El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ali B. Muhammed B. Ebil-Fehm

Künyesi Ebü'l-Kasım'dır. Tenuh kabilesindendir. Kadı Ebü'l-Ka-sim et-Tenuhî'nin dedesidir. Hatib Bağdadî'nin şeyhidir. Antakya'da doğdu. Bağdat'a geldi ve orada Ebu Hanife'nin mezhebine göre fıkıh öğrendi. Mutezile …

Künyesi Ebü'l-Kasım'dır. Tenuh kabilesindendir. Kadı Ebü'l-Ka-sim et-Tenuhî'nin dedesidir. Hatib Bağdadî'nin şeyhidir. Antakya'da doğdu. Bağdat'a geldi ve orada Ebu Hanife'nin mezhebine göre fıkıh öğrendi. Mutezile ekolüne göre kelamı bilirdi. İlm-i nücumu da bilir, şiir okurdu. Ahvaz'da ve diğer şehirlerde kadılık yaptı. Bağavî'den ve diğerlerinden hadis dinledi.

Zeki, kavrayışlı, hafızası sağlam bir kimseydi. Henüz onbeş yaşında iken, şair Da'bül'ün kasidesini bir gecede ezberledi ki, bu kaside 600 beyit idi. Ertesi sabah kasideyi ezbere okuyunca babası kalkıp onu kucakladı. Gözlerinin ortasından öptü ve şöyle dedi: "Ey oğulcuğum, bu uzun kasideyi bir gecede ezberlediğini sakın kimseye söyleme ki sana nazar değmesin."

İbn Hallikan'ın anlattığına göre Ali b. Muhamed, vezir Mühelle-bî'nin nedimi idi. Seyfü'd-Devle b. Hamdan'm ziyaretine gitti. Sey-fü'd-Devle ona ikram ve ihsanda bulundu. O da Seyfü'd-Devle'ye kendi güzel şiirlerinden bazılarını okudu. Okuduğu şiirlerinden biri şarapla ilgili şu şiiri idi:

"Sana gelen sanki güneşten yaratılmış ve gündüzleyin bir bardak içinde zuhur etmiştir.

Havadır ama kurudur, sudur ama akar değildir.

O kaseyi elinde dolaştıran kişi sanki güneşin zevale veya gündüze meyledişi gibi bir parlaklık saçar. Yasemin zırhına bürünmüş ve yeniden sanki nar çiçeği rengine bürünmüştür."