El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Muhammed El-Eminin Öldürülmesi

Emin'in durumu zorlaşmca, beraberindeki komutanları, askerleri Ve hizmetçileri toplayıp içinde bulunduğu durum hakkında onlardan görüş istedi. Bazıları: 'Yanında kalan adamlarınla birlikte Cezire'ye Veya Şam'a git. Orada …

Emin'in durumu zorlaşmca, beraberindeki komutanları, askerleri Ve hizmetçileri toplayıp içinde bulunduğu durum hakkında onlardan görüş istedi. Bazıları: 'Yanında kalan adamlarınla birlikte Cezire'ye Veya Şam'a git. Orada haraç toplar, vergi tahsil eder, adamları çalış-

tırırsın. Böylece güçlenirsin." dediler. Bazıları da: "Tahir'in yanına gider, ondan enıan alır ve kardeşin Me'mun'a bey'at edersin. Bunu yapınca kardeşin sana ve ailene yetecek dünyalık verir. Senin amacın rahat ve huzurdur. Bu da tamamiyle eline geçer." dediler. Başka bir grup ise: "Harseme'nin yanına gidip ondan eman dilemen daha uygun olur. Çünkü o sizin azadlınızdır ve o sana daha çok şefkat gösterir " dedi.

Emin, bu görüşe taraftar oldu, safer ayının dördüncü gecesi olan pazar gecesinde yatsıdan sonra buluşmak üzere Harseme ile rande-vulaştı. Sonra hilafet elbisesini ve şalını giyerek oğullarını yanına çağırdı. Onları koklayıp bağrına bastı. "Sizi Allah'a emanet ediyorum." dedi. Yeninin ucuyla gözyaşlarını sildi. Sonra siyah bir ata bindi. Önünde bir mum vardı,

Harseme'nin yanına gittiğinde Harseme kendisine saygı ve tazim gösterdi. Dicle kıyısındaki bir kayığa bindiler. Tahir bunu duyunca öfkelendi ve: "Bütün bu işi gerçekleştiren benim, bundan sonra Emin kalkıp Harseme'nin yanma gidiyor. Bütün bu yararlılıklar Harseme'-ye mal olacak!" dedi ve gidip onları kayıkta yakaladı. Kayığı yana eğdi, içindeki adamlar suya düşüp boğuldular. Yalnız Emin, yüzerek karşı kıyıya geçti. Askerlerden biri onu esir aldı, gelip durumu Ta-hir'e bildirdi. O da birkaç Acem askerini göndererek Emin'in öldürülmesini emretti.

Askerler, Emin'in bulunduğu eve vardılar. İçeride Emin'in bir arkadaşı da vardı. Emin ona şöyle diyordu: "Yanıma gel hele. Bu gece şiddetli bir yalnızlık ve huzursuzluk hissediyorum." Böyle dedikten sonra elbisesine sıkıca büründü, kalbi hızla çarpıyordu. Göğsünden dışarı fırlayacak gibiydi. Acem askerleri içeri girince Emin: "Doğrusu biz Allah'a aidiz ve ona dönücüleriz." dedi. Sonra askerlerden biri ileri atılıp başına bir kılıç darbesi vurdu. Kendisine vururlarken Emin şöyle diyordu: "Yazıklar olsun size! Ben Rasûlullah (s.a.v.)'ın amcasının oğluyum. Ben Harun Reşid'in oğluyum. Ben Me'mun'un kardeşiyim. Beni öldürmekten Allah'tan korkun, Allah'tan!" Askerler onun bu sözlerine aldırmadılar. Hep birlikte üzerine çullandılar. Başım kestiler. Yüz üstü yere düşmüştü. Başını alıp Tahir'e götürdüler, cesedini yerde bıraktılar. Sonra sabahleyin gelip onu bir at çuluna sararak alıp götürdüler. Bu hadise bu senenin safer ayının dördünde, pazar gecesi vuku bulmuştu.