini göremedik. O da kendi benzeri birini görememiştir.»

Zaferanî ile diğerleri de böyle demişlerdir.

imam Şafiî'nin faziletleri ve üstünlükleri konusunda derlemiş olduğu kitabında Davud b. Ali ezZahirî şöyle demiştir:

«Şafiî'de öyle üstünlük ve faziletler vardı ki, başkalarında bu kadar üstünlük ve faziletler bir araya gelmemişti. Nesebi yüksekti, dini sahihti. İnancı sağlamdı. Nefsi cömertti. Hadisin sağlam ve sakat °lanmıJ nasihini, mensuhunu bilirdi. Kitab ve sünneti, halifelerin ya-Şantılarını ezbere bilirdi. Güzel eserleri vardı. Arkadaşları ve öğrenci-ieri, sağlam kimselerdendi. Mesela İmam Ahmed b. Hanbel, onun, zahidlik ve takva bakımından, sünneti uygulama cihetinden eşi görülmemiş derecede sağlam arkadaşlarındandı.»

Böyle dedikten sonra Davud b. Ali onun Bağdatlı ve Mısırlı arkadaşlarının adlarım sıralamıştır.

Ebu Davud, onun fıkıh öğrencileri arasında Ahmed b. Hanbel'i de zikretmiştir.

İmam Şafiî, Kur'ân ve sünnetin manalarını en iyi bilenlerdendi Kur'ân ve sünnetten en iyi delil çıkaranlardandı. Doğru yol ve ihlaslı olma bakımından da insanlann en ileri mertebede olanlanndandı.

Şöyle derdi: «İsterdim ki, hiç bana nisbet edilmeksizin insanlar bu ilmi öğrensinler, ben bundan sevap kazanayım, ama beni övmesinler.»

Birçok kişi, onun şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.)'m sahih hadisini gördüğünüz zaman o hadise göre amel edin ve benim kavlimi bir tarafa bırakın. Çünkü siz o sahih hadisi benden duymamış olsanız bile, ben de o hadise göre amel etmek ve ona göre konuşmak mecburiyetinoeyim. Beni taklid etmeyin, kavlime iltifat etmeyin. Sahih bir hadisi gördüğünüzde, benim kavlime ters düşüyorsa kavlimi duvara çalın. Çünkü Rasûlullah in hadisine karşı benim kavlime itibar edilmez. Kulun şirk koşma dışında bütün günah çeşitleri ile Allah'ın huzuruna çıkması, onun kendi görüşüne ve hevesine uyması gibi bir kötü durumla Allah'ın huzuruna çıkmasından daha hayırlıdır.»

Başka bir rivayete göre ise: «Kulun kelam ilmi ile Allah'ın huzuruna çıkmasından daha hayırlıdır.» demiştir.

Yine bir başka ravi tarafından anlatıldığına göre İmam Şafiî şöyle demiştir:

«Eğer insanlar kelamdaki görüşleri bilselerdi, aslandan kaçar gibi kelam ilminden kaçarlardı. Kelamcılarla ilgili olarak vereceğim hüküm şudur ki; onlar, hurma ağacının dalı ile dövülsünler, kabileler arasında dolaştırılarak teşhir edilsinler ve onların aleyhinde yüksek sesle ilan edilerek: "Bu, kitab ve sünneti terkedip kelama yönelen kimsenin cezasıdır!" denilsin.»

Buvaytî, Şafiî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Hadisçilere sarılın; çünkü onlar, insanlar arasında en doğru kimselerdir. Hadisçi-lerden birini görürsen, sanki Rasülullah'ın ashabından birini görmüş gibi olursun. Allah onlara hayır versin, onlar bizim için dinin asimi muhafaza ettiler. Onlara minnet borçluyuz.»

İmam Şafiî'nin bu manada şöyle bir şiiri vardır:

«Kur'ân'dan başka bütün ilimler insanı boş yere meşgul eder. Sadece hadis ve dinin fikıh bilgisi hariç.

İlim dediğin; içinde "Bize rivayet etti ki..." ibaresi bulunandır. Bundan başkası şeytanların vesveseleridir.»