Bu senenin ramazan ayında Me'mun, Hasan b. Sehl'in kızı Boran ile gerdeğe girdi. Anlatıldığına göre Me'mun, Hasan b. Sehl'in hastalıktan kurtulup iyileşmesi üzerine, bu senenin ramazan ayında, onun Femü's-Sulh mıntıkasında bulunan kışlasına gitmişti. Me'mun, maiyetindeki emir, reis ve Haşimilerin ileri gelenleri ile birlikte Hasan'a konuk oldu. Bu senenin şevval ayında bir gece Boranla gerdeğe girdi. Huzurunda anber mumları yakıldı. Boran'm başı üzerine inci ve mücevherler saçıldı. Bu inci ve mücevherler, kızıl altından örülme bir hasır içerisinde etrafa savuruldu. Bu hasırdaki incilerin sayısı bin idi. Me'mun, bu saçılan incilerin toplanıp altın bir tepsiye konulmasını emretti. Oradakiler: «Ey mü'minlerin emiri; biz, cariyeler yerden toplasmlar diye bu incileri saçtık.» dedilerse de Me'mun: «Hayır, bunların yerine cariyelere ben kendim birşeyler veririm.» dedi ve etrafa saçılan incilerin tümünü toplattı.
Gelin Boran, ninesi Zübeyde (yani Me'mun'un kardeşi Emin'in annesi) ile geldi ve Me'mun'un yanıbaşına oturdu. Me'mun da bu inci ve mücevherleri Boran'ın eteğine döktü ve: «Bu benim sana bahşişim-dir. Dile benden ne dilersen.» dedi. Boran, utanarak başını önüne eğdi. Ninesi Zübeyde ona dedi ki:
- Efendinle konuş ve dileğini ona söyle. Çünkü dileğini söylemeni o sana emretti.
Boran, Me'mun'a şöyle dedi:
- Ey mü'minlerin emiri, amcam İbrahim b. Mehdi'yi affetmeni ve ondan razı olup onu tekrar eski makamına iade etmeni istiyorum.
- Olur.
- Ümmü Cafer'i (Zübeyde'yi) hacca gitmesi için serbest bırak.
- Olur.
Boran'm bu şefaati üzerine Ümmü Cafer (Zübeyde) Boran'a bir emirlik hil'ati giydirdi ve ona büyük bir köy bağışladı.
Boran'ın babası Hasan b. Sehl'e gelince; o da köylerinin, çiftliklerinin ve emlakinin adlarını kağıt parçaları üzerine yazarak bu kağıtları oradaki insanların üzerine saçtı. Her kim bu kağıtlardan birini ele geçirdiyse Hasan b. Sehl onu oradaki kahyalarına gönderdi ve o köy, çiftlik veya mülkü o adama teslim etti.
Hasan b. Sehl, Me'mun ve maiyetindeki askerlerin yanında ikamet ettikleri onyedi günlük süre içinde 50.000.000 dirhem kadar harcamada bulundu.
Me'mun, ayrılıp gitmek istediğinde, kendisine 10.000.000 dirhem verdi. Konuk olduğu beldeyi de ona ikta' olarak verdi. Oraya Femü's-Sulh mıntıkası deniliyordu. Burayı daha önce sahip olduğu ikta' ara-
zilerine ek olarak Hasan b. Sehl'e verdikten sonra, bu senenin şevval ayının sonlarına doğru Bağdat'a döndü.
Bu senede Abdullah b. Tahir, Mısır'a gitti. Orayı Me'mun'un emri üzerine asi ve mütegallibeden Ubeydullah b. Sırri b. Hakem'in elinden kurtardı. Aralarında geçen uzun muharebelerden sonra orayı tekrar eski haline döndürdü.
Bu senede meşhur şahsiyetlerden lügatçı Ebu Amr eş-Şeybanî (İshak b. Murad), Mervan b. Muhammed et-Tatarî ve Yahya b. İshak vefat ettiler. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.
Hicretin İkiyüzonbirînci Senesi
Bu senede Ebü'l-Cevab, Talk b. Ganem, "Musannaf ve "Müsned" isimli eserlerin sahibi Abdürrezzak b. Hemmam es-San'anî ile Abdullah b. Salih el-İclî vefat ettiler.

