Künyesi, Ebü'1-Hasan'dır. Halife Muktedir ile Halife Kahir'in vezirliklerini yapmıştır. Hicretin 245. senesinde doğdu. Çok hadis dinledi. Taberanî ile diğerleri de kendisinden hadis dinleyip rivayet ettiler. Güvenilir, asil, faziletli ve iffetli bir ravi idi. Çokça Kur'ân okur, oruç tutar ve namaz kılardı. İlim ehlini sever, onlarla çok oturup kalkardı. Aslen Farslıydı. Hallac-ı Mansur'a karşı kıyam edenlerin, aleyhinde bulunanların en büyüklerindendi.
Rivayete göre o şöyle demiştir: "700.000 dinar kazandım ama, bunun 680.000'ini hayır yoluna harcadım."
Bağdat'tan sürgün edilip Mekke'ye gittiğinde Ka'be'yi tavaf etti. Safa ve Merva arasında sa'y yaptı. Şiddetli sıcaklar esnasında bu ibadetleri yaptıktan sonra evine gitti. Kendini yere atıp: "Allah için karlı bir şerbet arzuluyorum." dedi. Arkadaşlarından biri kendisine: "Burada karlı şerbet bulunmaz." deyince o şöyle dedi: "Biliyorum, ama in-şaallah Allah bunu bize gönderir. Akşama kadar sabredeceğim."
Bunun ardından henüz tam akşam olmadan, gündüz vakti bulutlar gelip gökyüzünde yığıldılar. Yağmur ve çok miktarda dolu yağdı. Arkadaşı onun için doluları bol miktarda toplayıp sakladı. Çünkü ve-
zir Ali b. İsa oruçluydu. Akşam olunca topladığı doluları kendisine getirdi. Mescide geldiğinde arkadaşı ona karlı, çeşit çeşit şerbetler getirdi. Vezir Ali b. İsa, bu şerbetleri çevresindeki sofi ve mücavirlere içirmeye başladı. Kendisi hiç içmedi. Evine döndüğünde arkadaşı, kendisi için saklamış olduğu karlı şerbetleri sundu ve içmesi için yemin verdi. Uzun çabalamalardan ve ısrarlardan sonra ancak içirebil-diler. Bu olay üzerine: "Mağfiret temenni etseydim keşke." dedi. Allah ona rahmet etsin ve onu bağışlasın. Onun güzel şiirlerinden biri şudur:
"Başıma gelen musibetlere sevinerek bana durumumu soran veya sormadan da bu musibetlerime sevinen kimseye gelince bilsin ki;
Bu musibetler benim şahsımda bu depremlerin korkunçluğuna karşı çok sabreden hür bir kadının oğlu gibi bir şahsiyet meydana getirmiştir."
Ebü'l-Kasım Ali b. Hasan et-Tenuhî, babası tariki ile bir cemaatın şöyle dediklerini rivayet etmiştir: «Kerhli bir aktar vardı. Bu adam, sünnete bağlılığı ile tanınmıştı. Bir zaman 400 dinar kadar borçlandı. Dükkanını kapattı, çalışamaz duruma geldi. Gidip evine kapandı, çok uzun geceler Allah'a yalvarıp yakardı, niyazda bulundu, namaz kıldı. O gecelerden birinde Rasûlul-lah (s.a.v.)'ı rüyasında gördü. Rasûlullah ona şöyle diyordu: "Vezir Ali b. İsa'ya git, sana 400 dinar vermesini kendisine emrettim."
Sabah olunca aktar, vezirin kapısına gitti. Ama kapıdakiler onu tanımıyorlardı, Oturup beklemeye başladı. Belki biri onun vezirin yanına girmesine izin verir ümidiyle bekliyordu. Uzun süre bekledikten sonra oradan ayrılmaya karar verdi. Sonra kapıcılardan birine dedi ki: "Vezire git şöyle de: Ben Rasûlullah (s.a.v.)'ı rüyada gören bir adamım, gidip bu rüyamı vezire anlatmak istiyorum." Kapıcı ona: "Rüya sahibi sen misin? Vezir de seni bulmaları için birçok adamını etrafa gönderdi." dedi. Sonra kapıcı içeriye girip durumu vezire anlattı. Vezir de: "Onu hemen yanıma getir." dedi. Aktar içeri girdi. Vezir onu karşıladı; durumunu, adını, eşkalini, evini sordu. Aktar da bu soruların hepsini cevapladıktan sonra vezir ona şöyle dedi.
- Ben de Rasûlullah (s.a.v.)'ı gördüm. Sana 400 dinar vermemi emretti. Ama seni kime soracağımı bilemiyordum. Seni tanımıyordum, nerede bulunduğunu da bilmiyordum. Şu ana kadar seni aramaları için birçok adamımı etrafa gönderdim. Kendin yanıma geldiğin için Allah sana hayır ve mükâfat versin."
Böyle dedikten sonra vezir, adamlarına hemen 1.000 dinar getirmelerini emretti ve aktara dönüp şöyle dedi: "Şu 400 dinarı, Rasûlullah (s.a.v.) emrettiği için sana veriyorum, şu 600 dinarı da hibe olarak veriyorum."
Aktar: "Olmaz, Rasûlullah (s.a.v.)'ın bana emrettiği 400 dinardan fazlasını almam, çünkü ben onun emrettiği bu 400 dinarda hayır ve bereket olacağını ümid ediyorum." dedi. Sonra Vezirden 400 dinarı aldı. Vezir de: "İşte, sadakat ve kesin inanç budur." dedi.
400 dinarı alıp gittikten sonra alacaklılarına paralarını ödemeyi teklif etti, ancak onlar: "Sana üç sene daha mühlet tanıyoruz. Bu para ile dükkanını aç ve çalışıp kazanmaya devam et." dedilerse de o mutlakajbu paranın bir kısımını onlara vermekte ısrar etti. Kendilerine 200 dinar verdi, kalan 200 dinarla da dükkânım açtı, çalışmasına devam etti. Bir sene geçmeden 1.000 dinar kazandı.»
Vezir Ali b. İsa'yla ilgili çok salihane ve ihlash haberler vardır. Bu senede doksan yaşında vefat etti. Bundan bir sene önce vefat ettiğine dair rivayetler de vardır, doğrusunu Allah bilir.

