El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İbn Kirmanının Öldürülmesi

Nasr b. Seyyar ile Cüdey' b. Ali el-Kirmanî arasında savaş patlak verdi. İki taraftan da çok sayıda adam öldürüldü. Ebu Müslim, her iki tarafa mektup yazarak kendi saflarına katılmalarım istiyor, Nasr ile İbn Kirmanî'ye …

Nasr b. Seyyar ile Cüdey' b. Ali el-Kirmanî arasında savaş patlak verdi. İki taraftan da çok sayıda adam öldürüldü. Ebu Müslim, her iki tarafa mektup yazarak kendi saflarına katılmalarım istiyor, Nasr ile İbn Kirmanî'ye mektup yazıp şöyle diyordu: "İmam İbrahim size iyi davranmamı bana tavsiye etti. Sizin hakkınızda onun bana yapmış olduğu tavsiyenin dışına çıkacak değilim."

Ayrıca çeşitli şehirlere mektuplar yazarak, halkı Abbasilere davet ediyordu. Birçok kimse onun bu davetine icabet ediyordu.

Ebu Müslim, yoluna devam etti. Nasr b. Seyyarın hendeği ile İbn Kirmanî'nin hendeği arasında bir yerde konakladı. İki taraf da ondan korktular. Nasr b. Seyyar, Mervan'a mektup yazarak Ebu Müslim'in durumunu ve beraberinde çok sayıda adattı bulunduğunu, halkı İbrahim b. Muhammed'e davet ettiğini bildirdi; ayrıca mektubunda şu şiire de yer verdi:

"Küller arasında ateş korunun parlaklığını görüyorum. Korun elbetteki şulelenip ışık vermesi gerekir. Ateşler çubuklarla tutuşturulur. Savaşın başlangıcı da sözdür.

Şaşkınlığımdan dedim ki: Bak hele sen! Ümeyye oğulları uyuyorlar mı, yoksa uyanık mıdırlar?!"

Mervan ise Nasr b. Seyyar'a şu cevabî mektubu yazdı: "Hazırda bulunan kişi, hazırda bulunmayanın görmediklerini görür." Nasr ise şöyle dedi: "Adamınız kendisine yardım gelmediğini ve takviye kuvvetinin bulunmadığını bize haber vermiştir."

Başka bir ravi ise, yukarıdaki şiiri daha değişik lafızlarla şöyle nakletmiş tir:

"Küller arasında ateş korunun parlaklığını görüyorum. Yakında bu kor alevlenecektir. Ateşler çubuklarla tutuşturulur. Savaşın başlangıcı sözdür.

Eğer kavmin akıllıları bu ateşi söndürmezlerse, Yakıtı cesetler ve kelleler olacaktır.

Şaşkınlıktan diyorum ki: Bak hele sen! Emeviler uyuyorlar mı, yoksa uyanık mıdırlar?

Eğer şu zamanda uyumakta iseler, De ki: Kalkın, kalkma zamanı geldi."

İbn Hallikan dedi ki: Bu sözler, Kûfeli bazı Alevilerin, Abdullah b Hüseyin'in oğulları Muhammed ile İbrahim'in, Seffah'm kardeşi Mansur'a karşı ayaklandıklarında söyledikleri şu sözlere benzemektedir:

"Yer üzerinde ateşin tutuşmakta olduğunu görüyorum.

Bu ateş her tarafa ışık saçıyor.

Abbasiler bu ateşi görmeyip uyumaktadırlar.

Ateşten yana geceyi güvenli bir şekilde uyuyup geçiriyorlar.

Ümeyye oğulları da bu ateşi görmeyip uyuyorlar.

Sonra savunmanın fayda vermediği bir zamanda,

Kendilerini bu ateşe karşı savunuyorlar."

Nasr b. Seyyar da Irak valisi Yezid b. Ömer b. Hübeyre'ye mektup yazarak yardım istedi. Mektubuna şu şiiri de eklemişti:

'Yezid'e sözün en hayırlısını ulaştır.

Doğru söylüyorum. Yalanda hayır bulunmadığına kesinlikle inanmaktayım.

Horasan'da bir yumurta gördüm... Eğer ondan yavru çıkarsa çok şaşılır.

İki yıllık bir yavru ama büyüdü, henüz uçmadı. Fakat tüylendi.

Eğer uçarsa, ona karşı tedbir alınmazsa,

Savaş alevlerini yükseltir.. Hem de ne alevler..."

îbn Hübeyre, Nasr b. Seyyar'm mektubunu Mervan'a gönderdi. Bu mektup Mervan'a ulaştırıldığında ulaklar, İmam İbrahim'in Ebu Müslim'e gönderdiği mektubu taşımakta olan elçilerin de Mervan'm yanında bulunduğunu gördüler. İmam İbrahim, Ebu Müslim'e gönderdiği mektubunda Ebu Müslim'e hakaretler yağdırıyor, sövüyor ve *>asr b. Seyyar ile İbn Kirmanî'nin hakkından gelmesini istiyor ve güzel Arapça konuşan bir tek şahsı dahi oralarda sağ bırakmaması gerektiğini söylüyordu. O esnada Harran'da ikamet etmekte olan Mervan da Şam'daki bi Velid b. Muaviye b. Abdülmelik'e bir mektup yazarak İmam İb-arıım b. Muhammed'in bulunduğu Hamime şehrine gitmesini, İmam orahim'i zincire vurarak kendisine göndermesini emretti. Şam valisi .id de Belka valisine bir emir gönderdi. Belka valisi, şehrin mesci-ıtie gitti. İmam İbrahim'in orada oturmakta olduğunu gördü. Onu zincire vurup Şam'a gönderdi. Şam valisi de kendisine gönderilen İmam İbrahim'i hemen Mervan'a gönderdi. Mervan, İmam İbrahim'i zindana attırdı. Sonra da -ileride de anatılacağı gibiöldürttü.

Ebu Müslim el-Horasanî'ye gelince; o, Nasr b. Seyyar ordusu ile İbn Kirmanı ordusu arasında bir yerde konaklamıştı. Bu sırada Ebu Müslim, İbn Kirmanî'ye mektup yazarak kendisiyle beraber olduğunu bildirdi. İbn Kirmanı de ona meyletti.

O esnada Nasr b. Seyyar, İbn Kirmanî'ye mektup yazarak, "Yazıklar olsun sana! Ebu Müslim'e aldanma. O, seni ve adamlarını öldürmek istiyor. Gel de falan yerde seninle buluşalım ve silahlarımızı terkedelim." dedi. İbn Kirmanı evine girdi. Sonra yüz süvari ile çöle çıktı. Nasr b. Seyyar'a haber salarak: "Gel de seninle anlaşma imzalayalım." dedi. Nasr b. Seyyar, İbn Kirmanî'nin gafletinden yararlanarak büyük bir kalabalıkla üzerine gidip hücum etti. Onu ve adamlarından bir kısmını öldürdü.

İbn Kirmanı, bu savaşta öldürülmüştü. Nasr'ın adamlarından biri, onu boynundan yaralamış, İbn Kirmanı de atından düşüp ölmüştü. Sonra Nasr, onun ve adamlarından bir grubun darağacına asılmalarını emretti. İbn Kirmanî ile birlikte aynı darağacına bir balık da asıldı. Çocukları, Ebu Müslim el-Horasanî'nin yanına geldiler. Beraberlerinde İbn Kirmanî'nin bazı adamları da vardı. Bunlar, Nasr'a karşı birleşik bir cephe oluşturdular.

İbn Cerir dedi ki: Bu senede Abdullah b. Muaviye b. Abdullah b. Cafer -anlatımı uzun sürecek savaşlardan sonra- Fars illerine ve bağlı mıntıkalara, Hulvan, Komes, İsfahan ve Rey'e egemen oldu. Sonra İstahr şehrinde Amir b. Dubare ile karşılaştı. Amir b. Dubare, onu mağlup etti. Adamlarından 40.000 kişiyi esir aldı. Esir alınanlar arasında Abdullah b. Ali b. Abdullah b. Abbas da vardı. Amir b. Dubare, ona nisbette bulunarak şöyle dedi:

- Muaviye'nin oğluyla ne diye geldin? Oysa onun halifeye muhalif olduğunu biliyordun?

- Ona borçluydum. Borcum için gelmiştim.

Harb b. Katan b. Vehb el-Hilalî kalktı ve Abdullah b. Ali'nin kendisine bağışlanmasını isteyip: "O bizim yeğenimizdir." dedi. İbn Dubare, onu Harb b. Katan'a bağışladı ve: "Kureyş'ten bir adamın üzerine yürüyecek değilim." dedi. Sonra ondan Muaviye'nin oğlunun haberlerini sordu ve onu yerdi. Onun ve arkadaşlarının homoseksüel olduklarını iddia etti. Sonra da esirlerden boyalı giysiler giyen yüz delikanlı getirildi. Bunlarla fuhuş yaptığı söylendi. İbn Dubare, Abdullah b. Ali'yi, kendisinin İbn Muaviye hakkında söylediklerini ona haber versin diye İbn Hübeyre'nin postacısı yaptı.

Aziz ve Celil olan Allah, Emevi hakimiyetinin bu adam (yani Ab-

dullah b. Ali b. Abdullah b. Abbas) tarafından ortadan kaldırılacağını takdir buyurmuştu. Ama bunlardan hiçbiri bunun farkında değildi.

îbn Cerir dedi ki: Bu senede Ebu Hamza el-Haricî, insanlara haccettirdi. Mervanilere muhalefetini ve tahakkümünü açığa vurdu. Onlarla ilgisi olmadığını beyan etti. Aslında bu senede hac emirliği yapması gereken Mekke, Medine ve Taif valisi Abdülvahid b. Süleyman b. Abdülmelik bunlarla mektuplaştı. 'Sonra da Mina'dan dönüş günüce kadar kendisine eman vermeleri şartıyla barış antlaşması yaptı, punlar, Arafat'ta halktan ayrı bir yerde durdular. Mina dönüşünün birinci gününde Abdülvahid, tez davranarak Mekke'yi terketti. Haricîler, savaşmaksızm şehre girdiler. Şairlerden biri bu konuda şöyle bir şür yazdı:

"Allah'ın dinine karşı gelen bir topluluk hac yaptı.

Abdülvahid de onlardan kaçtı.

Hanımlarını ve görevini bırakarak,

Başıboş bir deve gibi kaçıp gitti.

Eğer onun babası olsaydı, damarlarından koyu kan akardı.

Damarları da akan kanın rengine bürünürdü."

Abdülvahid, Medine'ye döndüğünde Haricîlerle savaşmak üzere müfrezeler hazırlamaya başladı. Bol miktarda masraf yaptı. Askerlerin aylıklarını artırdı ve onları çabucak harekete geçirdi.

Bu senede Irak valisi Yezid b, Hübeyre, Horasan valisi de Nasr b. Seyyar idi. Ancak Ebu Müslim el-Horasanî, Nasr b. Seyyarın vilayetinin bazı mıntıkalarını istila etmişti.

Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında Salim Ebü'n-Nadr, Ali b. Zeyd b. Cüd'a, Yahya b. Ebi Kesir de vardı. Bunların biyografilerini "Tekmil" adlı eserimizde anlatmışız dır. Hamd Allah'adır.