El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ahmed B. Ebi'l-Havarî

Ahmed b. Ebi'l-Havarî, Abdullah b. Meymun b. Ayyaş b. Haris Ebü'l-Hasan et-Tağlibi el-Gatafanî. Meşhur zahid âlimlerden, namlı âbidlerden ve iyiliği şükranla karşılanan salih halli kimselerdendi. Açıkça görülen …

Ahmed b. Ebi'l-Havarî, Abdullah b. Meymun b. Ayyaş b. Haris Ebü'l-Hasan et-Tağlibi el-Gatafanî. Meşhur zahid âlimlerden, namlı âbidlerden ve iyiliği şükranla karşılanan salih halli kimselerdendi. Açıkça görülen kerametleri vardı.

Aslen Kûfeliydi. Şam'a gelip yerleşti. Ebu Süleyman ed-Dara-nî'-den ders alarak icazet aldı. Hadisleri, Süfyan b. Uyeyne, Veki' ve Ebu Usame ile diğer bazı kimselerden rivayet etti. Ebu Davud, İbn Mace, Ebu Hatim, Ebu Zür'a ed-Dımışkî, Ebu Zür'a er-Razî ve diğer birçok kimseler de kendisinden rivayetlerde bulundular.

Ebu Hatim, ondan bahsetmiş ve onu övmüştür. Yahya b. Maîn onun hakkında şöyle demiştir: "Öyle sanıyorum ki, Cenâb-ı Allah, onun yüzü suyu hürmetine Şamlılara yağmur yağdırıyor."

Cüneyd b. Muhammed de onun için şöyle demiştir: "O, Şamlıların

fesleğeni idi."

İbn Asakir'in rivayetine göre Ahmed b. Ebi'l-Havarî, Ebu Süleyman ed-Daranî'ye söz vererek ona asla muhalefet etmeyeceğini ve onu kızdırmayacağını söylemişti. Bir gün geldiğinde Ebu Süleyman'ın insanlara hadis okuduğunu görmüş ve ona: "Ey efendim, işte tandırı yaktılar, ne emredersin?" diye sormuş, Ebu Süleyman insanlarla meşgul olduğu için ona cevap vermemiş, Ahmed bu sorusunu ikinci kez tekrarlamış; cevap alamayınca üçüncü kez tekrarladığında Ebu Süleyman ona: "Git tandırda otur!" demiş, sonra Ebu Süleyman hadis okumaya devam ederek insanlarla meşgul olmuştu. Bir süre sonra ne dediğinin farkına varmış ve yanında bulunanlara şöyle demişti: "Ben demin Ahmed'e "git ve tandırda otur." dedim. Korkarım ki, gidip öyle yapmıştır. Haydi oraya gidelim." Böyle dedikten sonra kalkıp yanındaki adamlarla birlikte tandırın yanma gitmiş. Ahmed'in tandırda oturmakta olduğunu ve vücudunun bir tek kılının dahi yanmadığmı

görmüşler.

Başka bir rivayette anlatıldığına göre, Ahmed b. Ebi'l-Havarî'nin bir gün bir çocuğu doğmuş, ama çocuğa yedirecek ve giydirecek bir şeyi yoktu. Hizmetçisine: "Git de bizim için biraz un ödünç al ve getir." demiş. O esnada adamın biri 200 dirhem para getirerek Ahmed'in önüne bırakmış. Tam bu sırada bir başkası gelip: "Ey Ahmed, bu gece benim bir çocuğum dünyaya geldi, ama hiç param yok." demişti. Ahmed gözlerini semaya dikip: "Ey Rabbim, ey Mevlam, bu kadar da acele olur mu?" demiş ve o adama: "Şu dirhemleri al da git." demiş ve dirhemlerin hepsini o adama vermiş, kendisine bir dirhem dahi bırakmamıştı. Ailesi için unu ödünç almıştı.

Hizmetçisinin rivayetine göre Ahmed b. Ebi'l-Havarî, cihad için serhadde gitmiş, onun gidişinden sonra günün erken saatinden zeval vaktine kadar hediyeler peşpeşe evine gelmişti. Sonra o gelen hediyeleri gurup vaktine kadar insanlara dağıtmış, sonra da şöyle demişti: işte böyle ol. Allah'ın gönderdiklerini reddetme, ama kendine de bir Şey saklama!"

Me'mun'un zamanında Kur'ân'ın mahluk olduğunu söylemeleri *Çm Şam'da insanlar imtihana tabi tutulduklarında Ahmed b. Ebi'l-Havarî, Hişam b. Ammar, Süleyman b. Abdurrahman ve Abdullah b. ^ekvan da, ifadeleri alınmak üzere vilayete çağrılmışlardı. Ahmed b. ^Dil-Havarî dışındaki herkes Kur'ân'ın mahluk olduğunu kabul etmişti. Ahmed kabul etmediği için taş ocağına hapsedilmiş, sonra

ölümle tehdit edilmişti. O da tevriye sanatını kullanarak onları aldatıp cevap vermişti. Bundan sonra serbest bırakılmıştı. Allah ona rahmet etsin.

Bir gece, sınırda nöbet tutarken, "Allah'ım! Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz." mealindeki ayeti sabaha dek tekrarlamıştı. Kitaplarının tümünü denize atmış ve şöyle demişti:

"Ey kitaplarım, sizler Allah'ı ve ona giden yolu bulmam için bana güzel birer delil idiniz. Ama aranılanı (medlulü) bulduktan sonra delil ile meşgul olmak o zaman aranılana ulaşmayı engeller."

Ahmed'in şu güzel sözleri de vardır:

«Allah'ı bulmak için Allah'tan başka delil yoktur.

İlim, hizmet âdabını öğrenmek için tahsil edilir.

Dünyayı tanıyan kişi dünyada zahid olur. Ahireti tanıyan kişi de ahirete rağbet eder. Allah'ı tanıyan kişi de onun hoşnutluk ve rızasını tercih eder.

Dünyaya irade ve sevgi ile bakan kimsenin kalbindeki zühd ve yakin nurunu Cenâb-ı Allah çıkarıp atar.»

Ahmed b. Ebi'l-Havarî diyor ki: «Bu yola erişmemin ilk zamanında Ebu Süleyman ed-Daranî'ye dedim ki:

- Bana bazı tavsiyelerde bulun.

- Sen mi tavsiye istiyorsun?

- Evet, inşaallah.

- Bütün istekleri hususunda nefsine muhalefet et. Çünkü nefis, kötülükleri emredicidir. Müslüman kardeşlerini horlamaktan uzak dur. Allah'ın taatını kendin için bir örtü yap. Ondan korkmayı da kendine prensip edin. Ona karşı ihlaslı olmayı azim edin. Doğruluk, güzel birşeydir. Benden şu tek cümleyi al, sakın bu cümleden ayrılma ve gafil kalma: "Bütün vakitlerinde, hallerinde ve fiillerinde Allah'tan utanan kimseyi, Allah, kendi veli kullarının makamına yükseltir."

Ben bu kelimeleri bütün vakitlerde hatırlar, tekrarlar ve gereğini yapmasını da nefsimden talep ederdim.»

Sahih rivayete göre Ahmed b. Ebi'l-Havarî bu senede vefat etmiştir. Hicretin 230. senesinde vefat ettiğine dair bir rivayet bulunduğu gibi, başka bir senede vefat ettiğine dair zayıf bir rivayet daha vardır. Doğrusunu Allah bilir.