Ali b. Hamza b. Abdullah b. Feyruz, Ebü'l-Hasan el-Esedî. Esed kabilesinin azadhsı idi. Kûfeliydi, Kisaî lakabıyla tanınıyordu. Ki-sa'da ihrama girdiği için kendisine bu lakab takılmıştı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Kisa'da Hamza ez-Zeyyad ile meşgul olduğu için bu lakabı almıştır.
Nahivci ve lugatçı idi. Kıraat imamlarındandı. Kûfelidir. Sonra Bağdat'ı vatan edinmiştir. Harun Reşid'e ve onun oğlu Emin'e müreb-bılık yapmıştır. Hamza b. Habib ez-Zeyyad'm kıraatma göre Kur'ân okumuş ve bu kıraata göre ders vermiştir. Sonra kendi şahsı için bir kıraat benimsemiş ve bu kıraata göre okumaya başlamıştır.
Ebu Bekir b. Ayyaş, Süfyan b. Uyeyne ve diğer zatlardan hadis nvayet etmiştir. Yahya b. Ziyad elFerra ve Ebu Ubeyd de ondan riayetlerde bulunmuşlardır.
m Şafiî: "Nahiv Öğrenmek isteyenler Kisaî'nin çocuklarıdır." *. Kisaî; nahiv ilmini Halil'den öğrenmiştir. Bir gün Halil'e: u ilmi kimden aldın?" diye sormuş, Halil de: "Hicaz vadisinde bulu-n bir adamdan aldım." diye cevap vermişti. Kisaî de oraya gitmiş, n *** hakkında çok şeyler yazmıştı. Tekrar Halil'in yanına dönmüş, ancak onun vefat ettiğini görmüştü. Onun yerinde Yunus ders vermeye başlamıştı. İkisi arasında birçok münazaralar cereyan etmişti. Bu münazaralar neticesinde Yunus onun üstünlüğünü kabul etmiş ve onu kendi yerine oturtmuştu.
Kisaî dedi ki: Bir gün Harun Reşidin önünde namaz kıldırdım Kıraatimi beğenirdim. Bu yüzden de öyle bir hata yaptım ki, çocuk dahi o hatayı yapmazdı. Kıraati düzeltmelerini kendilerine söylemek istedim, ama sonra vazgeçtim. Belki kendiliklerinden düzeltirler, dedim. Harun Reşid de bu kıraatimi düzeltme cesaretini gösteremedi Selam verdikten sonra Harun bana: "Bu hangi lügatti?" diye sordu Ben de ona şu cevabı verdim: "Rahvan at da bazan tökezler." Bu cevabım karşısında Harun: "İşte bu olur." dedi.
Ravinin biri diyor ki: «Kisaî'nin yanına gittim, kederliydi. Kendisine sordum:
- Neyin var?
- Yahya b. Halid bana bazı sorular yöneltmiş. Korkarım ki ona yanlış cevaplar veririm.
- Sen de dilediğin gibi cevap ver. Sen Kisaî'sin.
- Eğer bilmeden cevap verirsem Allah dilimi koparsın!»
Kisaî dedi ki: «Bir gün bir marangoza: "Şu iki kapı kaça?" diye sordum. O da bana şu cevabı verdi: "Ey tokatlanmış adam, bunlar iki sacadır."»
Meşhur rivayete göre Kisaî, bu senede yetmiş yaşında vefat etmiştir. Reyde Harun Reşidin sohbetinde bulunmuş, Rey'e bağlı bir kasabada vefat etmiştir. Muhammed b. Hasan'la aynı günde vefat etmişti. Harun Reşid şöyle diyordu: "Fıkıh ve Arapça ilmi Rey şehrinde defnedildi."
İbn Hallikan dedi ki: «Bir rivayette anlatıldığına göre Kisaî, hicretin 182. senesinde Tus şehrinde vefat etmiştir.
Adamın biri Kisaî'yi rüyasında ay yüzlü bir halde iken görmüş ve ona şöyle sormuş:
- Rabbin sana ne yaptı?
- Kur'ân vesilesiyle Rabbim beni bağışladı.
- Ya Hamza'ya ne yaptı?
- O, Cennet'in İlliyyin (en yüksek) tabakasındadır. Onu ancak yıldızlan gördüğümüz gibi görebiliyoruz.»

