El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Şair Ebu Temmam Et-Taî

Hemedan'da vezirin evinde kadınların faziletine dair derlediği "Hamaset" adlı şiir kitabının sahibidir. Asıl adı Habib b. Evs b. Haris b, Kays b. Eşecc b. Yahya Ebu Temmam et-Taî'dir. Edebiyatı kuvvetli bir şairdi. Hatib …

Hemedan'da vezirin evinde kadınların faziletine dair derlediği "Hamaset" adlı şiir kitabının sahibidir. Asıl adı Habib b. Evs b. Haris b, Kays b. Eşecc b. Yahya Ebu Temmam et-Taî'dir. Edebiyatı kuvvetli

bir şairdi.

Hatib Bağdadî, Muhammed b. Yahya es-Solî'den naklederek bazı insanların onun hakkında şöyle dediklerini nakletmiştir: "Ebu Temmam Habib b. Tedrüs en-Nasranî. Babası, Tedrüs adının yerine Evs kelimesini koyarak ona Ebu Habib Evs adım vermişti."

İbn Hallikan dedi ki: "Ebu Temmam'ın aslı, Taberiye yakınındaki Ceydür kentinin Casım köyündendir. O, Dımışk'ta bir dokumacının yanında çalışırdı. Sonra dokumacı gençliğinde onu alıp Mısır'a götürdü."

Hatib Bağdadî dedi ki: «Ebu Temmam, Şam asıllıdır. Gençliğinde Mısır'daki büyük camide su dağıtırdı. Sonra bazı ediplerin meclisine katıldı, onlardan edebiyat öğrendi. Zeki ve anlayışlı biriydi. Şiiri severdi, şiire tutkun oldu, onunla meşgul oldu. Nihayet şiir söylemeye ve şiirini güzelleştirmeye başladı, şöhreti yayıldı. Mutasını, onun adını duyduğunda kendisini yanma davet etti. Onunla Samara'da buluştu. Ebu Temmam ona kasideler yazdı, Mutasını da ona armağanlar verdi. Onu, zamanının şairlerinin başına geçirdi. Bağdat'a gelip ediplerin meclisint katıldı. Alimlerle oturup kalkmaya başladı. Zerafetle nitelenmişti, güzel ahlak sahibiydi. Ahmed b. Ebi Tahir, ondan bazı haberler rivayet etmiştir.»

İbn Hallikan dedi ki: "Ebu Temmam, kaside, makta ve diğerleri dışında Arapların 14.000 ercüzesini ezberlemişti."

Denilmiştir ki: "Tay kabilesinden şu üç meşhur kişi çıkmıştır: Cömertliği bakımından Hatim, zahidliği bakımından Davud et-Taî ve şairliği bakımından da Ebu Temmam."

Ebu Temmam'm zamanındaki şairlerin en meşhurları; Ebü'ş-Şis, Dabül, İbn Ebi Kays idi. Ebu Temmam ise, bunlar arasında diyanet, edep ve ahlak bakımından en seçkin şairdi. Onun güzel ve latif şiirlerinden biri şudur:

"Ey cömertliğin müttefiki ve eli açıklığın madeni ve ey şiiri içerenlerin en hayırlısı.

Keşke sıtman bana bulaşsaydı da hastalığın sevabını sen alsay-dın.

Ben hastalan aydım da sen rahatsız olup şikayetçi olmasaydın."

Hatib Bağdadî, İbrahim b. Muhammed b. Arefe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ebu Temmam, hicretin 231. senesinde vefat etti." İbn Cerir de böyle demiştir. Bazılarından hikaye olunduğuna göre Ebu Temmam, hicretin 231. senesinde vefat etmiştir. Hicretin 232. senesinde vefat ettiği de söylenmiştir. Doğrusunu Allah bilir. Musul'da vefat etti. Mezarının üzerine bir kubbe yapıldı. Vezir Muhammed b. Abdülmelik ez-Zeyyad ona şu ağıdı yakmıştı:

"Haberlerin en büyüklerinden bir haber geldi, o esnada içi ve bağırsakları ızdırap duyan kişi acı çekti.

Dediler ki: Sevgili düşüp öldü, ben de onlara sizin şiirinizle icabet ettim. Sakın onu Ebu Temmam et-Taî kılmayın."

Başkası dedi ki:

"Hatemü'ş-şuaranın ölümüyle şiir musibete uğradı. O şiir bahçesinin derinliğinde sevgili Ebu Temmam et-Taî vardır. Şiir ve Ebu Temmam, birlikte öldüler ve yan yana gömüldüler. Bu ikisi daha önce diriler arasında da komşuydular."

Solî, Ebu Temmam'm şiirlerini alfabetik sıraya koyup derlemiştir.

İbn Hallikan dedi ki: Ahmed b. Mutasım (ona İbn Me'mun da denilir) bir kasidesinde şöyle demişti: "Amr'm; cömertlikte Hatem'i, yumuşak huylulukta Ahnef i ve zeka bakımından.da İyas'ı geçtiği görülmüştür."

Yanında hazır bulunanlardan biri kendisine şöyle dedi: "Sen bu sözü mü'minlerin emiri için mi söylüyorsun? O, bunlardan kadri daha

"Yüce bir kişidir. Sen bu sözlerinle onu bedevi Araplardan ayak takımlarına benzetmiş oldun." O da bir süre başını

önüne eğdi, sonra kaldırıp şöyle dedi:

"Benim onu kendisinden aşağı durumda olanlara cömertlik ve güç bakımından benzetmemi yadırgamayın.

Allah da kendi nuruna kandili ve gece lambasını örnek göstermiştir ki, bunlar onun nurundan daha aşağı derecededirler."

Ravi diyor ki: Bu kasidede, şu iki beyitten başka anlamlı sözler bulamadılar. O, bunları irticalen söylemişti. Bu kasidesini inşad ettikten sonra kısa bir süre yaşadı ve vefat etti.

Bir rivayette anlatıldığına göre kendisini bu kasidesiyle övdüğünden ötürü halife ona Musul valiliğini vermiş, o da Musul'a gidip kırk gün ikamet ettikten sonra vefat etmişti. Ama bu rivayet sahih değildir, aslı da yoktur. Her ne kadar Zemahşerî ve diğerleri böyle demiş-lerse de bunun bir dayanağı yoktur.

İbn Asakir, onun bazı şiirlerini nakletmiştir, şöyle ki:

"Eğer rızıklar akla göre dağıtılsaydı,

Akılsız hayvanlar açlıktan ölürlerdi.

O zaman dolaşan kimse için doğu ve batı bir araya gelmezdi.

Kişinin avucunda şeref ve dirhem de bir arada bulunamazdı."

. "Benim onu dikmekten başka bir gayretim yoktur. Eğer ben ilim için gayretli olmazsam neye yararım. İlim benim otuz seneden beri kalbimin tabibidir. Kederimi gideren ve gamlarımı dağıtandır."

Hicretin 228. senesinde Ebu Nasr el-Farabî, Abesî, Ebu Cehm, Müsedded, Davud b. Amr ed-Dabbî ve Yahya b. Abdülhamid el-Ha-manî gibi meşhur şahsiyetler vefat ettiler.