El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İbrahim B. Abdullah B. Hasan'ın İsyanı

Bu arada Basra'da da İbrahim b. Abdullah b. Hasan, isyan hareketini başlattı. Haberci, geceleyin onun kardeşi Muhammed'in yanına vardı, yanına girmek için izin istedi. Muhammed, Mervan'ın evinde bulunuyordu. Kapı …

Bu arada Basra'da da İbrahim b. Abdullah b. Hasan, isyan hareketini başlattı. Haberci, geceleyin onun kardeşi Muhammed'in yanına vardı, yanına girmek için izin istedi. Muhammed, Mervan'ın evinde bulunuyordu. Kapı çalındığı sırada Muhammed şöyle dedi: «Allah'ım, hayır haber getiren kimse dışında gece ve gündüz aniden kapıyı çalanların şerrinden sana sığınıyorum ya Rahman.» Böyle dedikten sonra dışarı çıktı. Haberciyle görüştükten sonra kardeşinin yaptıklarını arkadaşlarına bildirdi. Onlar da sevinip ferahladılar. Sabah ve akşam namazlarından sonra Muhammed, halka şöyle diyordu: «Bas-ralı kardeşleriniz ve Mekke'de bulunan Hüseyin b. Muaviye için Allah'a dua edin. Onu düşmanlarınıza muzaffer kılması için niyazda bulunun.»

Mansur'un faaliyetlerine gelince, o, İsa b. Musa komutasında seçbahadırlardan oluşan 10.000 süvariyi Muhammed b. Abdullah b. S san'ın üzerine gönderdi. Bu askeri birlikte Muhammed b. Ebü'l- es-Seffah, Cafer b. Hanzala el-Behranî ve Hamid b. Kahtabe tid Abbas es-Seffah, C

a bulunuyordu. Mensur, bu hususta ona danışmış, o da şu tavsiyede ÎTlunmuştu: «Ey müminlerin emiri, güvendiğin kölelerini çağır ve lan Vâdil-Kurâ'ya gönder. İbrahim'e, Şam'dan gelecek azığa engel °lsunlar da o ve beraberindekiler açlıktan ölsünler. Çünkü o; mal, dam, hayvan ve silah bulunmayan bir beldede bulunuyor.»

Komutan İsa b. Musa, öncü kuvvetlerini Kesir b. Husayn el-Abdî komutasında ileriye çıkardı. Mansur, vedalaşırken İsa b. Musa'ya

şöyle demişti:

«Ey İsa! Seni şu ikisinin yanında gönderiyorum. Eğer o İbrahim'i ele geçirir ve onu mağlup edersen, kılıcını kokla ve insanlara eraan verdiğini duyur. Eğer İbrahim kaybolursa onu sana getirmeleri için halktan garanti al, onları sıkıştır. Çünkü onlar, onun nereye gittiğini

çok iyi bilirler.»

İsa'yı gönderirken onunla birlikte Kureyş'in ve Ensâr'm reislerine de birer mektup gönderdi. İsa, bu mektubu onlara gizlice verecek ve onları itaata dönmeye çağıracaktı. İsa b. Musa Medine'ye yaklaştığında bu mektupları bir adamla şehire gönderdi. Fakat onu, Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ın muhafızlarından biri yakaladı. Mektupları yanında buldular ve Muhammed'e teslim ettiler. O da mektupların muhatabı olanlardan oluşan bir grubu huzuruna çağırdı. Onları dayağa yatırıp işkence etti. Zincirlere ve prangalara vurup bağladı. Sonra da zindana attırdı. Ardından adamlarını ve arkadaşlarını toplayıp; Isa b. Musa'nın gelişine kadar Medine'de mi kalalım ve o gelip bizi burada mı kuşatsın, ya da hep birlikte şehir dışına çıkıp Iraklılarla savaşalım mı? diye fikir sordu. Kimi, Medine'de kalmasını, kimi de şehir dışına çıkmasını tavsiye etti. Sonra hep birlikte Medine'de kalmaya karar verdiler. Zira Rasûlullah (s.a.v.), Uhud savaşında şehirden çıktığına pişman olmuştu. Sonra bunlar, Ahzab savaşında Rasûlullah (s.a.v.)'m yaptığı gibi Medine çevresinde hendek kazmaya karar verdiler. Hepsi buna mutabık oldular.

Muhammed de Rasûlullah (s.a.v.)'ı örnek alarak arkadaşlarıyla birlikte hendek kazmaya başladı. Rasûlullah (s.a.v.)'m kazmış olduğu hendekte bir kerpiç buldular. Buna çok sevindiler, tekbir aldılar ve ,Unun bir zafer müjdesi olduğunu kabul ettiler. Muhammed de hen-Qegın kazımı esnasında orada hazır bulunuyordu. Beyaz bir kaftan giymişti. Beline kemer bağlamıştı. İri yarı, esmer tenli, büyük başlı

İsa b. Musa, A'vas'a gelip mola verdi. Medine'ye yaklaşmıştı. Mu-tomed b. Abdullah, o esnada minbere çıkıp halka bir hutbe irad etti. Onları cihada teşvik etti. Etrafında 100.000'e yakın adam vardı Onlara irad ettiği hutbede şunları söylemişti: «Bana yaptığınız bey'attan sizi muaf tutuyorum. Dileyen bu bey'ata bağlı kalır, dileyen bu bey1 atın hükmü dışına çıkabilir...»

Bu sözleri üzerine çokları sıvışıp gittiler. Yanında çok az sayıda adanı kaldı. Savaşı görmesinler diye Medinelilerin çoğu, çoluk çocuklarını yanlarına alarak dağ başlarına ve yamaçlara gittiler. Muham-med, onları şehir dışına çıkmaktan menetmesi için Ebü'l-Leys'i gönderdi, ama çoğunu geri çeviremedi. Onlar yollarına devam ettiler. Muhammed, bir adama dedi ki:

- Eline bir kılıç ve bir de mızrak alıp şu Medine'den çıkanları geri çevirebilir misin?

- Evet. Eğer bana bir mızrak verirsen dağ yamaçlarındaki kimseleri vururum. Bana bir de kılıç verirsen dağ başına çıkmış olanları vururum.

Muhammed bir süre sustu. Sonra şöyle dedi:

- Yazıklar olsun sana, sen ne diyorsun? Şamlılar, Iraklılar ve Horasanlılar bana uymak için siyahları çıkarıp beyazlan giyindiler, ama bunun bana ne yararı olur? Ben dünyada daracık bir yerde, beyaz bir köpük gibi kalsam, hiç faydası yok. İşte İsa b. Musa, A'vas'a gelip konaklamış bile.

Sonra İsa b. Musa gelip Medine yakınında bir mil mesafedeki bir yerde ordugah kurdu. Kılavuzu İbn As'am ona dedi ki: «Onları gördüğünüz takdirde, süvariler daha onları yakalamadan çabucak ordugahlarına dönmelerinden korkuyorum.» Böyle dedikten sonra kılavuzunu oradan kaldırıp Cüruf e getirdi. Medine'ye dört mil mesafedeki Süleyman b. Abdülmelik'in su pınarına yakın bir yere ordugah kurdurdu. Bu hadise hicri 145. senenin 12 ramazanında cumartesi günü vuku bulmuştu. O esnada kılavuz şöyle demişti: «Piyade askeri kaçacak olursa iki veya üç mil mesafeden daha fazla koşamaz. O sırada da süvariler onu yakalayabilir.»

İsa b. Musa, 500 süvariyi harekete geçirdi. Mekke yolunda ağacın altında konaklamalarım emretti ve onlara şöyle dedi: «Bu adam (yani Muhammed) eğer kaçacak olursa Mekke'den başka gidip sığınacağı bir yer yoktur. Siz onun Mekke'ye gidecek yolunu tutun ve gitmesine engel olun.»

Bundan sonra İsa, Muhammed'e elçi göndererek onu halife Man-sur'un emrini dinlemeye ve itaatma girmeye davet etti. Halife Man-sur'un -bu çağrıya icabet etmesi durumunda- ona ve aile efradına eman verdiğini bildirdi. Muhamed, yanına gelen elçiye: «Eğer elçiler öldürülmez diye bir kural olmasaydı seni öldürürdüm.» dedi. Sonra İsa b. Musa'ya şöyle haber gönderdi: «Seni Allah'ın kitabına ve Rasûlünün sünnetine davet ediyorum. Bu davete sakın icabet etmemezlik pma. Aksi takdirde seni çok kötü bir ölümle öldürürüm, ya da sen beni öldürürsün. O zaman da, seni Allah'a ve Rasûlüne davet eden bir kimseyi öldürmüş olursun.»

İki taraf arasında üç gün müddetle elçiler gidip gelerek mekik dokudular. Bu onu davet ediyor, o da bunu davet ediyordu.

İsa b. Musa, bu günlerin her üçünde de Sel' dağının yanındaki tepeye çıkıp Medinelilere şöyle sesleniyordu:

«Ey Medineliler! Kanınız bize haramdır, her kim bize gelir ve bayrağımızın altında durursa o güvendedir. Medine'den çıkıp giden kimse de güvendedir. Evine kapanan kimse de güvendedir. Silahım bırakan kimse de güvendedir. Sizi öldürmeye kastımız yoktur. Biz, kendisini alıp halifeye götürmek için sadece Muhammed'i istiyoruz.»

Bu çağrısından sonra Medineliler ona ve annesine sövüyorlar, çok çirkin sözler sarfediyor ve şöyle diyorlardı: «Muhammed, Rasûlullah (s.a.v.)'m oğludur. Bizimle beraberdir, biz de onunla beraberiz, onun uğruna savaşacağız.»

Üçüncü gün İsa b. Musa, atlıları ve piyadeleri ile Medinelilerin üzerine yürüdü, misli görülmemiş silah ve mızraklarla gelmişti. Muhammed'e şöyle seslendi:

«Ey Muhammed! Mü'minlerin emiri, seni itaata davet etmeden seninle savaşmamamı bana emretti. Eğer itaata dönersen sana eman vermiştir. Borcunu ödeyecek, sana mal ve araziler verecektir. Ama bu çağrıya icabet etmezsen seninle savaşırım, kaldı ki seni birçok defalar itaata çağırmıştım.»

Muhammed de ona seslenerek: «Size karşı bende sadece savaş vardır.» dedi.

Bundan sonra iki taraf arasında savaş başladı. İsa b. Musa'nın askerleri 4.000'in üzerindeydi. Öncü kuvvetlerinin başında Hamid b. Kahtabe vardı. Sağ cenah komutanı Muhammed b. Seffah, sol cenah komutam Davud b. Kerrar, artçı kuvvetlerin komutanı da Heysem b. Şu'be idi. Yanlarında misli görülmemiş teçhizat vardı. İsa, adamlarından her bir grubu bir tarafa yerleştirdi. Muhammed ile arkadaşlarının sayısı Bedir savaşma katılan Müslümanların sayısı kadardı. İki taraf şiddetle savaştılar. Muhammed, bineğinden yere indi. Anlatıldığına göre o bu savaşta, İsa b. Musa'nın askerlerinden yetmiş kadar bahadırı Öldürmüştür. Bundan sonra Iraklılar onları çembere aldılar. Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ın arkadaşlarından bir grubu öldürdüler. Kazdıkları hendeği aşıp yanlarına geldiler. Deve semerleri-nı hendeğe doldurarak kendilerine bir geçit yapmışlardı. Böylece iki ^n hendeği aşabildiler. Doğrusunu Allah bilir.

Savaş, ikindi namazına kadar devam etti. Muhammed, ikindi namazını kilıtıca adamlarıyla birlikte Sel' dağından akan suların toplandığı vadiye indi. Kılıcının kınım kırdı. Atım da öldürdü. Arkadaşları da aynı şeyi yaptılar. Kendilerini savaşa vakfettiler. O esnada savaş cidden kızıştı. Iraklılar galebe çaldılar. Sel' dağı tepesine bayraklarını diktiler. Sonra inip Medine'ye girdiler. Rasûlullah (s.a.v.)'ın mescidinin damına siyah bayrak diktiler.

Muhammed'in taraftarları bunu görünce, «Medine alındı.» dediler ve kaçıp gittiler. Muhammed'in kendisi de gerçekten çok az sayıda adamla orada kaldı, sonra yalnız başına kaldı. Elinde yalın kılıcı ile yanına yaklaşanları vuruyordu. Yanına yaklaşan herkesi haklıyordu. Böylece Iraklıların yiğitlerinden bir grubu daha Öldürdü. Anlatıldığına göre bu savaşta elinde Zülfikar kılıcı varmış. Sonra İsa'nın adamları üzerine çullandılar. Onlardan biri onun sağ kulak yumuşağının altına kılıcıyla bir darbe vurdu. Muhammed de diz üstü düştü. Kendini savunuyor ve: «Yazıklar olsun size! Peygamberinizin oğlu yaralı ve mazlumdur.» diyordu. Hamid b. Kahtabe de: «Yazıklar olsun size, bırakın, onu Öldürmeyin.» dedi. Bunun üzerine askerler onun üzerinden çekildiler. Hamid b. Kahtabe, ona doğru ilerledi. Başını keserek İsa b. Musa'ya götürdü ve önüne bıraktı. Hamid, onu nerede görürsem öldüreceğim diye yemin etmişti. Onu ancak bu halde yakalayabildi. Eğer Muhammed kendi normal durumunda ve gücünde olsaydı, ne Hamid ne de başka bir asker ona güç yetiremezdi.

Muhammed b. Abdullah b. Hasan, hicri 145. senenin ramazan ayının 14'ünde, pazartesi günü ikindiden sonra, zeytinyağı çıkarılan taşların yanında öldürüldü. Kesik başı önüne bırakıldığı zaman İsa b. Musa: «Bunun hakkında ne diyorsunuz?» diye sorunca bazıları ona sövdüler ve aleyhinde konuştular. Orada bulunan bir adam ise: «Yalan söylüyorsunuz vallahi! O oruç tutan, namaz kılan bir kimseydi. Ancak halifeye muhalefet edip Müslümanların birliğini bozdu. Bu nedenle onu Öldürdük.» deyince oradakiler sustular.

Muhammed'in kılıcı Zülfikar'a gelince, o elden ele Abbas oğullarının mirası oldu. Hatta biri onu denemek için bir köpeğe vurdu, köpek ikiye bölündü. İbn Cerir ile diğerleri böyle demişlerdi.

Bu esnada Mansur'a, «Muhammed savaştan kaçtı.» diye bir haber ulaşınca Mansur şöyle demişti: «Hayır, bu olamaz. Çünkü biz öyle bir ailedeniz ki savaştan kaçmayız.»

İbn Cerir, Ebü'l-Haccac'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Ben Mansur'un yanıbaşmda duruyordum. Bana Muhammed'in isyanını sordu. O esnada İsa b. Musa'nın hezimete uğradığına dair haber kendisine ulaştı. Kendisi bir yere yaslanmıştı. Yanındaki bir sopayı yere vurdu ve: "Hayır, bizim taraftarlarımızın ve çocuklarımızın minberde onlarla oynamaları ve kadınların meşvereti nerede?

«Bundan sonra ben bu işte yokum." dedi.»

İsa b. Musa, İbn Ebi'l-Kiram'ın başı ile birlikte Kasım b. Hasan'ı fer müjdecisi olarak Mansur'a gönderdi. Mansur da cesedin defnini mretti. Muhammed'in cesedi Baki mezarlığına gömüldü. Onunla berber öldürülen adamlarının ise asılmalarını emretti. İki saf halinde Medine dışında asıldılar. Üç gün müddetle sehpada kaldılar. Sonra Sel' dağının yanında Yahudi mezarlığına atıldılar. Oradan da yakınlardaki bir hendeğe nakledildiler.

Mansur, Hasan oğullarının mallarım aldı. Hepsini kendine mubah saydı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre, malları onlara iade etmiştir. İbn Cerir, bu şekilde rivayet etmiştir. Ayrıca Medine halkı-mn emanda olduğu duyuruldu. Ondan sonra halk işine gücüne gitti,

pazarlar kuruldu.

Muhammed'in öldürüldüğü gün, halkı adeta sele boğan bir yağmur yağmıştı. Bunun üzerine İsa b. Musa, askerlerini Cüruf e, yukarılara götürdü. Mescide Cürüften gelmeye başladı. Ramazanın 19. gününe kadar Medine'de ikamet etti. Sonra Mekke'ye gitmek üzere Medine'den çıktı.

Mekke'de, Muhammed tarafından atanmış olan Hasan b. Muavi-ye vali idi. Hasan b. Muaviye, Muhammed'in çağrısını içeren bir mektubu alınca Mekke'den çıkarak Medine'ye yönelmişti. Yolda iken Muhammed'in ölüm haberini alınca Muhammed'in Basra'da bulunan kardeşi İbrahim b. Abdullah'ın yanına kaçtı. İbrahim b. Abdullah da bu senede, Basra'da yaptığı isyandan ötürü kardeşi Muhammed1 den sonra öldürüldü.

Muhammed b. Abdullah b. Hasanın kesik başı getirilip önüne konulduğu zaman, Mansur emir verdi ve bu kesik baş beyaz bir tabağa konularak ülkenin her tarafinda dolaştırıldı. Sonra Mansur, Muham-med'le birlikte isyana katılmış Medineli eşrafı huzuruna çağırttı. Kimini öldürdü, kimini ağır şekilde dövdü, kimini de affetti.

Isa, Mekke'ye yöneldiği sırada Medine'de naib olarak Kesir b. Hu-sayn'ı bırakmıştı. Kesir, bir ay süreyle Medine'de naib olarak görev yaptı. Sonra Mansur, Medine naibliğine Abdullah b. er-Rebi'i gönderdi. Fakat Abdullah b. er-Rebi'in askerleri, bir zaman sonra Medine'de ^argaşa çıkardılar. Halktan birşey satın aldıkları zaman bedelini °demiyorlardı. Bedeli isteyen kimseyi de dövüyor ve ölümle tehdit diyorlardı. Bunun üzerine Sudanlılardan bir grup bu askerlerin üze-nne hücum ettiler. Medine'deki bütün siyahiler, ellerindeki bir bora-ana üfleyerek bir araya toplandılar, cuma namazına gitmekte olan **bduliah b. er-Rebi'in askerlerine hep birlikte saldırdılar. Bu hadise, ıcn İ45_ senenin zilhicce ayının bitimine yedi gün kala vuku bulmuştu. Başka bir rivayete göre bu senenin şevval ayının bitimine beş Tep gün kala bu hadise vuku bulmuştu.

Sudanlılar, küçük mızraklar ve diğer silahlarını kullanarak valinin askerlerinden bir grubu öldürdüler. Vali Abdullah b. er-Rebi, cuma namazını bırakıp kaçtı. Sudanlıların reisleri; Vesik, Yakil, Ram-ka, Hadya, Ankud, Misar ve Ebü'n-Nar idi. Abdullah b. er-Rebi geri dönünce, askerleriyle birlikte harekete geçti ve Sudanlılarla savaşa tutuştu. Sudanlılar yine onu bozguna uğrattılar ve onu Baki mezarlığına kadar gerilettiler. O da onları meşgul etmek için abasını üzerlerine savurdu. Böylece kendini ve yanında olan askerleri kurtardı. Medine'ye iki gecelik mesafede bulunan Batn-ı Nahle'ye gitti. Sudanlılar, Mansur'a ait erzakı Mervan'ın evinde ele geçirdiler. Un, sevik ve diğer erzakı çok ucuz fiyata sattılar.

Bu haber Mansur'a ulaştı. Medineliler, bu işin sonundan korktular. Toplanıp bir araya geldiler. Tutuklu olup ayaklarında bukağılar bulunan İbn Ebi Sebüre, onlara bir nutuk irad etti ve onları Man-sur'un emirlerini dinlemeye, ona itaat etmeye teşvik etti. Müttefiklerinin yaptıkları kötülüğün neticesinden onları korkuttu. Onlar da müttefiklerini bu kötü hareketlerden menetmek, onların birliğini dağıtmak ve reislerine giderek onu bu hareketinden vazgeçirmek için gerekeni yapmak hususunda görüşbirliğine vardılar ve bunun gereğini yaptılar. Böylece durum sakinleşti. İnsanlar sükunete kavuştular. Serlerin alevleri söndü, Abdullah b. er-Rebi de Medine'ye döndü. İsyancıların elebaşılarından Vesik, Ebü'n-Nar, Yakil ve Misar'ın ellerini kesti.