El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ahmed B. Muhammed B. Musa

Ahmed b. Muhammed b. Musa b. Nadr b. Hakim b. Ali b. Zürbi Ebu Bekir. İbn Ebi Hamid adıyla bilinir. Beytülmal müdürlüğü yapmıştır. Abbas ed-Durî'den ve birçok kimselerden hadis dinleyip rivayet etmiş. Darekutnî ile …

Ahmed b. Muhammed b. Musa b. Nadr b. Hakim b. Ali b. Zürbi Ebu Bekir. İbn Ebi Hamid adıyla bilinir. Beytülmal müdürlüğü yapmıştır. Abbas ed-Durî'den ve birçok kimselerden hadis dinleyip rivayet etmiş. Darekutnî ile diğerleri de ondan rivayetlerde bulunmuşlar-<*ır. Sika, doğru sözlü bir ravi, cömert ve övülen bir kimse idi.

Günün birinde ilim ehli bir adam, çok büyük borç altında kaldığından ötürü aşırı bir sevgiyle tutkun olduğu cariyesini satmak mecburiyetinde kalmış. Fakat cariyeyi satıp parasını aldıktan sonra cariyeden ayrıldığına son derece pişman olmuş ve ne yapacağını bilemez hale gelmişti. Sonra cariyeyi sattığı adam da onu bir başkasına satmış ve neticede cariye, kendisinden bahsetmekte olduğumuz İbn Ebi Hamid'in eline geçmişti, İbn Ebi Hamid, beytülmahn idaresine bakmaktaydı. Cariyeyi, borç yükü altında ezildiğinden ötürü satan ilk sahibi, bazı dostlarını araya koyarak İbn Ebi Hamid'den cariyeyi geri vermesini rica etmiş ve cariyeyi çok sevdiğini, kendisinin de ilim ehli bir insan olduğunu, ödeyemeyecek kadar borç yükü altında kaldığından ötürü cariyeyi satmak mecburiyetinde kaldığını söylemişti.

Bu sözleri söyledikten sonra İbn Ebi Hamid adeta şuurunu yitirmişti. Çünkü karısı bu cariyeyi kendisinin bilgisi olmadan satın almış ve istibrasmı beklemişti ki, kocası İbni Ebi Hamid'e hediye olarak takdim etsin. O gün de cariyenin istibrasmm (rahminin temizlenmesinin) son günüydü. Karısı, o cariyeye güzel elbiseler giydirmiş, zi-netler takıp süslemiş ve kocası için hazırlamıştı. Cariye adeta bir ay parçası haline gelmişti, çok güzeldi.

Arkadaşı, cariyeyi geri vermesi için ona rica edip durumunu anlattığında meseleden haberi olmadığı için İbn Ebi Hamid adeta şaşkına dönmüş, sonra durumu öğrenmek için karısının yanına dönmüştü. Eve girdiğinde cariyenin kendisi için h; zırlanmış olduğunu gördü. Onu bu halde görünce çok sevinmişti. Çünkü onun bu halde süslenmesini, ilk efendisine vermek için uygun görmüştü. Süslenen cariyeyi yanına alıp götürdü. Karısı ise cariyeyi -cinsel ilişkide bulunmak amacıylaberaberinde götürdüğünü sanmıştı. Cariyeyi bu haliyle ilk efendisine götürdü ve ona: "Bu senin cariyen mi?" diye sordu. Kocası onu bu göz alıcı güzelliği ve süslü haliyle görünce dili titremeye, kelimeleri karıştırmaya, aklım adeta oynatmaya başladı. Çünkü cariye çok güzel görünümlü idi. "Evet, cariye benimdir." deyince İbn Ebi Hamid: "Al, Allah sana mübarek etsin." dedi.

Adam buna çok sevindi ve: "Efendim, bir adamı benimle gönder de cariyenin bedelini ona teslim edeyim." dedi. İbn Ebi Hamid: "Hayır, onun bedelini almaya ihtiyacımız yoktur. Cariye sana helal olsun. Bedelini kendine ve ona harca. Çünkü bedelini verdiğin takdirde yine yoksul düşmenden ve borç altında kaldığından ötürü onu tekrar sana geri vermeyecek birine satmandan korkuyorum." dedi. Adam: "Efendim, cariyenin üzerindeki şu zinetleri ve takıları ne yapacağız?" diye sorunca İbn Ebi Hamid: "Bunları ona hediye ettik, bu hediyeler artık bize geri gelmez. Bunu istemeyiz." dedi ve ona dua etti. Adam buna cidden çok sevinip cariyesini aldı.

Kendisiyle vedalaşmak istediği zaman İbn Ebi Hamid, cariyeye: "Şimdi beni mi yoksa şu efendini mi daha çok seviyorsun?" diye sor-

du. Cariye de şu cevabı verdi: "Siz bana iyilikte bulunup ihsan ettiniz. Bana yardımcı oldunuz. Allah size hayır mükafat versin. Ama şu efendime gelince, eğer onun benden elde ettiğini ben ondan elde etmiş olsaydım onu büyük paralar karşılığında bile satmazdım ve onun hakkında asla kusur işlemezdim." Orada bulunanlar küçük yaştaki bu cariyenin böyle güzel konuşmasını beğenip takdir ettiler.