İbrahim, Basra'ya kaçtı. Basra halkından Beni Dabia kabilesine mensup Haris b. İsa'nın evine konuk oldu. Gündüzleri ortalıkta görünmüyordu. Basra'ya gelişi, birçok şehri dolaşmasından sonra olmuştu. O ve kardeşi korkunç durumlarla karşılaşmışlardı. Çeşitli zamanlarda ölüm tehlikeleriyle yüz yüze gelmişlerdi. Sonra hicretin 143. senesinde hac dönüşünde Basra'ya yerleşti. Başka bir rivayette anlatıldığına göre, hicri 145. senenin ramazan ayı başında Basra'ya gelmiştir. Kardeşi Muhammed, Medine'de ortaya çıktıktan sonra onu Basra'ya göndermişti. Vakidî, böyle demiştir.
Ravinin ifadesine göre, gizlice halkı kardeşine bey'ata davet ediyordu. Kardeşi Muhammed öldürülünce, bu senenin şevval ayında halkı kendine bey'ata davet etmeye başladı. Meşhur rivayete göre İbrahim, kardeşi Muhammed'in sağlığında Basra'ya gelmiş ve halkı kendisine bey'ata davet etmiştir. Nitekim bunu biz daha önce de anatinıştık. Doğrusunu Allah bilir.
Basra'ya geldiğinde Yahya b. Ziyad b. Hassan en-Nabtî'ye konuk ldu. Orada kaldığı süre zarfında Yahya'nın evinde gizlendi. Nihayet bu senede Ebu Ferve'nin evinde ortaya çıktı. Ona ilk bey'at edenler rasında Nümeyle b. Mürre, Abdullah b. Süfyan, Abdülvahid b. Zi-d Ömer b. Seleme elHecimî, Abdullah b. Yahya b. Husayn er-Rak-j^aşî bulunuyordu. Halkı kendisine bey'ata çağırdı. Çok sayıda insan onun çağrısına icabet edince, o da Basra'nın ortasında bulunan Ebu Mervan'm evine intikal etti. Durumu kuvvetlendi. İnsanlar gruplar halinde gelip kendisine bey'at ettiler. Büyük bir gaile meydana gelmiş oldu.
İbrahim b. Abdullah'ın yaptıklarına dair haberler Mansur'a ulaşınca, Mansur'un kederine keder kattı. Kardeşi Muhammed yetmiyormuş gibi bu defa da İbrahim ortaya çıkmıştı. Çünkü İbrahim, kardeşi Muhammed'in öldürülmesinden önce ortaya çıkmıştı. Acele edip ortaya çıkmasının ve kardeşinin öldürülmesinden önce boy göstermesinin sebebi, kardeşinin kendisine gönderdiği bir mektuptan ötürüydü. Kardeşinin emrine uydu ve halkı kendine bey'ata davet etti. Basra'da işi yoluna girdi.
Basra valisi, Mansur tarafından atanan Süfyan b. Muaviye idi. Bu, gizliden gizliye İbrahim'e taraftardı. İbrahim'in yaptıklarını haber alıyor, ama gereken işlemi yapmıyordu. Hatta kendisine bu konuda haber getirenleri yalanlıyor ve İbrahim'in durumunun açıklık kazanmasını istiyordu. Mansur, Horasanlılardan iki emiri ona gönderdi. Bu emirlerden her birinin komutasında 2.000 piyade ve süvari vardı. Mansur bunları İbrahim'e karşı yapacağı savaşta kendisine takviye olsunlar diye Süfyan'ın yanına göndermişti.
Mansur, -imaretine başlanan- Bağdat'tan Kûfe'ye göçtü. Burada bulunduğu sırada, İbrahim'in isyan işiyle suçlanan bir Kûfeli olursa, geceleyin onu evinde öldürtmek üzere askerlerini gönderiyordu. Fera-tise el-îclî, Kûfe'de ayaklanmaya kalkıştı, ama Mansur orada bulunduğu için buna imkan bulamadı. Bu arada birçok kimse, İbrahim'e bey'at etmek üzere her yoldan Basra'ya yöneldi. Teker teker veya cemaatlar halinde Basra'ya geliyorlardı.
Mansur, Basra'ya gitmekte olan kimselere karşı silahlı adamlan-nı pusuya yatırıyor ve onları yolda
iken öldürtüyordu. Katiller, öldürdükleri adamların başını koparıp Mansur'a getiriyorlar, o da bu
kesik ^aşları, halk buna bakıp ibret alsın diye Kûfe'de astırıyordu.
Mansur, Haricilerle savsamak için Cezire'de akmcılık yapmakta °lan Harb er-Ravendî'ye haber
salarak Kûfe'ye gelmesini emretti. O d beraberindeki askerlerle Kûfe'ye yöneldi. İbrahim'in
taraftarları-
bulunduğu bir şehirden geçiyordu. Şehirden geçerken İbrahim'in taraftarları ona: «Buradan
geçmene müsaade etmeyiz. Çünkü n-sur, İbrahim'le savsamak için seni çağırmıştır.» dediler. O da:
«Hav din oradan, bırakın da yoluma gideyim.» dedi. Fakat bırakmadılar Harb er-Ravendî de onlarla
savaştı. Onlardan 500 kişiyi öldürdü başlarını keserek Mansur'a gönderdi. Mansur: «Bu, fethin
evvelidir >' dedi.
Bu senenin ramazan ayının başında pazartesi gecesi olunca, İbrahim, gece vakti on küsur süvari ile
Beni Yeşkür mezarlığına gitti. Aynı gece Ebu Hammad el-Abras, 2.000 süvarisi ile Süfyan b.
Muaviye'. nin yanına takviye olarak geldi. Süfyan onları hükümet konağına aldı, ibrahim ve
arkadaşları, saldırıya geçip bu takviye askerlerin bineklerini ve silahlarının hepsini ele geçirdiler.
Böylece kuvvetlendiler. Bu, elde ettikleri ilk ganimet oldu.
Sabah olduğunda İbrahim artık kuvvetlenmişti. Halka büyük camide sabah namazını kıldırdı. Kimi
seyretmek, kimi de yardım etmek için halk onun etrafında toplandı. Halifenin tayin etmiş olduğu
vali Süfyan b. Muaviye, hükümet konağında kendini koruma altına aldı. Askerlerini de içeri aldı.
İbrahim onları kuşattı. Süfyan b. Muaviye ondan eman istedi. İbrahim de ona eman verdi. Sonra
İbrahim, hükümet konağına girdi. Eyvanın ön tarafında, üzerinde oturması için kendisine bir hasır
serildi. Bu arada rüzgar esti ve hasır ters yüz oldu. İnsanlar bunu uğursuzluk alameti saydılar.
İbrahim: «Biz böyle şeyleri uğursuzluk alameti saymayız.» dedi ve hasırın üzerine oturdu. Halifenin
yanında suçsuz olduğu anlaşılsın diye vali Süfyan'ı zincire vurdurdu. Beytü'l-maldaki malları ele
geçirdi. Orada 600.000 dirhem vardı. Başka bir rivayete göre ise 2.000.000 dirhem vardı. İbrahim,
bu paralarla daha da güçlendi.
O sırada halife Mansur'un amcası Süleyman b. Ali'nin oğulları Cafer ile Muhammed de Basra'da
bulunuyorlardı. Bunlar, 1.600 süvari ile İbrahim'in üzerine yürüdüler. İbrahim onları hezimete
uğrattı-İbrahim, Meda' b. Kasım'ı, onsekiz süvari ve otuz piyade ile l^ karşı harekete geçirdi.
Bunlar, Cafer ile Muhammed komutasın 600 süvariyi mağlub ettiler. İbrahim, bunlardan arta
kalanlara verdi.
İbrahim, Ahvaz halkına, bey1 at etmeleri için emir gönderdi. On üzerda kendisine bey'at edip itaati
altına girdiler. Ahvaz valisinin ü Muğire komutasında 200 süvariyi gönderdi. Vali Muhammed k*
jc sayn ise, 4.000 süvari ile Muğire'ye karşı çıktı. Muğire onu yener ülkesini istila etti İbrahim, Fars ülkesine de asker gönderip orayı da ele geçir al- ^ nı şekilde Vasıt, Medain ve
Sevad'ı da ele geçirdi. Durumu cid kuvvetlendi. Ama kardeşi Muhammed'in ölüm haberi kendisine
çok kırıldı. Üzüntülü bir şekilde halka bayram namazını kıldır-i Hatta adamın biri der ki: «Halka
hutbe irad ederken ve kardeşi îa hanımed'in ölüm haberini bildirirken İbrahim'in yüzünde Ölümü
dördüm.»
İbrahim'in kuvvetlenmesi, Mansur'u öfkeden kudurttu. Askerleri-
. topiadı, harekete geçti. Basra'da Nümeyle'yi naib bıraktı, Nümey-f 'nin yanına oğlu Hasan'ı da vekil bıraktı.
İbrahim'in yaptıklarını haber alan Mansur, ona karşı ne yapaca-- nı bilemez oldu. Gerçekten şaşırmıştı. Askerlerini ülkenin çeşitli erlerine dağıtmış olduğuna çok pişman oldu. Oğlu Mehdi ile birlikte 40 000 askeri Rey şehrine; Muhammed b. Eş'as'la birlikte 40.000 askeri İfrikiyye'ye; geri kalan askerlerini ise İsa b. Musa ile birlikte Hicaz'a göndermişti. Mansur'un yanında sadece 2.000 süvari kalmıştı. Cok miktarda ateş yakılmasını emretti. Geceleyin onun emri üzerine her tarafta ateşler yakıldı. Ateşi gören kimse orada çok miktarda asker bulunduğunu sanıyordu.
Sonra Mansur, İsa b. Musa'ya mektup yazıp şöyle dedi: «Bu mektubumu okuduğun zaman hemen yanıma gel ve elindeki bütün işleri bırak.» İsa b. Musa, Mansur'un mektubunu alır almaz hemen yanına geldi. Mansur, ona şöyle dedi: «Basra'daki İbrahim'in üzerine git. Beraberindeki adamlarının çokluğu seni korkutmasın. Çünkü onlar Ha-şimilerin ölü develeridir. Sözüme güven, elini uzat ve yanındaki askerlere güven, sana söylediklerimi hatırlayacaksın.» Gerçekten de sonuç, Mansur'un dediği gibi oldu.
Mansur, oğlu Mehdi'ye de mektup yazarak Hazim b. Hüzeyme'yi 4.000 askerle Ahvaz'a göndermesini emretti. Hazim de Ahvaz'a gitti ve ibrahim tarafından oraya atanan vali Muğire'yi şehirden çıkardı. Oradaki insanların kanlarını üç gün müddetle mubah kıldı, sonra Basra'ya döndü. al Mansur, bey'atı bozan bütün bölgelere, onları tekrar itaat altına kıt ^ansur> Du sırada elli küsur gün müddetle namazga-de üstü jTmadı- Gece gündüz orada kaldı, elbiseleri kirlendi, yine fethi nasüb t?111 de^?tiriP temizlenmedi. Nihayet Cenâb-ı Allah ona ğinden ötür" I arada kendisine: «Kadınların, yanlarına gitmedi-adanıı azarla neslerini suçluyorlar.» denildiğinde böyle diyen ğr. Ya İbr v ' Manian kadınların yanına gitme zamanı de- koparıp On ln es başını önümde göreceğim, ya da benim babanım biriadSÖtÜreCeklerdİr? bu İŞ bitmeli>>
n çoklu&vi a " <<ansur'un huzuruna gittim, meydana gelen n ÇokluğUn^dan ötürü kederli ve üzüntülüydü. Keder ve üzüntü-n> gediklerin fazlaca açılıp yama deliğinin büyümesinden ötürü kelimeleri peşpeşe sıralayıp konuşamıyordu. Bunun] birlikte o, karşılacağı işler için tedbirini almıştı, gedikleri kapamak için gerekli hazırlıkları yapmıştı. Basra, Ahvaz, Fars, Medain ve Se vad toprakları elinden çıkmıştı. Kûfe'de İbrahim'in komutasında va lın kılıç beklemekte olan 100.000 asker vardı. Bunlar, tek bir çağrıvı bekliyorlardı, İbrahim'le birlikte savaş alanına atılacaklardı. Ama buna rağmen Mansur, musibetleri göğüslüyor ve işten el çekmiyordu O tıpkı şairin anlattığı adam gibi olmuştu:
«Cesur, cesuru efendi yaptı, düşmana tekrar tekrar saldırıp işini bitirmeyi öğretti ve onu cesur bir hükümdar yaptı.»
İbrahim, 100.000 savaşçı ile birlikte Basra'dan çıkıp Kûfe'ye yöneldi. Mansur da ona karşı İsa b. Musa'yı 15.000 kişilik bir kuvvetle gönderdi. Öncü kuvvetlerinin başında Hamid b. Kahtabe komutan olarak bulunuyordu. Hamid'in komutasında 3.000 asker vardı. İbrahim geldi ve 100.000 kişilik askeri gücü ile Bahamra'da konakladı ve ordugahını kurdu. Komutanlardan biri ona dedi ki: «Sen Mansur'a yaklaştın. Eğer bir grup askerinle onun üzerine yürüyecek olursan kafasını koparıp alırsın. Çünkü yanında kendisini savunacak askerleri yoktur.»
Başkaları da dediler ki: «Önce karşımızdaki askerlerin hakkından gelelim, sonra Mansur zaten bizim perçemimizdedir.»
İbrahim onları birinci görüşten vazgeçirdi, ama o görüşe uysaydı işi başarıyla tamamlayacaktı. Sonra biri: «Ordumuzun etrafına hendek kazalım.» dedi. Başkaları ise: «Bu ordumuzun etrafına hendek kazmaya ihtiyaç yoktur.» dediler. İbrahim de hendek kazmaktan vazgeçti. Sonra bir komutan, geceleyin İsa b. Musa ordusuna saldırma önerisinde bulundu. İbrahim ona: «Ben bu fikri uygun görmüyorum.» dedi. O, geceleyin saldırma düşüncesinden de vazgeçti. Bu arada başkaları, askerlerini bölüklere ayırmasını tavsiye ettiler ve bölüklerden biri mağlub olursa hiç değilse diğeri yerinde sebat eder, dediler.
Bazıları ise şöyle dediler: «En uygunu, saf düzeninde savaşma-mızdır. Zira yüce Allah buyurmuş ki: "Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, sıra halinde savaşanları sever." (ei-ne, 4.) Emir Allah'ındır o, dilediğini yapar.»
Ama İbrahim'in ordusu Kûfe'ye gitseydi ve bu ordu geceleyin şı tarafa saldırsaydı, ya da ordusunu bölük düzenine koysaydı işi ®a~ sarıyla sonuçlandıracaktı. Tabii ki Allah'ın takdiri ile bu olacaktı. İki ordu karşı karşıya geldiler, Bahamra'da saf düzenine girdiler-Bahamra, Kûfe'ye on altı fersahlık mesafede bir yerdir. İki taraf or0-' da şiddetle savaştılar. Hamid b. KahtabeHberaberindeki öncü kuWe ı birlikte bozguna uğradı. İsa b. Musa onlara: «Allah katma ric'at sonra saldırın.» dediyse de hiç kimsa ona dönüp bakmadı. İsa b.
!r a kendi aşiretinden yüz kişi ile yerinde sebat etti. Kendisine:
thS hinı'in askerleri seni ezmesinler diye buradan uzaklaşsan iyi h bana fethi nasib edinceye veya ben buraa öldürülünceye kadar vallahi yerimden ayrılmayacağım.» dedi.
Mansur'a daha önce müneccimlerden biri şöyle kehanette buluntu" "İsa b. Musa'nın etrafındaki askerler, önce dağılacak sonra Tkrar gelip onun etrafında toplanacaklar ve sonuç İsa'nın lehine tecelli edecektir."
Bozguna uğrayanlar kaçmaya devam ettiler. Nihayet iki dağ aramdaki bir nehire gelip durdular. Nehire giremediler. Tekrar hep birlikte cepheye geri döndüler. İlk dönen, ilk bozguna uğramış ve kaçmış olan Hamid b. Kahtabe idi. Sonra bunlar İbrahim'in askerleri ile şiddetli bir savaşa tutuştular. İki taraftan da çok sayıda adam öldürüldü. İbrahim'in adamları bozguna uğrayıp kaçtılar. İbrahim'in kendisi 500 (veya 400 veya 90) kişiyle yerinde sebat etti. İsa b. Musa'nın adamları galip oldular. İbrahim ise adamları ile birlikte öldürüldü. Kesik başı arkadaşlarınınki ile karıştı. Hamid, kesik başları Isa b. Musa'ya getirdi. Nihayet İbrahim'in başını tanıdılar ve onu müjdeci ile birlikte Mansur'a gönderdiler.
Müneccim Nobaht, İbrahim'in kesik başı getirilmeden önce Man-sur'un huzuruna girmiş ve İbrahim'in öldürüldüğü haberini vermişti, ancak Mansur onun sözüne inanmamıştı. Bunun üzerine Nobaht ona şöyle demişti: «Ey mu minlerin emiri, eğer bana inanmıyorsan beni hapset, eğer durum benim dediğim gibi değilse beni öldürürsün.» O esnada bir müjdeci gelip İbrahim ordusunun bozguna uğradığını bildirdi.
İbrahim'in kesik başı kendisine getirildiği zaman Mansur, Muak-kar b. Evs b. Himar el-Barıkî'nin şu beytini okudu:
«Asasını bıraktı, maksadı gerçekleşti.
Yolcunun gözleri geri dönmekten dolayı aydınlandı.»
Anlatıldığına göre kendisine İbrahim'in kesik başı getirildiğinde Mansur çok üzülmüş ve o kadar çok ağlamıştı ki, gözyaşları yanakların üzerine akmıştı. Sonra şöyle demişti: «Vallahi, ben bunun böyle almasını istemiyordum. Ey İbrahim, ikimiz birbirimizle imtihan edü:
sonra Mansur emir verdi ve kesik baş çarşıda belirli bir li İbrahim'in öldürüldüğü haberini veren müneccim No-a da 2.000 dönüm araziyi ikta olarak verdi.
Müneccim, bir meselede doğru söylerse de birçok meselelerde yanlış söyler. Onun yalanını doğru kabul etmek küfürdür. Mansur da bu müneccimi ile birlikte sapıklıkta idi. Hükümdarlar, müneccimle, rin sözlerine inanmayı atadan oğula bir âdet haline getirmişlerdir Bu, uyulması caiz olmayan bir sapıklıktır.
Mansur'un azadlısı Salih diyor ki: İbrahim'in kesik başı kendisine getirildiğinde Mansur, genel meclisi topladı. İnsanlar yanma gelip onu tebrik ediyorlar ve Mansur'un hoşnutluğunu kazanmak için İbrahim'in aleyhinde çirkin sözler sarfediyorlardı. Mansur ise susmuştu rengi sararmış, konuşmuyordu. Nihayet Cafer- b. Hanzala el-Harranî huzura geldi. Durup selam vererek şöyle dedi: — Ey mü'minlerin emiri, amcan oğlu hakkında yaptıklarından ötürü Allah sana büyük ecirler versin ve onun, senin hakkında yapmış olduğu kusurlarını da bağışlasın.
Mansur'un rengi sarardı. Cafer'e yöneldi ve ona:
- Ey Halid'in babası merhaba, hoşgeldin. Gel, şuraya otur, dedi. Oradakiler de Cafer'in bu davranışının Mansur tarafından hüsnü
kabul gördüklerini anladılar. Artık huzura gelen herkes Cafer b. Hanzala'nın dediklerini söylemeye başladı.
Ebu Nuaym Fadl b. Dükeyn dedi ki: İbrahim, bu senenin zilhicce ayının bitimine beş gün kala, perşembe günü öldürüldü.

