El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin İkiyüzellinci Senesi

Bu senede Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer b. Yahya b. Hüseyin b. Zeyd b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib isyan etti. Ebü'l-Hüseyin Yahya'nın annesi, Ümmü Hüseyin Fatıma binti Hüseyin b. Abdullah b, İsmail b. Abdullah b. …

Bu senede Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer b. Yahya b. Hüseyin b. Zeyd b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib isyan etti. Ebü'l-Hüseyin Yahya'nın annesi, Ümmü Hüseyin Fatıma binti Hüseyin b. Abdullah b, İsmail b. Abdullah b. Cafer b. Ebi Talib idi. Bu isyan hareketinin nedeni şuydu:

Ebü'l-Hüseyin Yahya, şiddetli bir yoksulluğa maruz kalmıştı, Fakr-u zaruret içindeydi. Sanıarra'ya giderek Vasıftan kendisine erzak vermesini istedi. Ne var ki Vasıf ona çok ağır sözler söyledi. O da Küfe'ye döndü.

Burada bedevilerden bir grup etrafına toplandı, Kûfelilerden de bir grup insan gelip onun yanında yer aldı. Feluce'ye gidip konakladı. Etrafındaki insanların sayısı orada daha da çoğaldı.

Bunun üzerine Irak valisi Muhammed b. Abdullah b. Tahir, Kûfe'deki naibi Ebu Eyyüb b. Hasan b. Musa b. Cafer b. Süleyman'a mektup yazarak Ebü'l-Hüseyin Yahya ile savaşmasını emretti. Fakat bundan önce Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer, adamlarından bir grupla birlikte Küfe'ye girdi. Beytülmalı teslim aldı. Fakat orada 2.000 dinar ve 70.000 dirhemden başka para bulamadı. Bu paralan aldı. Küfe'de durumu gittikçe kuvvetlendi. Oradaki iki zindanı açıp mahkumları serbest bıraktı. Halifenin naiblerini de Kûfe'den kovdu. Mallarını ellerinden aldı.

Ebü'l-Hüseyin Yahya'nın durumu, Kûfe'de cidden güçlendi. Etrafında Zeydilerden ve diğerlerinden bir grup teşekkül etti. Sonra şehirden çıkıp Küfe sevadına gitti. Daha sonra tekrar Küfe'ye döndü. Vechülfüls lakabıyla bilinen Abdurrahman b. Hattab onunla karşılaştı. Şiddetli bir şekilde savaşa tutuştu. Neticede Vechülfüls hezimete uğradı. Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer, Kûfe'ye girdi ve halkı, âl-i Mu-hammed'den Rızaya bey'at etmeye çağırdı. Durumu cidden kuvvetlendi. Kûfelilerden çok sayıda insan gelip etrafında toplandı. Ayrıca Bağdat halkından ve diğerlerinden olan Şiîler de onu lider kabul ettiler. Ehl-i Beyt'ten olup ortaya çıkan ve daha önce isyan edenlerden daha fazla sevdiler onu.

O da silah, savaş aleti ve savaşçı toplamaya başladı. Küfe naibi şehirden kaçıp gitti. Fakat dışarıda bir yerde bekledi. Bu esnada halife tarafından, Muhammed b. Abdullah b. Tahir komutasında büyük bir askeri birlik takviye olarak geldi. Bunlar dinlendiler, atlarını topladılar.

Receb ayının 12. gününde, bazı görüşü kıt kimseler, Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer'e, askerleriyle birlikte çıkıp Hüseyin b. İsmail'le savaşmasını ve askerlerini bozguna uğratmasını tavsiye ettiler. O da kalabalık bir askeri birliğin başında yola koyuldu. Ordusunda çok sayıda süvari ve piyade vardı. Kûfelilerden bazı silahsız kimseleri de ordusuna katmıştı. Yahya b. Ömer, Hüseyin b. İsmail'in üzerine gitti. İki taraf gecenin sonunda, zifiri karanlıkta şiddetli bir şekilde savaşa tutuştular. Şafak doğduğu sırada Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer'in adamları bozguna uğramışlardı. Atı kendisini sırtından yere attı, sonra sırtına birkaç çifte yurdu. Yere düştü. Yakalayıp başını keserek emire gönderdiler. Emir İbn Tahir de ertesi sabah onun kesik başını Abdurrahman b. Hattab'm kardeşi Ömer b. Hattab ile halifeye gönderdi. Kesik başı gündüzün bir saatinde Samarra'da bir yere dikildi. Sonra Bağdat'a gönderildi. Orada da köprü yanında bir direğe geçirildi. Ama kalabalık çok olduğundan ötürü kesik başı ortalarda bırakıl-mayıp sütunun üzerinden alınıp silah ambarına konuldu.

Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer'in kesik başı Muhammed b. Abdullah b. Tahir'in yanma götürüldüğünde halk fetih ve zaferinden ötürü onu tebrike gitmeye başladı. O esnada Ebu Haşim Davud b. Heysem el-Caferî de Muhammed b. Abdullah b. Tahir'e gidip şöyle dedi:

- Ey Emir! Sen öyle bir adamın Öldürülmesi nedeniyle tebrik ediliyorsun ki, şayet Rasûlullah (s.a.v.) hayatta olsaydı, bu adamın öldürülmesi nedeniyle insanlar ona başsağlığı dileyeceklerdi!

Muhammed b. Abdullah b. Tahir, bu sözleri karşısında Ebu Haşim Davud'a.cevap vermedi. Sonra Ebu Haşim Davud el-Caferî, şu şiiri okuyarak huzurdan çıkıp gitti:

"Ey Beni Tahir, Ebü'l-Hüseyin Yahya'nın cesedinin etini yeyin ama onun eti hastalıklıdır.

Peygamber (s.a.v.)'in evladının eti, afiyetle yenilecek bir et değildir.

Öyle bir intikam ki talibi Allah ola;

O intikam mutlaka tam bir şekilde alınacaktır, alınması da layıktır."

Hanfe, Küfe naibi Hüseyin b. İsmail'e bir komutanını gönderdi. Ebü'l-Hüseyin Yahya b. Ömer öldürüldükten sonra bunlar Kûfe'ye girdiler. Komutan, Kûfelilerin boyunlarını kılıçla vurmak istedi, ama useyın b. İsmail ona engel oldu. Siyah, beyaz, herkes ölümden kur-

tulup güvene kavuştu ve Cenâb-ı Allah bu fitne ateşini söndürdü.

Bu senenin ramazan ayında Hasan b. Zeyd b. Muhammed b. İsmail b. Hüseyin b. Zeyd b. Hasan b. Ali b. Ebi Talib, Taberistan taraflarında isyan etti.

İsyan sebebi şuydu: Yahya b. Ömer öldürülünce Halife Müstain, Taberistan'm bir mıntıkasını Muhammed b. Abdullah b. Tahir'e ikta' olarak vermişti. Muhammed b. Abdullah b. Tahir de Cabir b. Harun adındaki Hristiyan bir katibini o ikta' arazileri kendisi adına teslim almak üzere Taberistan'a göndermişti. Cabir b. Harun Taberistan'a varınca, halk buna cidden üzüldü ve Hasan b. Zeyd'e haber salarak duruma el koymak üzere gelmesini istediler. Hasan b. Zeyd, Taberistan'a gelince kendisine bey'at ettiler. Etrafında Deylemlilerden bir cemaat ve o mıntıkaların komutanlarından bir grup toplandı. Daha sonra Hasan b. Zeyd, maiyetini ardına katarak Taberistan'ın Amil şehrine gitti, orayı zorla ele geçirdi. Haracını topladı. Durumu cidden kuvvetlendi.

Bir zaman sonra oradan çıkarak bölgenin emiri Süleyman b. Abdullah'la savaşmaya gitti. İkisi karşı karşıya geldiler. Aralarında birçok çarpışma cereyan etti. Neticede Süleyman, misli görülmemiş bir şekilde bozguna uğradı. Ailesini ve malını terkedip gitti. Cürcan'a dönmedi. Hasan b. Zeyd, Sariye şehrine girdi. Oradaki malları ve eşyaları ganimet edindi. Süleyman'ın çoluk çocuğunu ve aile efradını da bineklere bindirerek izzet ve ikram ile yola koydu. Böylece Hasan b. Zeyd, Taberistan'ın tümüne hakim oldu. Sonra Rey'e asker gönderdi. Orayı da ele geçirdi. Oradaki Tahirileri şehirden kovdu. Sonra Heme-dan askerine de haber saldı. Halife Müstain bu durumdan haberdar olunca -ki o zaman onun hilafet işlerini Vasıf et-Türkî yürütüyordu-çok kederlenip üzüldü. Hasan b. Zeyd ile savaşmak üzere ordu hazırlanması için çalışmaları başlattı.

Bu senenin arefe gününde Rey şehrinde Ahmed b. İsa b. Hüseyin es-Sağir b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib ve İdris b. Musa b. Abdullah b. Musa b. Hasan b. Hasan b. Ali b. Ebi Talib isyan ettiler. Bayram gününde Ahmed b. İsa insanlara bayram namazını kıldırdı ve halkı âl-i Muhammed'den Rıza'ya bey'ata davet etti. Muhammed b. Ali b. Tahir onunla savaştı. Ahmed b. İsa onu mağlub etti ve durumu cidden kuvvetlendi.

Bu senede Humuslular, valileri Fadl b. Karin'e karşı hücuma geçtiler ve receb ayında onu öldürdüler. Halife Müstain de Humuslular üzerine Büyük Boğa'nın oğlu Musa'yı şevketti. Musa, Resten mıntıkasında onlarla savaştı. Humuslulan bozguna uğrattı ve halkın bir kısmını öldürdü. Birçok yerleri yaktı. Önde gelenleri esir aldı.

Bu senede Fars diyarında Şakiriler ve askerler ayaklandılar. Abi, b. İshak b. İbrahim'e karşı hücuma geçtiler. Abdullah, onlardan kaçıp gitti. Kendisi kaçınca evi yağmalandı. Ayaklananlar, Muhammed b. Hasan b. Karin'i de öldürdüler.

Bu senede Halife Müstain, Cafer b. Abdülvahid'e gazablanarak onu Basra'ya sürgün etti.

Bu senede hilafet merkezindeki Emevilerden bir kısmının rütbeleri düştü.

Bu senede Mekke emiri Cafer b. Fadl insanlara haccettirdi.

Bu senede Ebu Tahir Ahmed b. Amr b. Şerh, meşhur kurralardan Bezzî, Haris b. Miskin, Ebu Hatim es-Sicistanî, İyad b. Yakub er-Re-vacî, "Kelam" adlı eserin ve diğer bazı eserlerin sahibi Amr b. Bahr el-Cahiz, Kesir b. Ubeyd el-Humusî ve Nasr b. Ali el-Cehdemî gibi meşhur şahsiyetler vefat ettiler.