"Kûtü'l-Kulüb" adlı kitabın sahibidir. Asıl adı Muhammed b. Ali b. Atiye Ebu Talib el-Mekkî'dir. İnsanlara dinin hükümlerini hatırlatan bir vaizdi. Zahid, kendini ibadete veren, salih bir adamdı. Çok kimselerden hadis dinleyip rivayet etti. Atabekî dedi ki: "Ebu Talib, salih bir kimse olup kendini ibadete vermişti. Kûtü'l-Kulüb adını verdiği bir kitap tasnif etti. Bu kitabında aslı olmayan hadisler nakletti. Bağdat Camii'nde insanlara vaaz verirdi."
İbnü'l-Cevzî'nin anlattığına göre; Ebu Talib aslen Cebellidir, ama Mekke'de yetişmiş, sonra babası Ebü'l-Hasan b. Salim vefat edince
Basra'ya gelmiş, daha sonra da Bağdat'a gitmiştir. İnsanlar etrafında toplanmışlar, kendisinin vaaz vermesi için bir meclis düzenlemişlerdi. Bir konuşmasında hata yapmış ve insanların kendisini terketme-lerine neden olmuştu. Konuşmasında şöyle demişti: "Mahluklara yaratıcıdan daha zararlı biri yoktur." Böyle demesi üzerine insanlar onu terketmiş, bid'atçı olduğunu söylemişlerdi. Kendisi de artık halka vaaz vermekten vazgeçmişti.
Ebu Talib, semai mubah sayardı. Bundan ötürü Abdüssamed b. Ali onun aleyhinde bulunmuş, yanma gitmiş, bu görüşünden ötürü onu kınamış ama Ebu Talib ona şu şiiri okumuştu:
"Ey gece; sende yorucu şeyler ne kadar çoktur.
Ey sabah, keşke yaklaşmasan."
Abdüssamed öfkelenerek yanından çıkıp gitmişti.
Ebü'l-Kasım b. Serat dedi ki: "Ölmek üzere iken şeyhimiz Ebu Talib el-Mekkî'nin yanma gittim. Kendisine şöyle dedim:
- Bana vasiyette bulun.
- Eğer son nefesimde durumum hayırla neticelenirse cenazemin üzerine badem ve şeker saç.
- Durumunun hayırla neticelendiğini nasıl anlayacağım?
- Yanımda oturursun, seninle el ele tutuşuruz, eğer elim elinde iken ruhumu teslim edersem, bilesin ki durumum hayırla neticelenmiştir.
Bu dediğini yaptım. Vefat anı yaklaşınca elimi şiddetle sıktı ve öylece ruhunu teslim etti. Cenazesi kaldırıldığında naaşmm üzerine badem ve şeker saçtım."
İbnul-Cevzî dedi ki: "Ebu Talib, bu senenin cemaziyelahir ayında vefat etti, mezarı Rusafe Camii'nin avlusundadır."

