El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İmam Ahmed B. Hanbel'in Vefatı

Oğlu Salih dedi ki: «Babam, hicretin 241. senesinin rebiyülevvel ayı başında hastalandı. Rebiyülevvel ayının ikisinde, çarşamba günü yanma gittim. Ateşler içinde yanıyor ve derinden soluyordu. Çok zayıf düşmüştü. …

Oğlu Salih dedi ki: «Babam, hicretin 241. senesinin rebiyülevvel ayı başında hastalandı. Rebiyülevvel ayının ikisinde, çarşamba günü yanma gittim. Ateşler içinde yanıyor ve derinden soluyordu. Çok zayıf düşmüştü. Kendisine: "Babacığım sen ne yiyorsun, gıdan nedir?" diye sordum. O da: "Bakla suyu." diye cevap verdi.»

Sonra oğlu Salih birçok insanın, ileri gelenlerin ve avam tabakasından kişilerin onu ziyarete geldiklerini, evinde büyük bir kalabalık teşkil ettiklerini anlatmıştır. İmam Ahmed'in bir kesesi vardı. Kesesinde bozuk paralan vardı. Bu paralarla ihtiyacını karşılardı. Oğlu Abdullah'a, kiracılanndan kira paralarını tahsil etmesini ve üzerindeki bir yemin keffaretini ödemesini emretti. O da bu kira paralarından bir miktannı tahsil edip birazcık hurma satın aldı ve babasının yemin keffaretini ödedi. Geriye üç dirhem arttı.

İmam Ahmed b. Hanbel vasiyetini şöyle yazmıştı:

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Bu, Ahmed b. Hanbel'in vasiyetidir. Allah'tan başka ilah bulunmadığına, onun birliğine, ortaksız olduğuna, Muhammed'in de onun kulu ve elçisi olduğuna; Muhammedi, hidayet ve hak din ile gönderdiğine, müşrikler hoşlanmasalar da İslâmiyeti diğer bütün dinlere üstün kılmak için onunla gönderdiğine şahadet ederim. Ailemin ve

akrabamın, diğer abidler gibi Allah'a ibadet etmelerini, diğer hamde-denlerle birlikte Allah'a hamdetmelerini, Müslüman cemaata nasihat vermelerini vasiyet ederim. Allah'ı Rab olarak benimsediğime, İslâ-miyeti din, Muhammed'i de peygamber olarak seçtiğime dair vasiye-timdir.

Boran adıyla bilinen Abdullah b. Muhanımed'e elli dinar verilmesini vasiyet ederim. Bu parayla borcum inşaallah ödenecektir. Param arttığı takdirde oğlum Salih'in kadınlı erkekli her çocuğuna da onar dirhem verilmesini vasiyet ederim."

Bundan sonra İmam Ahmed b. Hanbel, varislerinden olan çocuklarını yanına çağırdı. Onlar için dua etmeye başladı. Ölümünden elli gün önce bir oğlu doğdu. Ona Said adını verdi. Muhammed adında bir başka oğlu da vardı ki, kendisi hastalandığında o henüz yürümeye yeni başlamıştı. Onu yanına çağırdı. Bağırma basıp öptü, sonra: "Bu yaşlı halde ben çocuğu ne yapayım?" dedi. Kendisine: "Zürriyetin senden sonra senin için dua edecektir." denildi. O da: "Eh, böyle olursa güzel olur." dedi ve Cenâb-ı Allah'a hamdetmeye başladı.

Hastalığı esnasında duydu ki; Tavus, hasta kişinin inlemesini mekruh sayıyormuş. Bunu duyunca inlemeyi bıraktı. Sabahında vefat edeceği geceye kadar hiç inlemedi. Ancak o gecede inlemeye başladı. Vefatı, rebiyülevvel ayının 12'sinde cuma gecesi vukubuldu. Ölüm sancılan şiddetlenince inlemeye başladı.

Rivayete göre oğlu Abdullah ve Salih şöyle demişlerdir: «Babamız can çekişmeye başlayınca: "Hayır, bundan sonra olmaz, bundan sonra olmaz!" sözünü sık sık tekrarlamaya başladı. Kendisine: "Ey babacığım, bu saatte diline doladığın bu söz nedir, anlamı nedir?" diye sorduğumuzda şu cevabı verdi: "Ey oğullarım! İblis şu evin bir köşesinde durmuş bekliyor, parmağını ısırıyor ve, "Fitneye düş ey Ahmed." diyor. Ben de, "Hayır, bundan sonra olmaz, bundan sonra olmaz." diyomm.»

Yani, ruhu cesedinden ayrılıncaya kadar tevhid üzere kaldı. Nitekim bazı hadislerde anlatıldığına göre İblis, Cenâb-ı Allah'a şöyle demiş: "Ya Rab, senin izzetine ve celaline yemin ederim ki, ruhları cesetlerinde bulunduğu sürece kullarını saptırmaya çalışacağım!" Cenâb-ı Allah da ona şöyle karşılık vermiş: "İzzetime ve celalime yemin ederim ki, onlar benden mağfiret diledikleri sürece ben de onları hep bağışlayacağım!"

Bundan daha da güzeli şuydu: İmam Ahmed b. Hanbel, kendi ailesine emrederek kendisine abdest aldırmalarını söyledi. Onlar da ona abdest aldırmaya başladılar. Parmaklarını hilallemelerini emretti, onu da yaptılar. Hep bu halde iken Aziz ve Celil olan Allah'ı zikrediyordu0. Abdestini tamamladıklarında vefat etti. Allah ona rahmet etsin ve ondan razı olsun.

Vefatı, cuma gününün ikinci saatinin sonunda vuku bulmuştu. Halk, caddelerde ve sokaklarda toplanıp büyük bir kalabalık teşkil etti. Hacib Muhammed b. Tahir, köleleriyle birlikte oraya geldi. Kölelerin ellerinde kefen bohçaları vardı. Muhammed b. Tahir: "Bunları halifeye vekaleten getirdim. Eğer kendisi burada olsaydı, bu kefenleri o getirecekti." dedi. İmam Ahmed'in çocukları, hacib Muhammed'e haber gönderip şöyle dediler: "Mü'minlerin emiri, babamızı hayatın-dayken hoşlanmadığı işleri yapmaktan affetmişti ve o, bu kefenlerle gömülmekten hoşlanmazdı." Başka bez getirdiler, İmam Ahmed'i o bezle kefenlediler. Bu bezi cariyesi örmüştü. Ayrıca bir miktar sargı bezi ve hanut kokusu ve yıkanmasına yetecek kadar su satın aldılar. Onu, kendi evlerinin suyuyla yıkamaya razı olmamışlardı. Zira İmam Ahmed, sağlığında oğullarının evlerinden uzaklaşmıştı. Orada yemek yemiyor, onların eşyalarını ödünç olarak dahi almıyordu. Beytü'l-maldan kendilerine bağlanan maaşları aldıkları için onlara kızmıştı. Aylık olarak her biri 4.000 dirhem maaş alıyordu. Aileleri çok kalabalıktı, yoksul idiler.

Cenazenin yıkanmasına Haşimilerden, hilafet hanedanından yüz kişi kadar katıldı. Cenazenin gözlerini öpmeye, ona dua etmeye ve rahmet dilemeye başladılar. Allah ona rahmet etsin. Tabutunu bütün halk omuzladı. Çevresinde kadın erkek o kadar kalabalık bir cemaat vardı ki, sayılarını ancak Allah bilir. Beldenin valisi Muhammed b. Abdullah b. Tahir de cemaatin arasındaydı. Sonra ileriye geçti. İmam Ahmed'in oğullarına başsağlığı diledi. Cenaze namazını kendisi kıldırdı. Mezarın yanında da definden sonra yine cenaze namazı kılındı. İmam Ahmed ancak ikindi namazından sonra mezarına yerleştirile-bildi. Çünkü kalabalık çok fazlaydı.

Beyhakî ile diğerlerinin rivayetlerine göre vali Muhammed b. Tahir, cenazeye katılanların sayılmasını emretti. Sayım neticesinde- cemaatin 1.300.000 kişi olduğu anlaşıldı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre, gemidekiler dışında karada 700.000 kişi vardı.

İbn Ebi Hatim dedi ki: «EbuZür'a'nın şöyle dediğini işittim: Duyduğuma göre halife Mütevekkil, İmam Ahmed b. Hanbel'in cenaze namazını kılan cemaatin kapladığı alanın ölçülmesini emretmiş, ölçüm neticesinde 1.500.000 zira' olduğu anlaşılmıştı.»

Beyhakî, Abdülvehhab el-Verrak'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ne cahiliyet döneminde ne de İslâmiyet döneminde İmam Ahmed b. Hanbel'in cenazesine katılan cemaat kadar büyük bir cemaatin herhangi bir kimsenin cenazesine katıldığını duymadık."

Abdurrahman b. Ebi Hatim, İmam Ahmed b. Hanbel'in komşusu Verkanî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«İmanı Ahmed'in vefat ettiği günde Yahudi, Hristiyan ve Mecusi-lerden 20.000 kişi Müslüman oldu." Başka nüshalarda anlatıldığına göre o gün, 10.000 kişi Müslüman olmuştur.» Doğrusunu Allah bilir.

Darekutnî, İmam Ahmed'in oğlu Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Babamın şöyle dediğini işittim: "Bid'at ehli kimselere deyin ki: Geçip gittiği esnada bizimle sizin aranızda cenazeler vardır.»

Cenâb-ı Allah, İmam Ahmed b. Hanbel'in bu konudaki sözünü tasdik etmişti. O kendi zamanında sünnetin imamı idi. Onun muhaliflerinin başta geleni, dünya kadılarının kadısı Ahmed b. Ebi Duad idi ki, onun cenazesine hiç kimse katılmamıştı ve ona iltifat eden de olmamıştı. Öldüğünde sultanın yakınları dışında hiç kimse onun cenazesine katılmamıştı.

Haris b. Esed el-Muhasibî de zahid ve takvalı, aynı zamanda nefsini bütün hareketlerinde ve bakışlarında hesaba çeken bir kimse olduğu halde cenaze namazına ancak üç dört kişi katılmıştı. Bişr b. Gi-yas el-Merisî'nin cenaze namazını da gerçekten çok az kişi kılmıştı. Bundan önce de bundan sonra da emir Allah'ındır.

Beyhakî, şair Haccac b. Muhammed'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"İmam Ahmed b. Hanbel'in cenaze namazım kılmadan önce Allah yolunda da olsa öldürülmeyi istemiyordum."

İmam Ahmed b. Hanbel'in defnedildiği gün, ilim ehlinden bir zatın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bugün beş kişinin altıncısı defnedildi, o beş kişi şunlardır: "Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve Ömer b. Abdülaziz. Tabii ki İmam Ahmed bunların altıncısı idi."

İmam Ahmed b. Hanbel vefat ederken yetmişyedi yaşını birkaç gün geçmişti. Bu birkaç gün, bir aydan daha azdı. Allah ona rahmet etsin.