El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin İkiyüzellialtıncı Senesi

Bu senenin muharrem ayının 12'sinde pazartesi günü sabahleyin Büyük Boğa'nın oğlu Musa, Samarra'ya geldi. Muazzam bir ordu ile şehre girdi. Ordusunu merkez, sağ ve sol cenah şeklinde tabiye etmişti. Bunlar, Mühtedi'nin …

Bu senenin muharrem ayının 12'sinde pazartesi günü sabahleyin Büyük Boğa'nın oğlu Musa, Samarra'ya geldi. Muazzam bir ordu ile şehre girdi. Ordusunu merkez, sağ ve sol cenah şeklinde tabiye etmişti. Bunlar, Mühtedi'nin haksızlıkları giderip hak sahiplerine haklarını vermek için kurduğu meclisin bulunduğu hilafet sarayına geldiler, halifenin huzuruna girmek için izin istediler. İznin gelmesi bir saat kadar gecikti. Bunlar da halife Mühtedi'nin kendilerine bir tuzak kurmak ve Salih b. Vasıf ı üzerlerine musallat kılmak amacıyla kendilerini Samarra'ya çağırdığını sandılar. Hücum ederek içeri girdiler ve yabancı dille (Türkçe) hitap etmeye başladılar. Sonra daha da ileri giderek halife Mühtedi'yi alıp horlayarak başka bir saraya götürdüler, mallarını yağmaladılar. Bu esnada Mühtedi, Büyük Boğa'nın oğlu Musa'ya: "Neyin var? Yazıklar olsun sana! Ben seninle güçlenip Salih b. Vasıla karşı koruyabilmek için buraya gelmem istemiştim." dedi. Musa da ona: "Sana bir zarar gelmeyecek. Yalnız bu tutumunun aksine kötü bir niyetin olmadığım yemin ederek bana söyle." dedi. Halife Mühtedi de ona yemin etti. Herkes rahatladı. İkinci kez şifahi olarak ona bey'atlarım sundular. Salih'le işbirliği yaparak kendilerine bir kötülük yapmayacağına dair ondan kesin söz aldılar ve böylece anlaştılar.

Sonra Mutez'in durumunu ve Salih b. Vasıf in öldürdüğü kâtip-r e diğer adamların durumlarını görüşmek, bu konuda tartışmak ^acıyla gelmesi için Salih b. Vasıf a haber gönderdiler. O da yanlarina geleceğine dair söz verdi. Sonra adamlarından bir grup emir ile toplantı yaptı. Halife Mühtedi'ye ve Musa'ya karşı asker toplama hazırlığına başladı ve o gece gizlendi. O anda nereye gittiği bilinemedi. Memleketin her tarafında münadiler ona seslendiler. Onu gizleyenleri tehdit ettiler. Ama o, ileride de anlatacağımız gibi safer ayının sonuna kadar gizlenmeye devam etti.

Bu senede Süleyman b. Abdullah b. Tahir, Bağdat naibliğine iade edildi. Vezir Abdullah b. Muhammed b. Yezdad, Hasan b. Muhalled'e teslim edildi. Salih b. Vasıf onu bu iki adamla birlikte öldürmek istemişti. O, vezirliğe dönünceye kadar zindanda kaldı.

Büyük Boğa'nın oğlu Musa'ya ve adamlarına, Salih b. Vasıfın nerede bulunduğu hususundaki haberin gelmesi gecikince birbirlerine: "Şu adamı (yani halifeyi) hal' edelim." dediler. Ama aralarından bazıları: "Siz oruç tutan, namaz kılan, içki içmeyen, fuhuş işlemeyen bir adamı mı öldüreceksiniz?! Vallahi bu diğer halifeler gibi değildir. Buna yapacağınız kötülük hususunda halk size uymayacaktır." dediler. Aralarında bu tür konuşmalar geçtiğini duyan halife Mühtedi halkın huzuruna çıktı. Kılıcını kuşanmıştı, tahta oturdu. Büyük Boğa'nın oğlu Musa'yı ve adamlarım huzuruna çağırtıp onlara şöyle dedi:

«Bana karşı suikast yapmak hususunda ittifak ettiğinizi duydum. Allah'a yemin ederim ki karşınıza, ölülere sürülen hanut kokusunu sürünerek, ölüme hazırlanarak çıkıp geldim. Oğluma iyi bakmasını kardeşime vasiyet ettim. İşte kılıcım! Vallahi kabzasını elimle tuttuğum sürece karşıma çıkanı vuracağım. Yemin ederim ki vücudumdan bir tüy koparılacak olursa onun karşılığında sizden biri ölecektir! Ya da çoğunuz öldürülecektir.

Dininiz yok mu sizin? Utanmıyor musunuz? Hayatınız da mı yok? Halifelere karşı bu hücum, Aziz ve Celil olan Allah'a karşı bu cür'et daha ne zamana kadar devam edecek? Basiretiniz yok mu sizin? Doğru dürüst bir şekilde hükmünü yürütmek isteyen ve size güzel bir gidişat sergileyen bir kimse ile batmanlarca şarap içip, aranızda sarhoş olan kimse sizin nazarınızda aynıdır ve siz içkicilere karşı tavır koymuyorsunuz. Böyleleri sizden ve zayıflardan mallarınızı alıyorlar. İşte evim! Gidin bakın. Benim kardeşlerimin ve benimle akrabalığı olan kimselerin evinde hilafet aletlerinden, sergilerinden, halılarından herhangi bir şey görebilecek misiniz acaba?! Bizim evlerimizde, halktan herhangi birinin evinde bulunabilecek şeylerden başka bir şey bulamazsınız. Siz benim Salih b. Vasıftan haberim olduğunu iddia ediyorsunuz. O da sizlerden biri idi. Gidin araştırın, öğrenin, hakkından gelin. Bana gelince ben onun hakkında bilgi sahibi değilim. Nerede olduğunu bilmiyorum.» Asiler: "Öyleyse bu hususta bize yemin et." deyince halife Mühtedi onlara şu karşılığı verdi: "Tamam, size yemin edeceğim. Ama Haşi-jîiilerin, kadıların, adalet sahibi kimselerin, rütbelilerin huzurunda vann cuma namazı kılınırken size yemin edeceğim."

Asiler onun bu konuşmasına biraz memnun olup yumuşar gibi oldular. Bu senenin safer ayının bitimine sekiz gün kala pazar günü Salih b. Vasıfı yakalayıp öldürdüler ve kesik başını Mühtedi Billah'a getirdiler. O da akşam namazını henüz kılmıştı. Sadece, "Onu defnedin." demekle yetindi. Sonra teşbihine ve zikrine devam etti.

Pazartesi sabahı Salih b. Vasıfın kesik başı bir mızrağa geçirildi ve şehrin her tarafında dolaştırılarak yüksek sesle: "Bu, efendisini öldürenin cezasıdır." denildi. İşler gittikçe bozuldu, fitne büyüdü. Nihayet halife Mühtedi hal' edilip öldürüldü. Allah ona rahmet etsin.