Me'mun'un zevcesi idi. Asıl adının Hatice olduğu, Boran'ın ise ona bir lakab olarak takıldığı söylenir. Ama sahih kavle göre asıl adı Boran'dır.
Me'mun, hicretin 206. senesinde Femüssulh şehrinde kendisiyle gerdeğe girdi. Bu sırada Boran on yaşındaydı. Babası, Boran'ın ve düğüne katılan kimselerin üzerine bir kağıt üzerine koymuş olduğu misk küreleri saçtı. Her küre üzerinde bir köyün veya bir cariyenin veya bir kölenin veya bir atın adı yazılıydı. Her kim bu kürelerden hangisini ele geçirirse o kürenin üzerinde yazılı olan şey kendisine verildi. Bunlar, düğüne katılan herkesin üzerine saçıldı. Ayrıca dinarlar ve misk şişeleri de dağıtıldı. Misk ve anber kokuları her tarafa saçıldı. Me'mun'a ve askerlerine Femüssulh'ta ikamet ettikleri müd-«et zarfında 5.000.000 dirhem sarfedildi.
Me nıun, buradan ayrılıp gideceği esnada Boran'ın babası kendire dirhem para ve ayrıca Femüssulh'u ikta' olarak verdi.
raege girdiklerinde Boran on yaşındaydı. Me'mun tahta oturdu-
mü a,°nun İÇ*11 altın bir hasır serdiler. Ayaklarının üzerine 1.000
svher tanesi döktüler. Orada bir içecek kabı vardı. Altından olan
bu kapta kırk ölçek ağırlığınca anber kokusu vardı. Me'mun: "Bu israftır." dedi. Fakat mücevher tanelerinin ışıdıklarını görünce şöyle dedi: "Allah, Ebu Nüvas'ı kahretsin. Çünkü o şarabı vasfederken şöyle demiş:
"Şarabın üzerindeki irili ufaklı kabarcıklar;
Sanki yer üzerindeki altından çakıl taneleri gibidirler."
Böyle dedikten sonra Me'mun, gelin Boranın kucağına inci konulmasını emretti ve: "Bu benim sana hediyemdir, şimdi dileğini söyle." dedi. Boran'in ninesi de gelin Boran'a: "Efendine dileğini söyle. O, konuşmanı istiyor." deyince Boran dedi ki: "Mü'minlerin emirinden, amcası İbrahim b. Mehdi'yi affetmesini istiyorum." Me'mun da amcası İbrahim'i affetti. Sonra Me'mun onunla cinsel ilişkide bulunmak isteyince Boran'ın âdet halinde olduğu görüldü.
Bu hadise ramazan ayında meydana gelmişti.Boran, hicretin 271. senesinde seksen yaşında vefat etti.

