Geçmesi
Bu senenin başında halifelik Ebu Abdullah Muhammed el-Mutez b. Cafer el-Mütevekkil b. Muhammed el-Mutasım b. Harun er-Re-şid'in eline geçti. Mutez'in asıl adının Ahmed olduğu söylenir. Zübeyr olduğuna dair bir rivayet de vardır.
Müstain kendini hilafetten hal' edip Mutez'in hilafetine bey'at edince, bu senenin muharrem ayının 4'ünde cuma günü hatipler Bağdat camilerinde minberler üzerinde halkı Mutez Billah'ın halifeliğine bey'ata davet ettiler. Müstain de Rusafe'den kalkıp aile efradı ve cari-yeleriyle birlikte Hasan b. Sehl'in köşküne taşındı. Bu esnada Said b. Reca, maiyetindeki bir grup insanla yanma giderek Müstain'den peygamber hırkasını ve kırbacı alıp Mutez'e gönderdi. Sonra Mutez, Müstain'e haber göndererek yanında bulunan kıymetli mücevherden imal edilmiş iki yüzüğü istedi. Bu yüzüklerden birine "Burç" diğerine de "Cebel" deniliyordu. Müstain bunları Mutez'e gönderdi. Sonra Müstain, Mekke'ye gitmek istedi, ama buna imkân bulamadı. Basra'ya gitmek istedi. Kendisine: "Basra mıntıkası vebalıdır." denildi. O da, "Halifeliği bırakmak daha şiddetli bir vebadır." diye cevap verdi. Sonra Vasıt'a gitmesine izin verildi. 400 kadar muhafız refakatinde Vasıt'a gitti.
Halife Mutez, Ahmed b. Ebi İsrail'i vezirliğe tayin etti. Ona kaftan giydirdi, başına da taç koydu.
Bağdat'ta düzen sağlanıp halife Mutez'e tamamen bey'at edilip halk itaat altına alınınca her taraftan oraya azık gelmeye başladı. Halkın erzak ve yiyeceği bollaştı. Ebu Ahmed de muharrem ayının 12'sinde cumartesi günü oradan ayrılıp Samarra'ya gitti. Yola çıkarken Muhammed b. Abdullah b. Tahir, büyük komutan ve emirlerle onu uğurladı. Ebu Ahmed de ona beş hu"at ve bir kılıç armağan edip Bağdat'a geri gönderdi.
İbn Cerir, şairlerin Mutez için yazdıkları övgüleri ve hal' edilmesinden sonra Müstain'e yazdıkları hicviyeleri nakletmiştir. Meselâ Muhammed b. Mervan b. Ebi'l-Cenub b. Mervan, şairlerin âdeti olduğu üzere şu şiirinde Mutez'i övmüş, Müstain'i de yermişti:
"Yönetim Mutez'in eline geçti, Müstain de eski haline döndü.
O da hakimiyetin kendisine ait olmadığını ve kendi kendini aldattığını biliyordu.
Mülkün sahibi olan Allah ona hükümdarlığı verdi, sonra da elinden aldı.
Ey Müstain! Allah sana bir mülk verdi, ama bu mülkü yine senin elinden aldı.
Halifelik Müstain'e uygun değildi.
O evli olup da bir başka kadınla müt'a nikâhlı yapan birine benziyordu.
İnsanlar nazarında ona yapılan bey'at ne çirkin bir bey'attı.
Onun hal' edildiğini söyleyen insanların sözü en güzel sözdü.
Keşke gemiler onun gövdesini taşırlarken denize atsalardı onu.
Onu denize atan kaptana canım feda olsun.
Senden önce nice hükümdarlar insanları yönettiler.
Onlar ne kadar eğri yola gittilerse de senin kadar gitmediler.
Senin yüzünden insanlar sıkıntıya düştüler, ama senden sonra genişliğe kavuştular.
Cenâb-ı Allah, darlıktan sonra genişlik yaratır.
Şenden sonra üzerimizdeki kötülükleri gideren hükümdarın,
Üzerindeki kötülükleri Allah gidersin ve onu korusun."
Halife Mutez, Samarra'dan Bağdat valisi Muhammed b. Abdullah b. Tahir'e bir mektup göndererek Vasıf ile Boğa'nın ve onların maiyetinde yer alan kimselerin adlarının divandan düşürülmesini emretti ve bu ikisini öldürmeye karar verdi. Sonra onlar gelip Mutez'in gönlünü aldılar. O da onları affetti ve onlardan hoşnud oldu.
Bu senenin receb ayında Mutez, Müeyyed lakabıyla tanınan kardeşi İbrahim'i.veliahdlıktan hal' edip kendisine kırk kırbaç vurdurduktan sonra hapse attı. Kardeşi Ebu Ahmed'i de hapse attı. Cuma günü olunca da Müeyyed'i hal' ettiğini hutbede insanlara duyurdu, na, kendini veliahtlıktan hal' ettiğine dair bir yazı yazmasını'emret-• Müeyyed bundan onbeş gün sonra da vefat etmişti. Bir rivayette atıldığına göre Müeyyed bir samur kürküne konularak kürkün iki tarafı bağlanmış ve Müeyyed sıkıntıdan Ölmüştü.
- Başka bir rivayette anlatıldığına göre Müeyyed başına vurulan kar topaklarından Ötürü donup ölmüştü. Zindandan çıkarılarak kendisine böyle bir işkence türü tatbik edilmişti. Üzerinde kar topaklarının darbe izi görülmemiş, kadılar ve ayan tabakasından bazı kimseler getirilerek vücudunda darbe izi bulunmadığına şahit tutulmuş, sebepsiz ve darbesiz öldüğüne dair imzaları alınmış, sonra kefenine sarılıp bir merkebe bindirilerek annesine gönderilmiş, annesi de onu defnetmişti.

