Velid b. Yezid'in bazı fasıklıklarını, laubaliliklerini, dinî hükümleri hiçe sayışını, namazı önemsemeyişini anlatmıştık. Bu tutumunu hilafetten önce de sonra da devam ettirdiğini söylemiştik. Halife olunca şerrini, eğlenceye düşkünlüğünü, av merakım, içki içişini, fasıklarla içki meclisi kurmasını daha da arttırmıştı. Önceki pisliklerine, gurura kapılıp daha da devam etmişti. Komutanlar, askerler ve halk bundan çok rahatsız olmuştu. Ona şiddetli bir nefret duymaya başlamışlardı.
Kendi nefsine karşı işlediği cinayetlerin en büyüğü, amcası oğulları Hişam ile Velid b. Abdülmelik'i kendine karşı cephe kurmaya yöneltmesi ve bu nedenle de kendi mahvına sebep olması olmuştur.
Yemenliler de ona karşı oluşturulan bu cepheye katılmışlardı. Onlar, Horasan ordusunda büyük bir kalabalık teşkil etmekteydiler. Yemenlilerin ona karşı cephe almaları şöyle gelişmişti: Velid b. Yezid, Halid b. Abdullah el-Kusarî'yi öldürtüp Irak valisi ve alacaklısı Yusuf b. Ömer'e teslim etmişti. O da Halid'e işkence yapmış ve Halid, işkence altında ölmüştü. İşte bu nedenle Yemenliler, Velid'e karşı cephe almışlar, Halid'i Öldürüşünü protesto etmişlerdi.
Ibn Cerir'in rivayetine göre Velid b. Yezid, amcası oğlu Süleyman b. Hişam'a yüz kırbaç vurdurmuş, başını traş edip sakalını yoldurmuş, onu Umman'a sürgün ettirip orada zindana attırmıştı. Velid'in ölümüne kadar orada tutuklu kalmıştı.
Süleyman b. Hişam, amcası Velid ailesine ait bir cariyeyi almıştı. Ömer b. Velid bu cariyeyi vermesini istemiş, fakat o bunu reddetmişti. Ömer, "Cariyeyi vermediğin takdirde askerlerinin etrafında süvariler çoğalır." diyerek ony tehdit etmişti.
Bu arada Efkan, Yezid b. Hişam'ı hapsetmiş, henüz buluğa ermemiş oğulları Hakem ile Osman'a bey'at etmişti. Bu da halkın ağırına gitmiş, halk onu uyarmış, ancak o, bu uyarılara kulak tıkamıştı. Ona bu işten vazgeçmesini söylemişlerde de öğütleri dinlememişti.
Medainî dedi ki: Halk bu durumdan rahatsız oldu. Haşimîlerle Velid oğulları, Velid b. Yezid'i kafirlik, zındıklık ve babasının ümmü
veled cariyeleri ile cinsel ilişkide bulunmak, ayrıca homoseksüellik fiilleri ile itham ettiler ve dediler ki: "Velid b. Yezid, yüz tane pranga yaptırmış, her bir pranganın üzerine Haşimîlerden birinin adını yaz-mişt1 ki, onu o prangaya bağlatıp öldürsün." Onu zındıklıkla suçladılar. Onun aleyhinde en ağır sözleri söyleyen kişi, Yezid b. Velid b. Ab-dülmelik idi. Halk onun sözüne daha çok inanıyordu. Çünkü o, halka âbid ve mütevazi bir kimse olduğunu gösteriyordu. "Biz Velid'den memnun değiliz, olamayız da." diyordu. Nihayet halk ona karşı ayaklanıp öldürmeye kasdetti.
Dediler ki: Kudaahlardan, Yemenlilerden, emir ve komutanların öncülerinden, Velid b. Abdülmelik ailesinden bir grup ona karşı isyan başlattı. Bu isyanın elebaşılığını ve propagandacalığını da Yezid b. Velid b. Abdülmelik üstlendi. O, Emevilerin lider şahsiyetlerinden idi. Salih, dindar ve takvalı bir kimseydi. Halk da bu hususta ona bey'at etti.
Kardeşi Abbas b. Velid, onu bu hareketten menetmek istedi. Ama o, kardeşine kulak vermedi ve şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, sana bir zarar gelmesinden korkmasaydım seni bağlar ve ona gönderirdim."
Bu sırada bir veba salgını yüzünden insanlar Şam'dan ayrıldılar. Buradan çıkanlar arasında halife Velid b. Yezid de vardı. Yaklaşık 200 kişilik bir arkadaş grubu ile Şam'ın üst taraflarında bir mıntıkaya gitmişti. Böylece Yezid b. Velid'in isyan hareketi yoluna girdi. Kardeşi Abbas, onu bundan şiddetle menettiyse de o aldırış etmedi. Abbas, bu hususta şöyle bir şiir söyledi:
"Dağlar gibi yükselerek patlayan fitnenizden Allah'a sığınırım.
Bir grup insan sizin politikanızdan bıktı.
Sizler, dinin emirlerini yapıp nehyettiklerinden sakının.
Kurt insanlara kendinizi parçalatmayın.
Zira kurtlar yemeye başlayınca doymak bilmezler.
Ellerinizle karınlarınızı yarmayın.
Çare aramazsanız üzülmek ve pişman olmak fayda vermez."
Yezid b. Velid'in işleri yoluna girip halk ona bey'at edince Şam'a yöneldi. Velid'in bulunmadığı bir sırada Şam'a girdi. Halkın çoğu ge-celeym kendisine bey'at etti. Mizzelilerin kendi büyükleri Muaviye b. Musad'a bey'at ettiklerine dair haber kendisine ulaştı. Yezid de bir-jtaç arkadaşıyla birlikte yaya olarak Mizze'ye gitti. Yolda şiddetli bir enlıkeyle karşılaştılar. Nihayet Mizze'ye vardılar. Muaviye'nin kapını çaldılar. Geceleyin evine girdiler. Yezid, konuyu ona açtı. MuaviMusad da ona bey'at etti. Sonra Yezid aynı gecede siyah bir merkebe binerek Kanat yolundan Şam'a döndü. Arkadaşlarına, mutlaka Şam'a silahlı olarak gireceğine dair yemin etti. Elbisesinin altında silah kuşandı ve öylece şehre girdi.
Velid, Şam'da yerine Abdülmelik b. Muhammed b. Haccac b. Yusuf es-Sakafî'yi vekil bırakmıştı. Güvenlik kuvvetlerinin komutanı da Ebü'1-Acc Kesir b. Abdullah es-Sülemî idi. Cuma gecesi olunca Ye-zid'in arkadaşları, Babu'l-Feradis'te yatsı namazını kılan cemaatın arasında bir araya geldiler. Yatsı ezanı okununca da mescide girdiler. Namazdan sonra mescitte kendilerinden başka kimse kalmayınca Ye-zid b. Velid'e haber saldılar, Yezid de yanlarına geldi. Babu'l-Maksu-re'ye yöneldiler. Hizmetçi kendilerine kapıyı açtı, içeri girdiler. Ebü'l-Acc'm sarhoş olduğunu gördüler. Beytü'1-mahn anahtarlarını alıp kapıyı açtılar. Oradaki malları teslim aldılar. Silahları da ele geçirerek güçlendiler.
Yezid, şehir kapılarının kilitlenmesini ve tanımadıkları kimselere açılmamasını emretti. Sabah olunca, dış mahallelerdeki halk her taraftan şehre yöneldiler. Diğer kapılardan içeri girdiler. Her mahalle halkı, kendi kapılarından içeri girdi. Böylece Yezid b. Velid b. Abdül-melik'in muzaffer olması için etrafında askerler çoğalmış oldu. Hepsi onun halifeliği için kendisine bey'atta bulundular. Şairlerden biri bu hususta şöyle dedi:
"Sabah olunca yardımcıları ve taraftarları topluca kendilerine ulaştılar.
Aşiretler ve bahadırlar ile Kelb kabilesi de geldi. Süvarileriyle, atlarıyla ve teçhiz atlarıyla geldiler. Miğferleri, pazuları ve bedenleriyle geldiler.
Onlar ne kıymetli kimsedirler. Sünnetin taraftarları ve onu hayata ulaştıranlardır.
Haramları, inkarcılara karşı koruyanlardır.
Şeyban ve Ezd kabilesi de akın akın geldiler.
Abs ve Lahn kabilesi de, koruyucuları ve muhafızlarıyla geldiler.
Gassan, Hayyan, Kays ve Tağlib kabileleri de ulaştılar.
Zayıf ve zahid olan herkes bu ayaklanmadan geri durdu.
Onlar ve memleket halkı artık bütün asi ve zorbalara karşı güven içinde oldular."
Yezid b. Velid, Abdurrahman b. Musad'ı, 200 süvari ile Katana'da bulunan Şam naibi Abdülmelik b. Muhammed b. Haccac'ı -kendisine eman verilmiş olarak- yanma getirmeleri için gönderdi. Abdülmelik b. Muhammed, orada kendini koruma altına almış ve kaleye sığınmıştı. Abdurrahman ve arkadaşları içeri girdiler. Abdülmelik b. Mu-
hammed'in yanında iki heybe gördüler. Heybelerden her birinde 30.000'er dinar vardı. Mizze'ye ulaştıklarında Abdurrahman b. Mu-gad'm arkadaşları: "Şu parayı al. Bu, Yezid b. Velid'den daha hayırlı-aıY." dedilerse de o: "Hayır. Vallahi, ben Arapların 'halifelik işine ilk tfıanet eden kimse odur' demelerine fırsat vermeyeceğim." dedi. Sonra parayı Yezid b. Velid'e ulaştırdı.
Yezid, bu paralarla 2.000'e yakın süvariden oluşan bir askeri bir-lİk hazırladı. Bu birliği, kardeşi Abdülaziz b. Velid b. Abdülmelik komutasında, Velid b. Yezid'in yakalanıp getirilmesi için takibe çıkardı. Ancak Velid'in kölelerinden biri, bir yarış atma atlayarak koşturdu ve geceleyin efendisi Veliden yanma ulaştı. At, koşmaktan çatlamıştı. Köle durumu ona anlattı. Velid onun sözlerine inanmadı, dövülmesini emretti. Fakat peşpeşe gelen haberler üzerine durumun gerçek olduğunu anladı. Arkadaşlarından biri oradan kalkıp Humus'a gitmesini önerdi. Humus'un müstahkem bir mevki olduğunu söyledi. Abraş Sa-id b. Velid el-Kelbî: "Tedmür'e, kavminin yanma git. Orada kal." dediyse de o bu teklife sıcak bakmadı. Aksine beraberindeki 200 süvari ile yola koyularak Yezid'in adamlarına doğru gitti. Yolda bir ağırlıkla karşılaştılar ve ele geçirdiler.
Velid, gidip Numan b. Münzir'in Bahra'daki kalesine yerleşti. Ab-bas b. Velid'in elçisi ona geldi. Velid, tahtının çıkarılmasını emretti. Tahtım çıkardılar. Üzerine oturdu ve şöyle dedi: "Ben aslanların üzerine atıldığım ve yılanların boynunu tutup sıktığım halde insanlar benim üzerime mi atılacaklar?" Abdülaziz b. Velid, beraberindeki arkadaşlarıyla geldi. 2.000 kadar olan arkadaşlarından sadece 800 kişi kalmıştı. Bunlar saf düzenine girdiler ve şiddetle savaştılar. Abbas'ın adamlarından da bir grup öldürüldü ve kesik başları Velid'e götürüldü. Abbas b. Velid, Velid b. Yezid'in yardımına gelmişti. Kardeşi Ab-dülaziz'e haber saldı. Onu zorla yanma getirtti. Nihayet o da kardeşi Yezid b. Velid'e bey1 at etti. Hepsi Velid b. Yezid'e karşı savaşmak üzere karar verdiler.
Halk bunların birleştiğini görünce, Velid'in yanından kaçıp onların askerleri arasına katıldılar. Velid de zillette ve azınlıkta kaldı. Hemen kaleye sığındı. Bunlar kalenin etrafını her cihetten kuşatma altına aldılar. Bunun üzerine Velid, kale kapışma inerek: "Aranızdan Şerefli bir adam benimle konuşsun." diye seslendi. Yezid b. Anbese es-seksekî onunla konuştu. Velid şöyle dedi: "Ölümü sizden uzaklaştır-^adım mı? Yoksullarınıza bağışta bulunmadım mı? Kadınlarınıza "izmet etmedim mi?"
Ona §u karşılığı verdi: "Haramları hiçe sayıp içki içtiğinden, ?m üininü veled cariyelerini nikahladığından, Aziz ve Celıl olan emirlerini küçümseyip hafife aldığından ötürü seninle savasiliyor." Velid, şu karşılığı verdi: "Yeter ey Sekasekli kardeş! Çok konuştun ve aşırı gittin. Senin anlattıklarının çoğu helallar arasındadır. Ama vallahi, eğer beni öldürecek olursanız fitneniz yatışmasın, .dağınıklığınız toparlanmasın, aranızda ittifak da meydana gelmesin."
Böyle dedikten sonra köşke girip oturdu. Mushaf-ı şerifi önüne koyup açtı. Okumaya başladı ve: "Bugün Hz. Osman'ın şehid ediliş günü gibidir." dedi. Teslim oldu. Duvardan tırmanarak yanına girdiler. Odasına giren ilk kişi, Yezid b. Anbese oldu. Yezid, kılıcı yan tarafına takılı olarak ona doğru ilerledi ve: "Şu mushafı bir kenara bırak." dedi. Velid de: "Eğer bununla savaşacak olsaydın başka türlü olurdu." dedi. Yezid b. Anbese onun elinden tuttu. Onu hapsetmek istiyordu. Nihayet onu Yezid b. Velid'e götürmeye karar verdi. Ama on kadar komutan tez davranarak Velid'e saldırdılar. Başına ve yüzüne kılıç darbeleri indirerek onu öldürdüler. Sonra ayağından tutup sürükleyerek dışarı çıkarmak istediler. Kadınlar çığlık atınca da onu bıraktılar. Ebu Alaka el-Kudaî, başını kesti. Sonra orada bulunanları da yakalayıp on kişinin muhafazası altında Yezid'e gönderdiler. Aralarında Mansur b. Cumhur, Ruh b. Mukbil, Beni Kelb kabilesinden Kinane'nin azatlısı Bişr, "Vechülfüls" lakabıyla bilinen Abdurrahman da vardı.
Bunlar Yezid'in yanma vardıklarında, halifeliğe özgü selamla onu selamladılar ve Velid'in öldürüldüğü müjdesini verdiler. Bu on kişiden her birine muştuluk olarak 10.000'er dirhem para verdi. Ruh b. Bişr b. Mukbil, Yezid'e şöyle dedi: "Ey mü'minlerin emiri, sana fasık Velid'in öldürüldüğü müjdesini veriyorum." Adamın böyle demesinden sonra Yezid şükür secdesine kapandı. Askerler de artık Yezid'in yanına döndüler. Bey'at için Yezid'in elini tutan ilk kişi, Yezid b. Anbese es-Seksekî oldu. Yezid, elini onun elinden çekip şöyle dedi: "Allah'ım, eğer bunda senin rızan varsa beni bu işte muvaffak kıl ve bana yardm et."
Yezid, kendisine Velid'in kesik başını getirecek olana 100.000 dirhem vereceğini vaad etmişti. Hicretin 126. senesinin cemaziyelahir ayının bitimine iki gece kala cuma gecesi (veya çarşamba gecesi) kesik baş getirildiğinde Yezid, bu başın mızrağa takılarak şehirde dolaştırılmasını emretti. Kendisine: "Ancak Haricîlerin başı mızrak ucuna geçirilerek dolaştırılır." dediklerinde o: "Hayır, vallahi bunun da başını mızrak ucuna geçireceğim!" dedi ve başı mızrağın ucuna takıp şehirde teşhir ettirdi. Sonra onu bir adamın yanına bir ay müddetle emanet bıraktı. Sonra da kardeşi Süleyman b. Yezid'e gönderdi. Kesik baş götürüldüğünde kardeşi Yezid: "Şunu yanımdan uzaklaştırın." dedi ve sonra da sözünü şöyle sürdürdü: "Senin içki içen, ciddiyetsiz ve fasık bir kimse olduğuna dair şahidlik ederim. Kardeşi oldu halde şu fasık beni yoldan çıkarmak istedi ve bundan da vazgeçmedi." Anlatıldığına göre onun kesik başı Emevi camiinin sahn tarafındaki doğu duvarında Emevi devletinin yıkılışına kadar asılı kalmıştır. Başka bir rivayette anlatıldığına göre onun kan izi, Emevi devletinin yıkılışına kadar o duvarda kalmıştır. Öldürüldüğü gün otuzaltı yaşındaydı. Otuzbir, otuziki, otuzbeş, otuzsekiz, kırkaltı yaşında olduğu da söylenir. Bu hususta çeşitli rivayetler varid olmuştur. Halifeliği bir yıl altı ay sürmüştür. Meşhur kavle göre böyledir. Bir yıl üç ay sürdüğü de söylenir.
İbn Cerir dedi ki: Velid çok güçlü, ayak parmakları uzun bir kimse idi. Yere bir demir kazık çakılır, o kazığın ucuna bağlanan bir ip kendisinin ayağına bağlanır, sonra o halde iken, elini atın bedenine değdirmeksizin sıçrayarak ata biner ve sıçramasının kuvveti nedeniyle yerdeki o demir kazık sokulurdu.»

