El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Büveyh Oğulları Devletinin Ortaya Çıkışı

Bunlar üç kardeştiler: İmadü'd-Devle Ebu Ali el-Hasan, Rüknü'd-Devle Ebu Ali el-Hüseyin ve Muizzu d-Devle Ebu 1-Hüseyin Ahmed. Bunlar Ebu Şüca'm oğullarıydılar. Ebu Şüca'ın şeceresi ise şöyledir: Ebu Şüca Büveyh b. …

Bunlar üç kardeştiler: İmadü'd-Devle Ebu Ali el-Hasan, Rüknü'd-Devle Ebu Ali el-Hüseyin ve Muizzu d-Devle Ebu 1-Hüseyin Ahmed. Bunlar Ebu Şüca'm oğullarıydılar. Ebu Şüca'ın şeceresi ise şöyledir: Ebu Şüca Büveyh b. Kabahüsrev b. Temmam b. Kum b. Şirzil el-As-gar b. Şirgideh b. Şirgil b. Sisan b. Behramgur el-Melik b. Yezdücürd el-Melik b. Sabur Zilektaf el-Farisî. Emir Ebu Nasr b. Makula da kendi kitabında bunların neseplerini böyle bildirmiştir.

Bunlar, Deylem'e komşu olduklarından ötürü kendilerine Dey-lemliler de denilmiştir. Bir zamanlar Deylemlilerin arasında yaşamışlardı.

Babaları Ebu Şüca Büveyh, yoksul bir balıkçı idi. Balık avlar, oğulları da odun toplarlardı. Karısı vefat edince bu üç oğlu öksüz kaldılar, hem ölen karısı hem de öksüz kalan bu çocukları için çok üzüldü. Bir ara arkadaşı Şehriyar b. Rüstem ed-Deylemî'nin yanında oturmakta iken müneccimin biri geçiyordu. Çağırıp ona şöyle dedi: "Çok garip bir rüya gördüm. Bu rüyayı bana tabir etmeni istiyorum. Şöyle ki: Küçük abdestimi yapıyordum, penisimin ucundan büyük bir ateş çıktı. Öyle ki neredeyse göklerin ucuna kadar ulaşıyordu. Sonra bu ateş üç kola ayrıldı, her koldan da etrafa kıvılcımlar saçıldı. Öyle ki birçok kıvılcımlar meydana geldi. Bütün dünya bu ateşle aydınlandi. Memleketlerin ve kulların bu ateşe boyun eğip teslimiyet arzettik-lerini gördüm!"

Münecccim ona dedi ki: "Bu çok büyük bir rüyadır. Bunu ancak bol para karşılığında sana tabir ederim." Ebu Şüca: "Vallahi yanımda sana verecek bir şey yoktur. Sadece şu ata sahibim. Al, senin olsun " deyince Müneccim ona rüyasını şöyle tabir etti: "Bu rüya gösteriyor ki, senin sulbünden üç hükümdar çıkacaktır. Sonra bu hükümdarlardan her birinin sülalesinden de çok sayıda hükümdarlar ortaya çıkacaktır." Böyle tabir edince Ebu Şüca müneccime: "Yazıklar olsun sana! Sen benimle alay mı ediyorsun?!" diyerek çıkıştı ve oğullarına ona tokatlamalarını emretti. Sonra da ona on dirhem verdi. Müneccim de onlara: "Bunu, siz hükümdar iken yanınıza geleceğim zaman hatırlayın." dedi ve onları bırakıp gitti. Bu da tuhaf bir durumdu.

Bu üç kardeş Taberistan'da Makan b. Kani adındaki bir hükümdarın yanında idiler. Merdavic, bu kişiye musallat oldu ve hükümdarın gücü zayıfladı. Bunlar hükümdarın yanından ayrılıp gitmek ve onu kendi akibeti ile başbaşa bırakmak hususunda aralarında müşavere yaptılar. Neticede yanından bir grup ümera ile birlikte çıkıp gittiler, Merdavic'in maiyetine girdiler.

Merdavic, onlara ikramda bulundu ve onları çeşitli illere vali olarak tayin etti. İmadü'd-Devle Ali Büveyh'e Kerh naibliğini verdi. O da orada güzel bir yönetimde bulundu. İnsanlar etrafında toplandılar, onu sevdiler. Kerh valisi onunla savaştı, İmadü'd-Devle onu görülmemiş bir şekilde hezimete uğrattı ve İsfahan'ı istila etti. Beraberinde sadece 700 süvari vardı. İsfahan'da 10.000 süvariyi mağlup etti. Halkın gözünde büyüdü.

Merdavic, bunu duyunca ondan korkup tedirgin olmaya başladı. Üzerine bir askeri birlik şevketti. Onu İsfahan'dan çıkardılar. Bunun üzerine İmadü'd-Devle, Azerbaycan üzerine yürüdü ve orayı valisinin elinden aldı. Cidden çok miktarda mal ve para elde etti. Sonra birçok şehirleri ele geçirdi. Meşhur oldu, namı her tarafa yayıldı. Güzel bir idare ile memleketi idare etti, insanlar sevgi ve tazim ile ona yöneldiler. Etrafında cidden çok büyük sayıda asker toplandı. Dünya makamlarını katederek yükselmeye devam etti. Nihayet kardeşleriyle birlikte Bağdat'ı Abbasi halifelerinin elinden aldılar ve orada hüküm sahibi oldular. Yöneticilerin atama ve azil işlerini ellerine aldılar. Vergiler onlara Ödendi, her hususta onların hakemliğine başvuruldu. Nitekim bu hususu ileride detaylı olarak anlatacağız. Yardımına başvurulacak olan zat yüce Allah'tır.

Hicretin Üçyüzyirmibirinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler