El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hatip B. Nebate El-Hazza

Kudaa kabilesinin batnmdan gelmektedir. Bir rivayette anlatıldığına göre Seyfü'd-Devle b. Hamdan'ın zamanında Halep hatipliğini, İyad el-Farikî yapmıştır. Bu nedenle hutbe divanmdaki hutbelerinin çoğu cihdla ilgilidir. …

Kudaa kabilesinin batnmdan gelmektedir. Bir rivayette anlatıldığına göre Seyfü'd-Devle b. Hamdan'ın zamanında Halep hatipliğini, İyad el-Farikî yapmıştır. Bu nedenle hutbe divanmdaki hutbelerinin çoğu cihdla ilgilidir. Daha önce onun bu divanı gibi başka bir divan yazılmış olmadığı gibi inşaallah daha sorıra da onun bu eserine benzer bir eser yazılamayacaktır. Meğer ki Allah yazılmasını dilemiş olsun. Çünkü Hatip b. Nebate fesahatli, belağatli, dindar ve takvalı bir kimseydi. Şeyh Tacüddin el-Kindî'nin rivayetine göre Hatip b. Nebate bir cuma günü riya hutbesini irad etmiş, sonra cumartesi gecesi Ra-sûlullah (s.a.v.)'ı mezarlıkta ashabından bir grupla birlikte görmüştü. Rasûîullah (s.a.v.) kendisine taraf gelmiş ve: "Hatipler hatibine merhaba" demiş. Sonra da oradaki mezarları işaret ederek İbn Nebate'ye şöyle demişti: "Sanki bunlar göz aydınlığı olmadılar ve hiç yaşamadılar. Kendilerini yaratan Allah öldürdü. Kendilerini konuşturan Allah susturdu. Ama onları daha önce yarattığı gibi yeniden yaratacaktır. Dağıttığı gibi yeniden toparlayacaktır." Rasûîullah (s.a.v.)'m bu sözünü İbn Nebate tamamlamış, nihayet şu ayet-i kerimeye gelmişti:

"Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık (İbn Nebate bu cümleyi okurken sahabeleri göstermişti) Peygamber de size şahit ve örnektir. (Böyle derken de Rasûlullah (s.a.v.)'ı göstermişti)." (el-Bakara, 143.) Bu ayeti okumasından sonra Rasûlullah (s.a.v.), İbn Nebate'ye: "Güzel söyledin, güzel söyledin, yaklaş bakalım, yaklaş bakalım." demiş; yüzünü öpmüş, ağzına tükürmüş ve: "Allah seni muvaffak kılsın." demişti. İbn Nebate de büyük bir sevinçle uykudan uyanmıştı. Yüzünde nur ve heybet vardı. Bu rüyayı gördükten sonra ancak onyedi gün yaşamıştı. Bu süre zarfında hiçbir şey yememişti. Ölünceye kadar kendisinden misk kokusu gibi güzel bir koku saçılıyordu. Allah rahmet etsin.

rfîbn Ezrak el-Farikî dedi ki: "İbn Nebate, hicretin 335. senesinde doğdu. Hicretin 374. senesinde vefat etti."