El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin İkiyüzseksendördüncü Senesi

Bu senenin muharrem ayında Rafı b. Herseme'nin kesik başı Bağdat'a getirildi. Halife, bu kesik başın Bağdat'ın doğu yakasında Öğleye kadar, batı yakasında da geceye kadar bir sütuna dikilmesini emretti. Bu senenin …

Bu senenin muharrem ayında Rafı b. Herseme'nin kesik başı Bağdat'a getirildi. Halife, bu kesik başın Bağdat'ın doğu yakasında Öğleye kadar, batı yakasında da geceye kadar bir sütuna dikilmesini emretti.

Bu senenin rebiyülevvel ayında halife, Muhammed b. Yusuf b. Yakub'a kaftan giydirdi ve İbn Ebi'şŞevaribm ölümünden beş ay ve birkaç gün sonra onun yerine kadı olarak tayin etti. Bu beş aylık süre zarfında Ebu Cafer el-Mansur şehrinin kadılığı boş kalmıştı.

Bu senenin rebiyülahır ayında Mısır'da şiddetli bir karanlık oldu, ufukta da bir kızarıklık görüldü. Öyle ki, kişi, arkadaşının yüzüne bakıyor, yüzünün aşırı derecede kırmızı renge büründüğünü görüyordu. Duvarlar da aynı şekilde kırmızı renge bürünmüşlerdi. O gün ikindiden geceye kadar o halde beklediler. Sonra çöle çıkarak Allah'a yalvarıp yakarmaya başladılar. Nihayet Cenâb-ı Allah bu karanlığı ve kızarıklığı üzerlerinden giderdi.

Bu senede halife Mutedid, Ebu Süfyan oğlu Muaviye'nin minberlerde lanetlenmesine karar verdi. Veziri Abdullah b. Vehb onu bundan sakındırdı ve şöyle dedi: "Halk ona rahmet dilerken ve sokaklarında, pazarlarında camilerinde ondan memnuniyetlerim dile getirirken böyle yapacak olursan kalben bunu protesto ederler."

Mutedid onun bu uyarısına iltifat etmedi ve bu emri verdi. Fermanın altını imzalayıp Muaviye'yi lanetlemeleri için hatiplere gönderdi. Bu fermanında Muaviye'nin ve oğlu Yezid'in kötülüklerini anlattı. Emevilerden bir grubu da yerdi. Bu hususta bazı uydurma hadisler nakletti. Bu fermanı Bağdat'ın iki tarafında da okundu. Halk, Muaviye'ye rahmet okumaktan ve ondan memnuniyetlerini dile getirmekten menedildi.

Fakat vezir Abdullah b. Vehb, Mutedid'i bu yaptığından sakındır-maya yine devam etti ve söz arasında ona şöyle dedi: "Ey mü'minlerin emiri, senin bu yaptığını önceki halifelerden hiçbiri yapmamıştır." Vezir, halkı Talibilere rağbet ettirenlerdendi. Onlar için davetin kabul edilmesini isteyenlerdendi. Halife Mutedid, tahtına zarar gelmesinden korktuğu için kızarak da olsa bu işten vazgeçti. Cenâb-ı Allah, bu vezirin Hz. Ali'yi kafir sayan Nasibîlerden biri olmasını mukadder kılmıştı. Bu da Mutedid'in hatalarından biri olmuştu.

Halkın, kıssacıların, müneccimlerin, cedelcilerin etrafında toplanmamalarına dair bir emir yayınladı ve bu hususta halka duyuru yapıldı. Nevruz kutlamalarına dair hazırlıklara girişmemeleri emredildi. Ama daha sonra bu kutlamalar serbest bırakıldı. Halk, gelip geçenlerin üzerine su dökmeye başladı. Bu işi daha da ilerletip aşırıbklar yeltendiler. Öyle ki, askerlerin ve muhafızların bile üzerlerine su dökmeye başladılar. Bu da Mutedid'in hatalarından biri olmuştu.

İbn Cevzî dedi ki: Bu senede müneccimler kış mevsiminde yağacak olan çok miktardaki yağmurlardan, akacak sellerden ve nehirlerin kabarmasından ötürü ülkenin birçok yerlerinin sular altında kalacağını söyleyerek halkı korkuttular. Halk da bundan korktuğu için dağ başlarında kendilerine birer mağara edindiler. Ama Cenâb-ı Allah müneccimleri yalancı çıkardı ve bu sene çok az yağmur yağdı. Bu sene kadar az yağmur yağmış başka bir sene yoktu. Su kaynaklarındaki sular dibe çekildi, kurumaya yüz tuttu. Her tarafta insanlar kıtlığa maruz kaldılar. Öyle ki, Bağdat'ta ve diğer beldelerdeki insanlar defalarca yağmur duasına çıktılar.

Bu senede hilafet sarayında yalınkılıç bir adam geceleyin ortaya çıktı. Onu yakalamak istediklerinde kaçarak sarayın bazı yerlerine, ekinlerin, ağaçların ve burgaçların arasına sapıp gitti. Yakalanamadığı için durumu anlaşılamadı. Mutedid bundan çok rahatsız oldu ve hilafet sarayının surlarının yenilenmesini, surlara bekçiler konulmasını istedi. Muhafızların her tarafta dikkatli olmalarını emretti. Ama bunun bir yararı olmadı. Sonra büyücüleri, büyü ilmiyle uğraşanları, astrologları huzuruna çağırdı. Kaçan adamın yerini tesbit etmelerim istedi. Bunlar her ne kadar uğraştılarsa da bir yarar sağlayamadılar. Adamı bulamadılar.

Fakat aradan bir süre geçtikten sonra onu ele geçirdiler. Bu kişinin, Mutedid'in gözdelerinden bir cariyeye aşık olan buruk testisli bir hizmetçi olduğunu gördüler. Gözde cariye o kadar güzeldi ki, ona ulaşılamazdı. Uzaktan dahi ona bakılamazdı. Meğer, çeşitli renklerden takma sakallar yapan bu hizmetçi, her gece bir sakal takıp ürkütücü giysiler giyinerek korku verici bir şekilde ortaya çıkıyor, cariyeleri paniğe uğratıyormuş. Hizmetçiler de korktukları için hep birlikte onun üzerine saldırmışlar, yakalanmak üzere iken daracık burgaçlardan birine sapıp kaçmıştı. Herkes eline, yenine veya bu iş için hazırladığı yerlerde sakladığı şeyleri alıp üzerine atıyordu. Böylece onun, bu işi ortaya çıkarmak için görevlendirilen hizmetçilerden biri olduğu anlaşıldı. Arkadaşlarına, şuna buna: "Ne haber?" diye soruyor, elinde kılıcı ile güya o kaçağı yakalamak ister gibi yapıyor ve paniğe kapıl-mışçasına davranıyordu. Gözdeler bir araya gelip toplandıklarında maşukasına bakıyor, ona kaş göz işareti yapıyor; maşukası da ona **arŞi işaretler veriyordu. Bu durumu halife Muktedir'in zamanına Kadar devam ettirdi. Muktedir onu bir müfreze ile Tarsus'a gönderdiğinde maşukası olan cariye kendisini jurnalleyince durumu ortaya ^kt. Allah onu helak etsin.

Bu senede Mısır ordusu, Harun b. Humaraveyh'e karşı ayaklanıp

ihtilal yaptı. Harun, durumu düzeltmesi için babasının komutanlarından biri olan Ebu Gafer b. Eban'ı işin başına geçirdi. Daha önceleri babasının zamanında da dokuz ay müddetle bey'at etmeyip isyan eden Dımışk şehri üzerine Bedir el-Hamnıamî ve Hasan b. Ahmed el-Mazeraî komutasında büyük bir ordu gönderdi. Bunlar Dımışk'ı düzene soktular. Valiliğe Tafh b. Hif fi tayin edip Mısır'a döndüler. İşler cidden karışmıştı.

Hicretin İkiyüzseksendördüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler