Mervan, beraberindeki askerlerle birlikte Aynü'l-Cer'den hareket edip yola koyuldu. Şam'a yaklaştı. Şamlılar, dün hezimete uğrayıp onun önünden kaçmışlardı. İbrahim b. Velid de kaçtı. Süleyman b. Hişam, beytü'1-mala gitti, kapıyı açtı. İçerideki mal ve paralan arkadaşlarına ve kendisine tabi olan askerlere dağıttı. Velid b. Yezid'in azatlıları da Abdülaziz b. Haccac'ın evine hücum ettiler. Onu evde öldürdüler. Malını yağmaladılar. Yezid b. Velid'i de mezardan çıkarıp °nu Cabiye kapısında darağacına astılar.b. Muhammed, Şam'a girip üst taraflarda konakladı. Ve-ı in oğulları Hakem ve Osman'ın cesetleri ile Yusuf b. Ömer'in cese-cu huzuruna getirildi. Bunlar defnedildiler. Ebu Muhammed es-Süf-yam de iplere bağlı olduğu halde huzura getirildi. Mervan el-Himar'a med Selamı verdi- Mervan: "Hele şunu bırak." dedi. Ebu Muham-dile eS^Süfyanî ise şöyle dedi: "Şu iki çocuk (Hakem ile Osman) ken- ^den sonra senin halife olmanı istiyorlardı" Böyle dedikten sonra senin halife olmanı istiyorlardı." Böyle dedikten soneni in zindanda iken söylediği şu şiiri okumaya başladı:
gBjnden Mervana selam söyleyin. e ier her tarafı kapladı. Kin her tarafı Örttü. Biz şefkate muhtaç
olduk ama uzun süredir şefkat görmüyoruz.
Ben zulme uğradım. Kavmim de Velid'in öldürülmesi nedeniyle bizi sorumlu tutuyor.
Eğer ben ve benden sonraki veliahdım öldürülecek olursak,
Mervan mü'minlerin emiri olsun."
Bundan sonra Ebu Muhammed es-Süfyanî, Mervan'a: "Ellerini uzat." dedi ve halifeliğine bey'at eden ilk şahıs oldu. Ardı sıra Muavi-ye b. Yezid b. Husayn b. Nümeyr de Mervan'a bey'at etti. Daha sonra Şamlılar ve Humuslular ile diğer belde halklarının reisleri bey'at ettiler. Bey'at merasimi tamamlandıktan sonra Mervan, onlara: "Emirlerinizi seçin ki, onları başlarınıza tayin edelim." dedi. Her belde halkı kendileri için bir emir seçti. Mervan da onları kendilerine emir olarak tayin etti. Böylece Şam reisliğine Zamil b. Amr el-Cibranî, Humus reisliğine Abdullah b. Şecere el-Kindî, Ürdün reisliğine Velid b. Muavi-ye b. Mervan, Filistin reisliğine Sabit b. Nuaym el-Cüzamî tayin edilmiş oldular.
Mervan b. Muhammed, Şam'da otoritesini yerleştirince Harran'a döndü. O esnada, kendisinden önceki halife İbrahim b. Velid ile amcası oğlu Süleyman b. Hişam ondan eman istediler. O da bunlara eman verdi. Süleyman b. Hişam, Tedmür şehrinden bir heyetle gelip Mervan b. Muhammed'e bey'at etti.
Sonra Mervan, Harran'da otoriteyi sağlayınca, orada üç ay süreyle ikamet etti. Ancak ondan sonra Şamlılar yapmış oldukları bey'atı bozdular. Humuslular ve diğer şehirlerdeki insanlar da bey'atlarmı bozdular. Bunun üzerine Mervan, Humuslular üzerine bir ordu gönderdi. Hicri 127. senenin ramazan bayramı gecesinde ordu Humus'a vardı. Mervan ise bayramdan iki gün sonra oraya ulaştı. Humuslular, karşılarında büyük bir ordu ile duran Mervan'ı görünce itaat ettiler. O gün Mervan'ın beraberinde, hal' edilmiş halife İbrahim b. Velid ile Süleyman b. Hişam da bulunmaktaydı. Mervan, bunlara Özel ikramda bulunuyor, sabah ve akşam yemeklerini onlarsız yemiyordu. Mervan, Humusluları kuşatma altına alınca halk; "Biz sana itaat üzereyiz." diye ünlediler. Mervan da: "Şehrin kapılarını açın." diye emir verince kapıları açtılar. Sonra aralarında ufak tefek çatışmalar oldu. Mervan, Humuslulardan 500 veya 600 kadar adam öldürdü. Öldürülenlerin şehir çevresindeki darağaçlarına asılmalarını emretti. Ayrıca şehrin bazı surlarının yıkılması için emir verdi.
Şamlılara gelince, Şam'ın Gota mıntıkasındaki halk, reisleri Zamil b. Amr'ı kuşatma altına aldılar. Başlarına Yezid b. Halid el-Kusa-rî'yi reis olarak tayin ettiler. Şehirde onun naibi sebat etti. Halife Mervan, Humus'tan ona karşı 10.000 dolayında asker gönderdi. Bun-
lar Şam'a yaklaştıklarında naib, beraberindeki askerlerle karşılarına çıktı. İki taraf çarpıştılar. Halifenin askerleri, Şamlıları bozguna uğrattı. Mizze kasabası yakıldı. Orada bulunan başka köyler de yakıldı. Yezid b. Halid el-Kusarî ile Ebu Alaka el-Kelbî, Mizze'deki Beni Lahm kabilesinden bir adam vasıtasıyla eman dilediler. Zamil b. Amr, onları öldürdü ve kesik başlarını Halife Mervan'a gönderdi. Bu sırada Mervan, Humus'ta bulunuyordu.
Sabit b. Nuaym, Filistinlilerle birlikte halifeye karşı ayaklandı. Hep birlikte Taberiye'ye gelerek orayı kuşatma altına aldılar. Halife, onlara karşı asker gönderdi. Halife ordusu, asileri uzaklaştırıp garnizonlarını ayaklar altında çiğnedi. Sabit b. Nuaym da Filistin'e kaçtı. Emir Ebü'1-Verd, onu kovaladı ve ikinci kez bozguna uğrattı. Adamlarını darmadağın etti. Ebü'1-Verd, Sabit'in üç oğlunu yaralı olarak esir aldı ve halifeye gönderdi. Halife de tedavi edilmelerini emretti. Sonra halife, Filistin naibi Romahis b. Abdülaziz el-Kinanî'ye bir mektup yazarak Sabit b. Nuaym'ı her nerede olursa olsun yakalamasını emretti. Romahis de onu aramaya başladı. İki ay sonra esir olarak yakalayıp halifeye gönderdi. Halife de onun el ve ayaklarının kesilmesini emretti. Beraberindeki bir topluluk da aynı şekilde ellerinden ve ayaklarından mahrum kaldılar. Halife, el ve ayakları kesilen bu topluluğu Şam'a gönderdi. Bunlar Şam mescidinin kapısında bekletildiler. Çünkü Şamlılar, Sabit b. Nuaym'm Mısır diyarına giderek orada isyan edip halifenin Mısır'daki naibini öldürdüğünü duyurak paniğe kapılmışlardı. Halife, kendilerini paniğe sürükleyen bu iddianın asılsız olduğunu anlasınlar diye el ve ayakları kesilen bu topluluğu Şam halkına gönderdi.
Halife Mervan, Deyr-ü Eyyüb'da bir süre daha ikamet etti. Önce oğlu Abdullah, sonra da diğer oğlu Ubeydullah için veliahtlık bey'atı aldı. Bunları Hişam'ın kızları ile evlendirdi. Gelinlerinden birinin adı Ummü Hişam, diğerininki ise Aişe idi. Bu bey'at ve evlendirme töreni her ne kadar göz kamaştırıcı ve kapsamlı idiyse de yine de tam manasıyla mükemmel olmamıştı. Halife, Şam'a geldi; Sabit ile adamlarının el ve ayakları kesildikten sonra şehir kapılarında darağaçlarına asılmalarını emir buyurdu. Onlar arasında Amr b. Haris el-Kelbî'den başka hiçbiri hayatta bırakılmadı. Anlatıldığına göre Amr da, Sabit in yanlarına emanet mal bıraktığı bazı kimseleri biliyordu, bu nedenle öldürülmemişti.
Şam'da Mervan'ın otoritesi yerleşti. Sadece Tedmür'de kanşıklık-?r devam etti. Bunun üzerine Mervan, Şam'dan yola çıktı. Humus ^ya"na bağlı Kastel'de mola verdi. Orada iken Tedmürlülerin kendi-detl "astel arasındaki su kaynaklarını körelttiklerini duydu. Şide öfkelendi. Yanında çok sayıda asker vardı. Tedmürlülerin akrabası olan Ebreş b. Velid, bu hususta halife Mervan'la konuştu. İleri sürecek mazeretleri kalmasın diye halifeden önce Tedmürlülere bir elçi göndermesini istedi. Halife de Ebreş'in kardeşi Amr b. Velid'i Tedmürlülere gönderdi. Amr, Tedmür'e gidince halk ona iltifat etmedi, sözünü dinlemedi. O da geri döndü. Halife, Tedmür üzerine bir ordu göndermek istedi. Ancak Ebreş araya girerek, elçi olarak bizzat kendisini Tedmür'e göndermesini rica etti. Halife de elçi olarak onu Tedmür'e gönderdi. Ebreş, Tedmür'e gidince halkla konuştu. Onları itaata meylettirdi. Çokları onun çağrısına icabet ettilerse de bazı kimseler icabet etmediler. O da olup bitenleri bir mektupla halifeye bildirdi. Halife ona, Tedmür'ün bazı surlarını yıkmasını emretti ve itaat edenlerin itaatim kabul etmesini ferman buyurdu. O da emrin ve fermanın gereğini yerine getirdi.
Sonra halifenin yanında ümera ve askerler toplandı. O, yanında hazır bulunanlarla birlikte karayolundan Rusafe'ye doğru yola koyuldu. Yanındaki reislerden hal1 edilmiş halife İbrahim b. Velid, Süleyman b. Hişam, Velid'in oğulları Yezid ve Süleyman'dan oluşan bir reisler cemaatı da vardı. Rusafe'de günlerce ikamet etti. Sonra çöle döndü. Süleyman b. Hişam, Rusafe'de sırt ağrıları rahatlayıncaya kadar ikamet etme izni istedi. O da kendisine bu izni verdi.
Mervan, yola koyuldu. Fırat kıyısındaki Vasıfta konakladı. Orada üç gün kaldıktan sonra Karkisya'ya doğru hareket etti. İbn Hü-beyre orada bulunuyordu. Gidip onu, Dahhak b. Kays eşŞeybanî adlı Haricî adamla savaşsın diye Irak'a göndermek istiyordu. Mervan bu işle meşgul oldu. Daha önce bazı seriyyelerle gönderdiği onbinlerce süvari yanına gelip toplandılar. Rusafe'nin yanından geçerlerken orada Süleyman b. Hişam b. Abdülmelik'le karşılaştılar. Süleyman, Rusafe'de istirahat etmek için izin istemişti. Gelen seriyyenin askerleri, Süleyman'dan halife Mervan b. Muhammed'i görevden uzaklaştırıp onunla savaşmasını ve halkı kendisine bey'ata çağırmasını istediler. Şeytan da ayağını kaydırdı ve Süleyman onların bu isteklerine olumlu cevap verdi. Mervan'ı hal etti. Ordunun başında Kinnesrin'e doğru harekete geçti. Şamlılarla mektuplaştı. Her taraftan ona olumlu cevaplar geldi. Adamlar katıldı. Süleyman, Dahhak b. Kays adındaki Haricî ile savaşması için hazırlayıp harekete geçirdiği İbn Hübeyre ile de mektuplaştı. Yanına gelmesini istedi. 70.000 kadar askerle gelip saflarına katıldı. Mervan, onlara karşı 70.000 askerden oluşan bir ordunun başında İsa b. Müslim'i gönderdi. İki taraf Kinnesrin'de karşı karşıya geldiler ve savaştılar. İki taraf savaşmakta iken Mervan gelip onlarla şiddetle savaştı ve bozguna uğrattı.
Bu savaşta İbrahim b. Süleyman b. Hişam öldürüldü. İbrahim, Süleyman'ın büyük oğlu idi. Süleyman b. Hişam tarafından 30.000 Icüsur asker öldürüldü. Sonra Süleyman'ın kendisi de mağlup olarak cepheden döndü, Humus'a gitti. Hezimete uğrayan askerler onun etrafında toplandılar. Orada ordugah kurdular. Mervan'ın Humus'ta yıktırdığı surları onardılar. Mervan tekrar üzerlerine geldi. Onları kuşatma altına aldı. Üzerlerine seksen küsur mancınıkla taş yağdırdı. Bu kuşatma sekiz ay kadar sürdü, gece gündüz üzerlerine taş yağdırdı. Süleyman b. Hişam komutasındaki askerler, her gün Mervan'ın karşısına çıkıp savaşıyor, sonra da geri dönüyorlardı.
Şunu da belirtelim ki, Süleyman ve beraberindeki bir grup insan Tedmür'e gittiler. Yolda Mervan'ın askerleriyle karşılaştılar. Askerler onu öldürmek için saldırıya geçtiler. Mallarını yağmalamak istediler. Ama bunu başaramadılar. Mervan, onlara karşı savaşmak üzere hazırlık yaptı. Cepheye gidip savaştı. Fakat bunlar 900 kişi oldukları halde Mervan'ın askerlerinden 6.000'e yakın askeri öldürdüler. Sonra Tedmür'e döndüler.
Mervan, Humus kuşatmasını tam on ay sürdürdü. Üzerlerine peşpeşe belalar gelip zillete maruz kaldıklarında, alçaklık kendilerinden ayrılmadığında Mervan'dan eman istediler. O da kendisine itaat etmeleri şartıyla eman verebileceğini söyledi. Sonra Humuslular kendisine Said b. Hişam'ı, onun iki oğlu Mervan ile Osman'ı ve onunla beraber hapiste bulunan Seksekili adamı, ayrıca ona iftira edip söv-mekte olan Habeşli adamı teslim etmeleri şartıyla eman istediler. Mervan bu isteklerini kabul etti, onlara eman verdi. Teslim ettikleri mezkur adamları da öldürdü. Sonra Dahhak'm üzerine gitti.
Irak valisi Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz, elinde bulunan Küfe şehri ile kasabalarını vermek şartıyla Haricî Dahhak ile barış anlaşması yapmıştı. Mervan'ın süvarileri Kûfe'ye doğru geldiler. Dahhak'-m tayin ettiği Küfe valisi Melhan eş-Şeybanî, onları şehrin dışında karşıladı. İki taraf arasında savaş cereyan etti. Melhan eş-Şeybanî öldürüldü. Onun Öldürülmesinden sonra Dahhak, Küfe valiliğine Beni Aîza kabilesinden Müsenna b. İmran'ı tayin etti. Kendisi de zilkade ayında Musul'a gitti. îbn Hübeyre de Kûfe'ye giderek şehri Haricîlerden kurtardı. Dahhak, Kûfe'ye askeri birlik gönderdi, ama birşey elde edemedi.
Bu senede (hicretin 127. senesinde) Dahhak b. Kays eş-Şeybanî isyan etti. İsyan sebebi şuydu: Said b. Behdel adındaki bir Haricî, halkın gafletinden ve Velid b. Yezid'in öldürülmesiyle meşgul olmalarından yararlanarak fırsatı ganimet bildi. Irak'ta etrafında toplanan kir Haricî cemaatı teşekkül etti. Etrafında 4.000 kadar kimse toplan-mıŞtı. Daha önce hiçbir Haricînin etrafında bu kadar sayıda adam toplanmamıştı. Üzerlerine ordular gönderildi. Savaştılar. Bazen galip °ldular, bazen mağlup oldular. Sonra taun hastalığına yakalanan Said b. Behdel vefat etti. Yerine Haricîlerin başına Dahhak b. Kays'ı halife olarak tayin etmişti. Adamları, Dahhak'ın etrafında toplandılar. Dahhak ve etrafındaki adamları çok sayıda askeri birliklerle karşılaştılar. Haricîler, üzerlerine gelen askeri birlikleri mağlup ettiler.
Çok sayıda asker öldürdüler. Öldürdükleri arasında Irak valisi Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz'in kardeşi Asım b. Ömer b. Abdülaziz de vardı. Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz, Öldürülen kardeşi Asım için ağıt yakmıştı. Sonra Dahhak, adamlarından bir grupla Mervan'm üzerine gitti. Küfe'yi geçti. Kûfeliler kendisine karşı harekete geçti-lerse de onları kırıp geçirdi. Kûfe'ye girip şehri istila etti. Oraya kendi adamlarından Hassan'ı naib olarak bıraktı. Hassan'dan sonra, bu senenin şaban ayında Melhan eş-Şeybanî'yi Küfe naibliğine tayin etti. Kendisi de Irak valisi Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz'i ele geçirmek için yola koyuldu. İki taraf karşı karşıya geldiklerinde aralarında çok muharebeler patlak verdi ki bunları anlatmak çok yer işgal edecek ve uzun sürecektir.
Bu senede Abbasi propagandacılarından bir grup, İmam İbrahim b. Muhammed'in yanında toplandılar. Beraberlerinde Ebu Müslim el-Horasanî de vardı. Ona çok nafakalar ve paralar verdiler. Mallarının beşte birini de verdiler. Ama bu senede başarılı bir iş yapamadılar. Çünkü ülkede yaygın şekilde ve çok büyük fitneler vardı. Halk arasında ihtilaflar sürüp gitmekteydi.
Bu senede Muaviye b. Abdullah b. Cafer b. Ebi Talib, Kûfe'de isyan etti. Halkı kendisine bey'at etmeye çağırdı. Irak valisi Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz'le savaşmak için harekete geçti. İki taraf arasında anlatması uzun sürecek savaşlar meydana geldi. Sonra Irak valisi onu sürgün etti. O da dağa çıkıp mütegallibe zümresine katıldı.
Bu senede Türk ülkelerine giden Haris b. Süreye isyan etti. Türklerle birlik olup Müslümanlara karşı harekete geçti, ancak Cenâb-ı Allah ona hidayeti lütfetti ve doğru yolu bulmakta muvaffak kıldı. Nihayet Şam'a geldi. Bu da Yezid b. Velid'in, İslâm'a ve Müslümanlara dönmesi için kendisine yaptığı çağn neticesinde gerçekleşmiş, o da bu çağrıya icabet etmişti. Horasan'a gitmiş, Horasan valisi Nasr b. Seyyar ona ikramda bulunmuştu. Bundan sonra Haris b. Süreye insanları kitaba, sünnete ve imama itaate davet etmeye başladı. Bu davetini sürdürdü. Nasr b. Seyyarla biraz tartışması olmuştu.
Vakidî ile Ebu Ma'şer dediler ki: Bu senede Hicaz, Mekke, Medine ve Taif valisi Abdülaziz b. Ömer b. Abdülaziz insanlara haccettirdi. Bu senede Irak valisi, Nadr b. Said el-Hireşî idi. Dahhak el-Haru-rî, ona karşı harekete geçerek ayaklanmış ve isyan bayrağım açmıştı. Yine bu senede Abdullah b. Ömer b. Abdülaziz de Irak valiliği yapmıştı. Horasan valisi ise Nasr b. Seyyar idi. Ona karşı da Kirmanh ve
ris b. Süreye isyan etmişlerdi.
Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetler arasında Bekr b. Eşec, c 'd b. İbrahim, Abdullah b. Dinar, Abdülmelik b. Malik el-Cezerî, TTmeyr b. Hani, Malik b. Dinar, Vehb b. Keysan ve Ebu İshak esSebiî de bulunmaktadır.

