El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Yahya B. Halid B. Bermek

Künyesi Ebu Ali'dir. Vezirlik yapmıştır. Cafer el-Bermekî'nin babasıdır. Halife Mehdi, oğlu Reşid'i onun yanma verdi. O da Reşid'i terbiye edip yetiştirdi. Hanımı da Reşid'e süt verdi. Onu Fadl b. Yahya ile birlikte …

Künyesi Ebu Ali'dir. Vezirlik yapmıştır. Cafer el-Bermekî'nin babasıdır. Halife Mehdi, oğlu Reşid'i onun yanma verdi. O da Reşid'i terbiye edip yetiştirdi. Hanımı da Reşid'e süt verdi. Onu Fadl b. Yahya ile birlikte emzirdi. Reşid, halifeliğe geçince onun hukukuna riayet etti ve Yahya b. Halid'den bahsederken: "Babam şöyle dedi, babanı böyle dedi." derdi. Halifeliğin işlerini ve tüm yönetimi ona bıraktı. Bermekiler gözden düşünceye kadar bu hal böyle devam etti. Nihayet bir zaman geldi ki, Cafer öldürüldü, babası Yahya da müebbed hapse mahkum edildi. Daha sonra bu senede hapiste iken vefat etti.

Yahya b. Halid, cömert, fasih, doğru görüşlü bir kimseydi. İşlerinde ve icraatlarında hayır ve salah görünürdü. Bir gün oğluna şöyle dedi: "Herşeyden birazını alın, o konuda birşeyler öğrenin. Çünkü kişi, birşeyden habersiz ve cahil kalırsa ona düşman olur. Duyduğunuz şeylerin en güzelini yazın, yazdığınız şeylerin en güzelini de hafızanıza yerleştirin. Hafızanıza yerleştirdiğiniz şeylerin en güzelini başkalarına anlatın. Dünya size yöneldiğinde muhtaçlara infakta bulunun. Çünkü dünya ve dünyalık, kalıcı değildir. Dünya size dirsek çevirdiği zamanda muhtaçlara infakta bulunun. Çünkü dünya kalıcı değildir."

Kendisi binek üzerinde yolda gitmekte iken bir dilenci karşısına çıkar da ondan birşey isterse ona en azından 200 dirhem verilmesini emrederdi. Bir gün dilencinin biri ona şöyle dedi:

"Ey iffetli ve Yahya adını alan kişi;

Rabbimizin lütuf ve fazlından sana iki Cennet verildi.

Her kim yolda size uğrarsa,

Ona ikiyüz dirhem verirsiniz.

Benim gibi birine ikiyüz dirhem azdır;

O para, çabuk gitmekte olan süvari içindir."

Yahya, o dilenciye: "Doğru söyledin." dedi ve görevlilere emir vererek kendisinden önce dilenciyi eve götürmelerini istedi. Kendisi eve dönünce, dilencinin nerede olduğunu sordu. Baktı ki dilenci evlenniıŞ*'1esiyle gerdeğe girmek istiyordu. Bunun üzerine Yahya b. Halid ona 31 bir için verdiği 4.000 dirhem yanında 4.000 dirheme bir ev, 4.000 ? henılik ev eşyası, 4.000 dirhem evlenme masrafı ve 4.000 dirhem deharçhk verdi.

Bir gün adamın biri kendisine gelip birşeyler isteyince, Yahya b. tr lid ona şöyle dedi: "Yazıklar olsun sana. Hiç param olmadığı bir manda yanıma geldin. Ama bir arkadaşım bana haber göndermiş. - çok sevdiğim birşeyi bana hediye etmek istediğini bildiriyor. Duyduğuma göre sende bir cariye varmış. Onu satmak istiyormuşsun ve onu 3-000 dinara satın almışsın. Şimdi ben o arkadaşımdan sendeki bu cariyeyi bana hediye etmesini isteyeceğim. Satın almak için sana geldiklerinde sakın 30.000 dinardan eksiğe satma."

Adam diyor ki: "Yanıma geldiler ve benimle pazarlığa başladılar. Cariyeyi 20.000 dinara alacaklarım söylediler. Ben 20.000 dinar sözünü duyunca dayanamadım, reddedemedim ve cariyeyi bu fiyata satmayı kabul ettim. Adam cariyeyi 20.000 dinara satın aldı ve bana bedelini ödedi. Cariyeyi alıp Yahya'ya götürdü ve ona hediye etti. Bir süre sonra Yahya ile buluştuğumda bana sordu:

- Cariyeyi onlara kaça sattın?

- 20.000 dinara sattım.

- Sen hasis bir adamsın. Hadi cariyeni al. Yalnız Fars hükümdarı arkadaşım bana haber salmış. Kendisinden birşey hediye olarak istememi söylüyor. Ben de sendeki bu cariyeyi bana hediye etmesini ondan isteyeceğim. Sakın 50.000 dinardan eksiğine satmayasın.

İlgililer yanıma geldiler. Yapılan pazarlık sonunda ben 30.000 dinara onlara sattım. Bir süre sonra Yahya'nın yanma gittiğimde yine beni kınadı ve cariyeyi bana geri verdi. Ben de ona şöyle dedim: "Şahid ol ki, bu cariye artık hürdür ve onunla evlendim. Bir cariye ki bana 50.000 dinar kazandırdı. Artık bugünden sonra ona haksızlık yapmayacağım ve onu küçük düşürmeyeceğim."

Hatib Bağdadî'nin anlattığına göre Harun Reşid, Mansur b. Zi-yad'dan 10.000.000 dirhem para istemiş. Ancak Mansur'un yanında sadece 1.000.000 dirhem varmış. Bu nedenle Mansur sıkıntıya düşmüştü. Harun Reşid bu parayı ödememesi halinde onu öldüreceğini, evini yıkacağını söyleyip tehditler savurdu. Mansur, Yahya b. Halid'e gitti. Durumunu anlattı. Yahya b. Halid de ona 5.000.000 dirhem ver-^ Ayrıca oğlu Yahya'dan da 2.000.000 dirhem alıp Mansur'a verdi. J^gluna da şöyle dedi: "Ey oğulcuğum, duyduğuma göre sen bu paranla bir çiftlik almak istiyormuşsun. Şimdi Mansur'a bu parayı vermek-le geliri şükür olan ve ömür boyunca devam edecek olan bir çiftlik şakn almış olacaksın." Oğlu Cafer'den de 1.000.000 dirhem alıp Man-sUra verdi. Cariyesinden de değeri 100.000 dinar olan bir gerdanlık

ve ayrıca 20.000 dinar para aldı. Vergi memuruna da: "Biz bu gerdan, lığı ve 20.000 dinarı sana 2.000.000 dirhem olarak saydık." dedi. Top, lanan paralar Harun Reşid'e gerdanlıkla birlikte sunulduğunda Harun Reşid gerdanlığı geri verdi. Çünkü gerdanlığı Yahya'nın cariyesi, ne o armağan etmişti. Armağan ettiği şeyi almak istemedi.

Prangalara vurulmuş olarak zindanda iken, oğullarından biri Yahya b. Halid'e şöyle dedi:

- Ey babacığım, iktidarda yetki sahibi olup nimetler içinde yüzerken bak hele şu hale düştük.

- Ey oğulcuğum! Biz farkında olmaksızın bir mazlumun bedduası geceleyin bize isabet etmiş. Demek ki Allah, o bedduadan habersiz kalmamış.

"Nice topluluklar var ki, nimet içinde yüzmüşlerdir bir zaman. Zaman çok yağmur yağdırır, susuzluğu giderir. Zaman bir süre sustu. Onlardan yana sesini çıkarmadı. Sonra konuşunca da onları, gözlerinden yaş yerine kan akıtacak şekilde ağlattı."

Yahya b. Halid, Süfyan b. Uyeyne'ye her ay 1.000 dirhem para verirdi. Süfyan da her secdeye kapanışında ona dua edip şöyle derdi: "Allah'ım, o benim azığımı üstlendi. Kendimi ibadete vermeme imkan verdi. Sen de onun ahiretini kendisine kazandır."

Yahya b. Halid vefat ettikten sonra arkadaşlarından biri onu rüyasında görmüş ve: "Allah sana nasıl muamele etti?" diye sorunca Yahya şu cevabı vermiş: "Allah, Süfyan'm duası bereketiyle beni bağışladı."

Yahya b. Halid, Rafîka şehrinde, bu senenin muharrem ayının üçünde yetmiş yaşında iken vefat etti. Cenaze namazını oğlu Fadl kıldırdı ve Fırat kıyısına defnedildi.

Cebinde kendi el yazısıyla yazılmış bir mektup gördüler. Mektupta şunlar yazılıydı: "Davacı da davalı da bu dünyadan göçüp gittiler. Öyle bir hakimin huzuruna vardılar ki, o asla zulmetmeyen ve beyyi-neye de ihtiyaç duymayan adil bir hakimdir." Bu mektup Harun Reşid'e götürüldü. Okuyunca o gün akşama kadar ağladı. Üzüntüsü günlerce yüzünde görülüyordu.

Bir şair, Yahya b. Halid hakkında şöyle bir şiir söylemiştir:

"Cömertliğe sordum: Sen hür müsün?

Dedi ki: Hayır, ben Yahya b. Halid'in kölesiyim.

Dedim ki: O seni satın mı aldı?

Dedi ki: Hayır, ben ona atadan oğula miras kaldım."