Bu arada Muhammed b. Abdullah b. Hasan, Şamlılara bir elçi
göndererek onlan, kendi halifeliğini kabul edip bey'at etmeye çağırdı.
Cak onlar bu çağnyı kabul etmediler ve: «Savaşlardan sıkıldık, çarpışmalardan bıkıp usandık.» dediler. O da Medinelilerin elebaşılarını kazanmaya çalıştı. Kimi onun çağrısına icabet etti, kimi etmedi. Onlardan biri kendisine şöyle dedi: «Adam çalıştırmak için para harca-yamayacağın ve bulamayacağın bir halde ortaya çıkmış iken ben sana nasıl bey'at ederim?» Bazıları da evlerine kapandılar. Dışarı çık-madılar. Muhammed'in öldürülüşünden sonra ortaya çıktılar.
Muhanımed b. Abdullah, Hüseyin b. Muaviye'yi yetmiş kadar piyade ve on kadar süvari ile -eğer şehre girmeyi becerebilirlerse- Mekke'ye vali olarak gönderdi. Mekkeliler onların gelmekte olduklarını duyunca, binlerce savaşçı ile onları karşıladılar. Hüseyin b. Muaviye onlara: «Niçin savaşıyorsunuz? Ebu Cafer öldü.» dedi. Mekkelilerin lideri Sırri b. Abdullah, ona şu cevabı verdi: «Onun ulağı dört gece Önce bize geldi. Ben kendisine bir mektup gönderdim. Şimdi dört güne kadar onun cevabının gelmesini bekleyeceğim. Eğer söyledikleriniz doğru ise şehri size teslim ederiz. Adamlarınızın ve atlarınızın erzak ve yemi de bana ait olsun.»
Hasan b. Muaviye, beklemeyi kabul etmedi. Mutlaka şehre gireceğini bildirip: "Ya bu geceyi mutlaka Mekke'de geçiririm, ya da bu uğurda Ölürüm." dedi. Sırri'ye haber gönderip, insanların kanlarının Harem'de akmaması için Harem dışına çıkmasını söyledi. Fakat, Sırri çıkmayınca, bunlar ilerlediler. Saf düzenine girdiler. Hasan ve adamları onlara hep birden saldırdılar, onları hezimete uğrattılar. İçlerinden yetmiş kadar adamı öldürüp Mekke'ye girdiler. Sabah olunca, Hasan b. Muaviye, halka bir hutbe irad etti. Ebu Cafer'in öldüğünü söyleyerek onları aldattı. Onları, Muhammed b. Abdullah b. Hasan el-Mehdi'ye bey'ata davet etti.

