El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Sibeveyhî

Nahiv imamlarının âlimidir. Asıl adı Amr b. Osman b. Kanber ou Bişr'dir. Sibeveyhî lakabıyla tanınır. Beni Haris b. Ka'b'ın azadadır. Rebi b. Ziyad ailesinin azadlısı olduğu da söylenir. Annesi çocukluğunda onu …

Nahiv imamlarının âlimidir. Asıl adı Amr b. Osman b. Kanber ou Bişr'dir. Sibeveyhî lakabıyla tanınır. Beni Haris b. Ka'b'ın azadadır. Rebi b. Ziyad ailesinin azadlısı olduğu da söylenir. Annesi

çocukluğunda onu oynatırken kendisine sibeveyh dediği için bu laka bı almıştır. Sibeveyh, elma kokusu anlamına gelir.

Sibeveyhî, ilim tahsiline başlarken hadisçi ve nkıhçılara refakat etti. Hammad b. Seleme'den hadis ve fıkıh öğrendi. Bir gün hatalı hadis okuyunca Hammad onun okuyuşunu reddetti, kendisi bundan rahatsız oldu. Halil b. Ahmed'in ders halkasına devam etti. Nahivde mesafeler katetti. Parlak bir seviyeye ulaştı, Bağdat'a gitti. Kisaî'yi araştırdı. Sibeveyhî; yakışıklı, temiz ve güzel bir gençti. Yaşının küçüklüğüne rağmen her aileden bir hisse edep ve her ilimden de bir miktar öğrendi. Nahivde öyle bir kitap tasnif etti ki, onun seviyesine ulaşılamaz. Ondan sonra nahiv âlimleri onun kitabını şerh ettiler denizinin derinliklerine daldılar. Denizinin derinliklerindeki incileri çıkarmaya çalıştılar, ama denizinin dibine ulaşamadılar. Sa'leb'in iddiasına göre o, bu eserini yalnız başına tasnif etmemiş, aksine kırk kadar kimse bu eserin hazırlanması için katkıda bulunmuşlardır. Kendisi bu kırk kişiden biriymiş. Bu kitaptaki kaideler Halil'in ortaya koyduğu kaidelermiş ve güya Sibeveyhî bunların kendisine ait olduğunu söylemiş. Fakat Sayrafî, "Tabakatü'n-Nühât" adlı kitapta bunun asılsız olduğunu ifade etmiştir. Lügat ilmini Ebü'l-Hattab, Ahfeş ve diğerler âlimlerden aldığını söylemiştir.

Sibeveyhî şöyle derdi: "Said b. Ebi'l-Arube. Arube kelimesi cuma günü demektir. Bu kelimeyi lam-ı tarifsiz olarak telaffuz eden kimse hata yapmış olur." Bunu Yunus'a anlattıklarında Yunus: "Sibeveyhî doğru söylemiştir. Allah onun hayrını versin." demişti.

Talha b. Tahir'in yanında derece kazanmak için Horasan'a gitti. Çünkü Talha b. Tahir, nahiv ilmini severdi. Sibeveyhî orada hastalandı ve bu hastalığı sonunda vefat etti. Ölümü esnasında şu şiiri okudu:

"Kendisine ebedi kalsın diye dünyayı arzuluyordu; Ama arzulayan, arzuladığı şeyi elde edemeden öldü. Kendisi için kalıcı olsun diye bir fidanı yetiştirir; Ama fidan yaşar, eken Ölür."

Anlatıldığına göre, can çekişirken başını kardeşinin dizi üzerine koymuştu. Kardeşinin gözleri yaşannca gözyaşı Sibeveyhî'nin yüzüne damladı. Sibeveyhî uyandı, kardeşinin ağladığını görünce şöyle dedi:

"Biz hep birlikte bir aradaydık. Zaman bizi birbirimizden ayırdı, ebede kadar, sonsuza kadar.

Kim'artık zamana güvenebilir?"

Hatib Bağdadî dedi ki: "Anlatıldığına göre Sibeveyhî, vefat eder-otuziki yaşındaydı."