Sahih hadiste şöyle buyurulmuştur:
"Peygamberlikten ancak müjdeleyici (rüyalar) kaldı." Başka bir rivayette ise şöyle buyurulmuştur; "Peygamberlikten ancak salih rüya kaldı, mü'min onu görür veya ona gösterilir." Beyhakî, Seleme b. Şebib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Ahmed b. Hanbel'in yanındaydık. O esnada eli bastonlu ihtiyar bir adam oraya gelip selam verdi ve oturdu. Sonra: "Hanginiz Ahmed b. Hanbel?" deyince adam şu cevabı verdi: "400 fersahlık yoldan sana geldim. Rüyada Hızır'ı gördüm, bana dedi ki: Ahmed b. Hanbel'e git, onu sor ve ona de ki: "Arşın sakini ve melekler, Aziz ve Celil olan Allah için nefsim işkencelere karşı sabırla mukavemet ettirdiğinden ötürü senden razıdırlar.»
Ebu Abdillah Muhammed b. Hüzeyme el-İskenderanî dedi ki: «Ahmed b. Hanbel vefat edince çok kederlendim. Rüyada onu gördüm, salınarak yürüyordu. Kendisine: "Ey Abdullah'ın babası, bu ne biçim yürüyüş?" diye sordum. O da: "Cennet'te hizmetçilerin yürüyüşü böyle olur." diye cevap verdi. Kendisine: "Allah, sana nasıl muamele etti?" diye sorduğumda şu cevabı verdi: "Allah beni bağışladı, bana taç giydirdi. Bana altından iki ayakkabı verdi ve dedi ki: "Ey Ahmed! Kur'ân'm benim kelamım olduğunu söylediğin için sana bu ikramı yaptım. Ey Ahmed, dünyada iken hep tekrarladığın Süfyan-ı Sevrî'-nin duasıyla bana dua et ve beni öyle çağır." Ben de dedim ki: "Ya Rab, herşey senin kudretin altındadır, sen herşeye güç yetirebilirsin. Bütün hatalarımı bağışla. Öyle ki, bana hiçbir soru sormayasm." Ben böyle dedikten sonra yüce Allah şöyle buyurdu: "Ey Ahmed! İşte Cennet., kalk ve oraya gir!" Ben de Cennet'e girdim. Orada Süfyan-ı Sev-rî'nin iki yeşil kanadıyla bir hurma ağacından bir başka hurma ağacına, bir ağaçtan başka bir ağaca uçup konduğunu ve şu ayeti okuduğunu gördüm:
"Bize verdiği sözde duran ve bizi bu yere varis kılan Allah'a ham-dolsun. Cennet'te istediğimiz yerde oturabiliriz. Yararlı iş işleyenlerin ecri ne güzelmiş!" (ez-Zümer, 74.)»
Ravi diyor ki: «Ben İmam Ahmed'e sordum: "Ya Bişr-i Hafî'ye nasıl bir muamele uygulandı?" İmam Ahmed bana şu cevabı verdi: "Ne mutlu ona, ne mutlu ona! Onun gibi başka biri var mı ki? Ben onu Aziz ve Celil olan Allah'ın huzurunda bıraktım. Önünde yemek sofrası vardı. Yüce Allah ona yönelip bakıyor ve ona şöyle diyordu: "Ey dünyada iken bir şey yemeyen adam, şimdi ye. Ey dünyada iken bir şey içmeyen adam, şimdi iç. Ey dünyada iken nimet yüzü göremeyen adam, şimdi nimetlen."»
Ebu Muhammed b. Ebi Hatim, Muhammed b. Müslim b. Vare'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ebu Zür'a vefat ettikten sonra onu rüyada gördüm ve ona şu soruyu sordum: "Allah sana nasıl muamelede bulundu?" Dedi ki: "Allah buyurdu ki: "Şunu Abdullah'ın babasının yanma, Abdullah'ın babasının yanma, Abdullah'ın babasının yanma katın. (Yani İmam Ma-lik'in, İmam Şafiî'nin ve İmam Ahmed b. Hanbel'in yanma katın.)."»
Ahmed b. Harrizad el-Antakî dedi ki: «Rüyada kıyametin koptuğunu gördüm. Yüce Allah hüküm vermek için ortaya çıkmıştı. Arşın alt tarafından bir münadi çıkıp.şöyle sesleniyordu: "Abdullah'ın babasim, Abdullah'ın babasını, Abdullah'ın babasını ve Abdullah'ın babasını Cennet'e koyun." Yanıbaşımda duran bir meleğe: "Şu Abdullahla-rın babası kim?" diye sordum. O da şöyle cevap verdi: "İmam Malik, İmam Sevrî, İmam Şafiî ve İmam Ahmed b. Hanbeldir."
Ebu Bekir b. Ebi Hayseme, Yahya b. Eyyüb el-Makdisî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'ı rüyada gördüm. Uyuyordu. Üzerine bir örtü örtülmüştü. Ahmed b. Hanbel ile Yahya b. Maîn de üzerine gelen sinekleri kovuyorlar ve onu koruyorlardı.»
Önceki sayfalarda Kadı Ahmed b. Ebi Duad'm biyografisinden bahsederken Yahya el-Cela'm şöyle bir rüya gördüğünü nakletmiştik:
Ahmed b. Hanbel, Büyük Camii'nin bir tarafında bir ders halkasında bulunuyor, Kadı Ahmed b. Ebi Duad ise başka bir ders halkasında bulunuyormuş. Rasûlullah (s.a.v.) da bu iki ders halkası arasında bir yerde durup Ahmed b. Ebi Duad'm ders halkasını göstererek; "Kafirler onları inkar ederlerse." (el-En'âm, 89.) ayet-i kerimesini; İmam Ahmed b. Hanbel'in ve arkadaşlarının bulunduğu ders halkasını göstererek ise ayet-i kerimenin geri kalan kısmını okumuştu: "İnkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız.'"

