Vakidî dedi ki: Amcası Hişam b. Abdülmelik'in hicri 125. sene rebiyülahir ayının bitimine altı gün kala çarşamba günü vefat etmesinden sonra aynı günde halifeliğine bey'at edildi.
Hişam b. el-Kelbî dedi ki: Velid b. Yezid'e, rebiyülahir ayının cumartesi gününde bey'at edildi. O zaman otuzdört yaşındaydı. Hilafete geçiş sebebi şuydu: Babası Yezid b. Abdülmelik, kendisinin vefatından sonra kardeşi Hişam'ın veliahtlığını, ondan sonra da kendi oğlu Velid'in veliahtlığını ilan etmişti.
Hişam hilafete geçince, kardeşi oğlu Velid'e kıymet gösterdi, ama bir süre sonra Velid'in içkici olduğu, kötü arkadaşlarla dolaştığı, eğlence meclislerine katıldığı ortaya çıkınca, Hişam onu bu kötü huylardan vazgeçirmek istedi ve hicretin 116. senesinde onu hac emirliğine tayin etti. O da amcasından gizlice av köpekleri edindi. Hatta denilir ki; o, bu köpekleri sandıklara gizlemişti. Sandıklardan biri yere düşünce köpek sesi duyulduğunda bunu develerin sesi zannetmişlerdi. Bu yaptığından ötürü dayağa yatırıldı.
Dediler ki: Velid, Ka'be büyüklüğünce bir çadır yaptırdı. Bu çadırı Ka'be'nin damına kurup arkadaşlarıyla birlikte orada oturmak ve içki içip çalgı çalarak diğer rezaletleri irtikab etmeye karar vermişti. Fakat Mekke'ye ulaştığında bu niyetini gerçekleştirmekten korktu. İnsanların karşı çıkıp protesto etmelerinden çekindi ve Ka'be'nin damına oturmaktan vazgeçti.
İçkiciliği ve kötü işlerle uğraşması amcası Hişam tarafından duyulunca, bunu yapmamasını ve bu kötü huylardan vazgeçmesini defalarca kendisine söyledi, uyanda bulundu. Ama o, bu çirkin durumunu ve alçakça işlerini sürdürdü. Amcası onu halifelikten (yani veliahtlıktan) tard etmeye karar verdi, keşke de yapsaydı. Onun yerine Mesleme b. Hişam'ı tayin etmeyi düşünmüştü. Emirlerden, dayılarından, Medinelilerden ve diğer bazı kimselerden oluşan bir cemaat onun bu düşüncesini olumlu buldular. Keşke bu düşüncesini pratiğe dönüştürseydi. Ne var ki o bunu yapamadı. Nihayet Hişam, bir gün Velid'e şöyle dedi: "Yazıklar olsun sana! Vallahi senin Müslüman olup olmadığım dahi bilmiyorum. Çünkü işlemediğin bir çirkinlik kalmadı. Bütün rezaletleri alenen irtikab ediyorsun." Velid de ona şöyle bir yazı gönderdi:
"Ey dinimiz hakkında soru soran kişi;
Biz Ebu Şakir'in dini üzereyiz.
Biz içkiyi bazen katıksız içeriz.
Bazen de sıcak veya soğuk su karıştırarak..."
Bunun üzerine Hişam, oğlu Mesleme'ye çok kızdı. Çünkü Ebu Şakir onun künyesiydi. Hişam, Mesleme'ye: "Sen Velid'e benziyorsun, oysa ben seni halifelik makamına yükseltmek istiyorum." dedi ve onu yola getirmeyi gerekli gördü. Bunun üzerine Meslenıe'yi hicri 119. senede hac emiri olarak Mekke'ye gönderdi. Mesleme, yöneticiliği sırasında ibadetlerini ve yumuşaklığım, aynı zamanda ağırbaşlılığını halka izhar etti. Yine Mesleme bu sırada Mekke ve Medine'de halka çeşitli mallar dağıttı. Medinenlerden bir azatlı, şu mısraları okudu:
"Ey bizim dinimizi soran kişi!
Biz Ebu Şakir'in dini üzereyiz.
O, koşu atlarım yularlarıyla bağışladı.
O, aynı zamanda ne zındık ne de kafirdir."
Velid, fuhşiyat ve münkeratı irtikab ettiğinden ötürü Hişam'la arası çok açılmıştı. Hişam onu kınamış ve onu veliahtlıktan azledip yerine oğlu Mesleme'yi tayin etmek istemişti. Velid kaçıp sahraya gitmişti. Aralarında çok çirkince yazışmalar cereyan etmişti. Hişam onu şiddetle tehdit ediyordu. Hişam vefat edinceye kadar bu hal devam etti.
Hişam'ın vefatı esnasında Velid çölde idi. Vefat ettiği gecenin sabahında haberci, hilafete tayin edildiğini ona bildirdi. Ama o gece, Velid çok huzursuz olmuştu. Arkadaşlarından birine: "Baksana hele, bu gece çok huzursuzum. Haydi gel, atlarımıza binip dolaşalım. Belki biraz açılırız." demiş ve iki mil kadar gitmişlerdi. Hişam ve onunla ilgili şeylerden bahsetmişlerdi. Hişam'm kendisine gönderdiği tehdit mektuplarından söz açmışlardı. Daha sonra bir gürültü duydular. Tozların göklere yükseldiğini gördüler. Bundan sonra haberciler geldiler. Onun halife olduğunu bildiriyorlardı.
Onları uzaktan gören Velid, arkadaşına: "Bak hele! Bunlar Hişam'm elçileri! Allah'ım, sen bunu hayra tebdil et." dedi. Elçi yaklaşınca yere çömeldi. Gelip hilafete özgü selamını verdi. Velid şaştı ve: "Ne olmuş sana, yoksa Hişam mı öldü?" diye sorunca elçi: "Evet" diye cevap verdi. "Sizi kim gönderdi?" diye sorunca: "Posta divanının sahibi Salim b. Abdurrahman gönderdi." dediler ve mektubu Velid'e uzattılar. Velid okuduktan sonra halkın durumunu ve amcası Hişam'ın nasıl vefat ettiğini sordu. Onlar da durumu olduğu gibi anlattılar. Velid, hemen Hişam'ın Rusafe'deki mallarına ihtiyati tedbir konulması için bir yazı yazdı ve şöyle dedi:
"Keşke Hişam yaşasaydı da mühürletilmiş ölçeklerini görseydi. Biz de şimdi onun tarttığı Ölçek ile tartıyoruz. Ancak biz Ölçeği parmakla dokunarak bozmuyoruz. Biz bunu bir bid'at olarak ortaya koymadık. Bunların tümünü Kur'ân bize helal kıldı."
Zührî, Velid'i veliahtlıktan azletmesi için Hişam'ı kışkırtıyordu. Hişam ise halkın dedikodu yapmasından ve askerlerin gönüllerinin kendisinden sapmasından korktuğu için buna yanaşmadı. Velid, Zührî'nin kışkırtmasını biliyor, bu nedenle ona öfke ve düşmanlık duyuyor, ona çeşitli tehditler savuruyordu. Zührî de ona: "Ey fasık! Allah seni benim başıma musallat kılmayacaktır." diyordu.
Daha sonra Zührî, Velid'in halifeliğe geçmesinden önce vefat etti. Velid de amcası Hişam'dan korkup çöle kaçtı. Amcasının vefatına kadar orada kaldı. Amcası vefat edince, Velid onun mallarına ihtiyati tedbir koydurttu ve sonra da alelacele bineğine binerek çölden Şam'a doğru yola koyuldu. Valiler atadı. Çeşitli beldelerden bey'at geldi. Heyetler onu ziyaret ettiler.
O zamanın Ermeniye valisi olan Mervan b. Muhammed, hilafete geçişinden ötürü onu kutladı. Hişam'm ölümü ve kendisinin Hişam'a üstün gelmesi, ayrıca Hişam'm mallarına el koyması nedeniyle onu tebrik etti. Ülkeye hakim olmasından ve Cenâb-ı Allah'ın onu kullarının başına halife olarak geçirmesinden ötürü mutluluğunu dile getirdi. Ayrıca kendi vilayetindeki halkın halifeye bey'atlarını yenilediklerini, bu nedenle sevinip mutlu olduklarını bildirdi. Sınırdaki tehlikelerden korkmayacak olsa kendisinin yerine birini vekil bırakıp Şam'a geleceğini de söyledi. Çünkü kendisini görmeye arzulu, kendisiyle konuşmaya rağbetli olduğunu ifade etti.
Sonra Velid, halka güzel bir yönetim uyguladı. Kötürümlere, cüz-zamlılara, a'malara ikramda bulunulmasını, para yardımı yapılmasını, herkese bir hizmetçi verilmesini emretti. Beytü'l-maldan da Müslüman ailelere armağan ve hediyeler verilmesini buyurdu. Maaşları arttırdı. Özellikle Şamlıların ve ziyaretine gelen heyetlerin bağışları-m arttırmayı emretti.
Cömert, övgüye layık, şerefli, şair bir kimseydi. Kendisinden ne
istenilirse asla hayır demezdi. Şu şiirinde kendini cömertlikle övmüştü:
"Bana bir takım şeyler engel olmazsa,
Zararlı kişilerin sizden çekip aldıklarını size vermeyi taahhüt ediyorum.
Yakın zamanda size ek gelir ve hediyeler verilecektir.
Sizden bunları daha önce divanınız bırakmıştı.
Şimdi ise katipler bir aydır size bunları yazıp hazırlıyor."
Bu senede Velid, önce oğlu Hakem, sonra da Osman için kendisinden sonra veliaht olmaları üzere bey1 at aldı. Bu bey'atı Irak ve Horasan valisi Yusuf b. Ömer'e gönderdi. O da Horasan'daki kaymakamı Nasr b. Seyyar'a bey'at emrini gönderdi. Nasr, bu bey'at dolayısıyla halka uzun ve beliğ bir hutbe irad etti. İbn Cerir, bu hutbenin tümünü eksiksiz olarak nakletmiştir.
Velid, ülkenin doğusunda ve batısında otoriteyi sağladı. Kendisinin vefatından sonrası için de oğullarının veliahtlığına çeşitli beldelerde bey'at aldırdı.
Velid, Nasr b. Seyyar'ı Horasan'ın müstakil valisi yaptı. Sonra Yusuf b. Ömer, Velid'in yanma geldi. Horasan valiliğini tekrar kendisine vermesini istedi. O da Hişam'm zamanındaki gibi tekrar onu Horasan valiliğine atadı. Nasr b. Seyyar ile kaymakamları da Yusuf b. Ömer'in emri altına verildiler.
O esnada Yusuf b. Ömer, Nasr b. Seyyar'a mektup yazarak ailesi ve çoluk çocuğuyla halifenin ziyaretine gitmesini, giderken beraberinde bol miktarda hediye ve armağan da götürmesini emretti. Bunun üzerine Nasr b. Seyyar, at üzerinde 1.000 köle, 1.000 cariye, bol miktarda altın ve gümüş ibrikler ve daha başka armağanlar götürdü. Velid de ona mektup yazarak çabuk gelmesini, beraberinde tanburlar, gitarı andıran barbutlar, şarkıcı cariyeler, şahinler, beygirler, eğlence ve fısk aletleri getirmesini istedi. Halk bunu duyunca hoşnutsuzluk
gösterdi.
Müneccimler, Nasr b. Seyyar'a: "Yakında Şam'da fitne kopacaktır." dediler. O da bunun üzerine hareketini geciktirdi, yolu ağırdan aldı. Yolun bir kısmında iken ulak kendisine geldi ve halife Velid'in öldürüldüğünü bildirdi. Şam'da halk arasında büyük bir fitne koptuğunu anlattı. Nasr b. Seyyar da maiyetiyle birlikte başka bir şehire gitti. Orada ikamet etti. Yusuf b. Ömer'in Irak'tan kaçtığım, düzenin bozulduğunu haber aldı. Bu da ileride anlatacağımız gibi halifenin öldürülmesi nedeniyle olmuştu. Yardımı dilenilecek zat, yüce Allah'tır.
Bu senede Velid, Yusuf b. Muhammed es-Sakafî'yi Medine, Mekke ve Taif valiliklerine atadı. Hişam b. İsmail el-Mahzumî'nin oğulları İbrahim ile Muhammed'i Medine'de horlanmış ve zillete maruz bırakılmış bir şekilde ikamete mecbur kılmakla emretti. Çünkü İbrahim ile Muhammed, Hişam'ın dayıları idiler. Bunları orada horlayıp küçük düşürdükten sonra Irak valisi Yusuf b. Ömer'e göndermesini ferman etti. O da bunları Yusuf b. Ömer'e gönderdi. Yusuf da onlara eza ve işkencede bulundu. Nihayet ikisi de bu nedenle vefat ettiler. Yusuf onlardan bol miktarda para ve mal gasbetti. Bu senede Yusuf b. Muhammed b. Yahya b. Said el-Ensarî, Medine kadılığına tayin edildi.
Bu senede Velid b. Yezid, Kıbrıslılara kardeşi ile birlikte askeri bir birlik gönderdi ve şöyle dedi: "Onları serbest bırak. Dileyen Kıbrıslı Şam'a göçer, dileyen de Bizans'a göçer." Kıbrıslıların bir kısmı
Şam'da Müslümanlara komşu olmayı tercih ederken bir kısmı da Bizans'a intikal etti.
İbn Cerir dedi ki: Bu senede Süleyman b. Kesir, Malik b. Heysem, Lahiz b. Kurayz ve Kahtabe b. Şebib geldiler. Bazı siyercilerin kavillerine göre Muhammed b. Ali ile karşılaştılar ve Ebu Müslim'in serüvenini ona anlattılar. O da: "O hür müdür, değil midir?" diye sorunca, söyle dediler: "O hür olduğunu iddia ediyor. Efendisi ise onun kendisine ait bir köle olduğunu söylüyor." Bunun üzerine bunlar onu satın alıp azad ettiler. Muhammed b. Ali'nin kendisine 200.000 dirhem para ve 30.000 dirhem değerinde de giysi verdiler. Muhammed, onlara söyle dedi: "Belki bu seneden sonra benimle görüşemiyeceksiniz. Eğer Ölürsem lideriniz İbrahim b. Muhammed olacaktır. O benim oğlum-dur. Ona itaat etmenizi size vasiyet ediyorum."
Muhammed b. Ali, hicri 125. senenin zilkade ayının başında vefat etti. Babasının vefatından yedi sene sonra vefat etmiş oldu.
Bu senede Yahya b. Zeyd b. Ali Horasan'da vefat etti.
Bu senede Mekke, Medine ve Taif valisi Yusuf b. Muhammed es-Sakafî, insanlara haccettirdi. Irak valisi Yusuf b. Ömer, Horasan valisi ise Nasr b. Seyyar idi. Nasr, halife Velid b. Yezid'e çeşitli armağan ve hediyelerle ziyarete gitmeyi, planlamıştı, ama bu ziyaret gerçekleşmeden önce Velid öldürüldü.

