El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Musa El-Hadiye Beyat Edilmesi

Önceki sayfalarda da anlattığımız gibi halife Mehdi, İsa b. Musa'ya, kendi veliahdlığından feragat etmesi teklifinde bulunmuş, ama o bütün ısrarlara rağmen bu teklifi kabul etmemiş, Kûfe'de ikamete devam etmişti. Halife …

Önceki sayfalarda da anlattığımız gibi halife Mehdi, İsa b. Musa'ya, kendi veliahdlığından feragat etmesi teklifinde bulunmuş, ama o bütün ısrarlara rağmen bu teklifi kabul etmemiş, Kûfe'de ikamete devam etmişti.

Halife Mehdi, bunun üzerine büyük komutanlardan Ebu Hüreyre Muhammed b. Ferruh'u, İsa b. Musa'yı yakalayıp yanma getirmeleri için 1.000 adamıyla birlikte gönderdi. Bu 1.000 kişiden herbirinin, Küfe girişinde ellerindeki deflere vurmalarını emretti. Küfe'ye yaklaştıklarında, fecir ağarmak üzereydi. Hep birden ellerindeki deflere vurmaya başladılar. Gürültüden Küfe şehri âdeta sarsıldı. İsa b. Musa korktu. Bunlar İsa'nın yanına vardıklarında onu, halifenin yanına gitmek üzere davet ettiler. Ama o, hasta olduğunu bahane etti. Onlar bu bahaneyi kabul etmeyip kendisini yakaladılar ve muharrem ayının üçünde perşembe günü, halife Mehdi'nin yanma götürdüler.

Burada, Haşimilerin önde gelenleri, kadılar, ayan ve eşraf gelerek ona, veliahdlıktan feragat etmesini söylediler. Ama o, bu söylenenleri yapmadı. Sonra birçok kimseler yanına geldiler. Kimi korkutarak, kimi özendirerek veliahdlıktan feragat etmesini istediler. Isa Musa nihayet, muharremin dördünde cuma günü ikindiden sonra liahdlıktan feragat etmeyi kabul etti. Muharrem ayının bitimine üç n kala, perşembe sabahı Mehdi, oğulları Musa ve Harun er-Reşid fT_ veliahdlık bey'atı aldı. Mehdi, halifelik sarayının büyük kubbesi 1 Itında oturdu. Ümera gidip rütbelerine göre bey'atlarını sundular. a Sonra Mehdi kalkıp minbere çıktı. Oğlu Musa el-Hadi ondan bir basamak aşağıda, İsa b. Musa ise ilk basamakta oturdu. Mehdi hutbe Yad etmeye başladı. Cemaata, İsa b. Musa'nın veliahdlıktan feragat ettiğini, halkın kendisine bey'at için yaptıkları yeminlerin çözüldüğünü ve veliahdhğın Musa el-Hadi'ye geçtiğini bildirdi. İsa b. Musa da onun bu söylediklerini tasdik etti ve Mehdi'ye bey'atını sundu. Sonra insanlar kalktılar, yaşlarına ve rütbelerine göre sırayla halife Mehdi'ye bey'atlannı sundular. İsa b. Musa'nın veliahdlıktan feragat ettiğine dair; talak ve köle azad etme sözlerimle desteklenen kesin yeminleri ihtiva eden bir mektup yazarak İsa'ya verdi. Emirler, vezirler ve Haşimilerin önde gelenleriyle diğerlerinden oluşan bir cemaatı da buna şahit tuttu. Ona önceki sayfalarda anla tığımız miktarda mal ve eşyalarla arazileri verdi.

Bu senede Abdülmelik b. Şihab el-Mesnsaî, Hindistan'ın Barbed şehrine büyük bir orduyla girdi. Şehri kuşatma altına aldı. Mancınıklar dikerek şehri taşlarla dövmeye başladı. Neft dökerek halkın bir kısmını yaktı. Orayı savaş ve şiddet yoluyla fethetti. Ordu geri dönmek istediğinde denizin yükselmiş olması nedeniyle dönüş imkanı bulamayıp orada ikamete başladılar. Ağızlarında hamamkur denen bir hastalı]^ peyda oldu. Bu yüzden 1.000 kişi öldü. Ölenler arasında Rebi b. Sabih de vardı. Denizin alçalması nedeniyle dönüş imkanı bulduklarında gemilere bindiler. Bu defa denizde fırtına esmeye başladı. Yine bir grup Müslüman askeri boğuldu. Kalanları Basra'ya döndüler. Beraberlerinde çok miktarda esir de getirmişlerdi. Esirler arasında Barbed hükümdarının kızı da vardı.

Bu senede halife Mehdi, Ebu Bekre es-Sekafî'nin oğlunun nesebinin Sakif kabilesi kütüğünden silinerek Rasûlullah (s.a.v.)'ın soy kütüğüne kaydedilmesine hükmetti. Bu hususta bir mektup yazarak Basra valisine gönderdi. Ebu Bekre'nin oğlunun nesebini Ziyad'ın ve Nafi'în SOy kütüğünden sildirdi. Bu hususta şairlerden Halid en-Nec-ca*" şöyle demişti:

yad, Nafî ve Ebu Bekre'nin işlerine şaşıyorum. Beriki Kureyş'tenim diyor, öbürü köle; bu ise Arap olduğunu iddia ediyor."

Cerir'in anlattığına göre Basra valisi, Mehdi'nin bu hükmünü infaz etmemiştir.

Bu senede halife Mehdi insanlara haccettirdi. Hacda iken Bağdat'ta oğlu Musa el-Mehdi'yi halef bıraktı. Beraberinde oğlu Harun Reşid ile bir grup ümera da hacca gitmişlerdi. Refakatindeki ümera arasında Yakub b. Davud da vardı. Çünkü o, halife Mehdi'nin yanında itibar ve mertebe sahibi idi. Nitekim, Hasan b. İbrahim, gözetimine bırakıldığı hizmetçi Nusayr'm yanından kaçarak Hicaz'a gittiğin, de Yakub b. Davud, onun için halife Mehdi'den eman dilemiş, Mehdi de onun hatırını saymış, ona armağanlar vermişti.

Mehdi, Mekkelilere bol miktarda mal ve para dağıttı. Bağdat'tan 30.000.000 dirhem ve 100.000 elbise getirmişti. Mısır'dan 300.000 dinar, Yemen'den de 200.000 dinar gelmişti. Bütün bunları Mekke ve Medine halkına dağıttı.

Hacibler, Mehdi'ye, Ka'be'nin üzerindeki örtülerin çokluğundan ötürü meydana gelen ağırhk nedeniyle Ka'be'nin yıkılmasından korktuklarını söylediler. O da Ka'be'nin üzerindeki örtülerin çıkarılmasını emretti. Örtüleri çıkarmaya başladılar. Sıra Hişam b. Abdülmelik'in örtüsüne geldiğinde onun gayet kalın bir ipekten yapılmış olduğunu gördüler. Mehdi, o örtünün tamamıyla çıkarılmasını emretti. Ondan önceki ve sonraki halifelerin koydurdukları örtüler kaldı. Örtüleri çıkardıktan sonra Ka'be'nin her tarafına güzel kokular sürdü. Üzerine güzel bir örtü geçirdi.

Anlatıldığına göre halife Mehdi, Ka'be'yi yıkarak yeniden İbn Zü-beyr'in planına göre inşa etmek için İmam Malik'ten fetva istemiş, ancak İmam Malik kendisine: "Ka'be'yi bu haliyle bırak. Çünkü yıkıp yeniden inşa edecek olursan senden sonraki hükümdarların Ka'be'yi oyuncak haline getirmelerinden korkarım." demiş; o da yıkmayıp olduğu gibi bırakmıştı.

Basra valisi Muhammed b. Süleyman, Mekke'ye gelirken, halife Mehdi için buz getirmişti. Böylece Mehdi, hacda iken kendisine buz getirilen ilk halife oldu.

Daha sonra Mehdi, Medine'ye girdiğinde Mescid-i Nebevî'yi genişletti. Mescitte bir maksure vardı, onu yerinden kaldırdı. Muavıye b. Ebi Süfyan'm minbere yaptığı ilaveyi kaldırmak istedi. Ancak İmam Malik ona: "Bunu yaptığın takdirde minberin eski tahtalarının sarsıntı nedeniyle kırılmalarından korkulur." demiş, o da minberi mevcut haliyle bırakmıştı.

Mehdi, Medine'de iken Rukiye binti Amr el-Osmaniye ile evlendi-Irak'ta muhafızlık ve kendisine de yardımcılık yapsınlar diye Medıne-lilerden önde gelen 500 kişiyi seçmiş, onlara maaşlarından ayrı ola rak bol miktarda erzak ve bazı arazileri ikta olarak vermişti.

Hicretin 160. senesinde vefat eden meşhur şahsiyetler arasında

«ebi b. Sebih, Zührî'nin arkadaşlarından Süfyan b. Hüseyin, Şu'be b. 5 ccac b. Verd el-Atikî el-Ezdî Ebu Bistam el-Vasitî de bulunmakta-tT gu zat daha sonra Basra'ya intikal etmişti.

Su'be, Hasan-ı Basrî'yi ve İbn Sirin'i görmüş, tabiilerin imamla-dan rivayetlerde bulunmuştu. Meşayihinden, akranlarından ve t lâm imamlarından bir kısmı da ondan hadis rivayet etmişlerdir. O, vhü'l-muhaddisin olup hadisçiler arasında "emirü'1-mü'minin" lakabım taşırdı. Sevrî, böyle demiştir. Yahya b. Main dedi ki: "Şu'be, müttakilerin imamıdır. Son derece hid, takvah, içine kapalı, uzlete çekilen, hafizası kuvvetli ve iyi yolda olan bir kimseydi."

İmam Şafiî dedi ki: "Eğer Şu'be olmasaydı, Irak'ta hadis bilinmezdi."

İmam Ahmed b. Hanbel dedi ki: "Şu'be, hadis konusunda yalnız başına bir ümmet gibiydi. Zamanında onun benzeri yoktur."

Muhammed b. Sa'd dedi ki: "Şu'be, sika ve güvenilir bir kimseydi, hüccetdi, hadis sahibi idi."

Vekî' dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.)'ın hadisini müdafaa etmiş olması nedeniyle Cenâb-ı Allah'ın Cennet'te Şu'be'nin derecesini yükselteceğini umarım."

Salih b. Muhammed b. Harze dedi ki: "Hadis adamları hakkında ilk konuşan kişi Şu'be olmuştur. Yahya el-Kattan onu izlemiş, sonra Ahmed b. Hanbel ve İbn Main de onu izlemiştir."

İbn Mehdi dedi ki: "İmam Malik'ten daha akıllı, Şu'be'den daha zahid, bu ümmete İbn Mübarek'ten daha çok nasihat veren ve hadisi, Sevrî'den daha fazla muhafaza edip ezberleyen başka bir kimse görmedim."

Müslim b. İbrahim dedi ki: "Namaz vaktinde Şu'be'nin yanma her girdiğimde onun mutlaka namaz kıldığını gördüm. O, fakirlerin anası ve babası idi."

Nadr b. Şümeyl dedi ki: "Şu'be kadar düşkünlere merhamet eden başka bir kimse görmedim. O, bir düşkünü gördüğü zaman, düşkün gözden kayboluncaya kadar ona bakardı."

Bir başkası dedi ki: "Şu'be'den daha çok ibadet eden birini görme- kadar ibadet etti ki, eti kemiğine yapıştı."

el"Kattan dedi ki: "Şu'be kadar düşkünlere merhamet i görmedim. Düşkün bir kimse onun evine girdiğinde Şu'beütün imkanlarını seferber eder, neyi varsa verirdi."

Bir eHı a aininec* b. Sa'd ve başkası dedi ki: "Şu'be, hicri 160. senenin a> yetmişsekiz yaşında iken Basra'da vefat etti."