El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Üçyüzaltmışaltıncı Senesi

Bu senede Rüknü'd-Devle b. Ali b. Büveyh, doksan yaşını aşmış olarak vefat etti. Kırk küsur sene süreyle hüküm sürmüştü. Ölümünden bir sene önce memleketini oğullarına paylaştırmış ti. Nitekim bunu önceki sayfalarda da …

Bu senede Rüknü'd-Devle b. Ali b. Büveyh, doksan yaşını aşmış olarak vefat etti. Kırk küsur sene süreyle hüküm sürmüştü. Ölümünden bir sene önce memleketini oğullarına paylaştırmış ti. Nitekim bunu önceki sayfalarda da anlatmıştık.

Bir defasında İbnü'1-Amid kendi sarayında bir ziyafet vermişti. Saray, misafirlerle dolup taşmaktaydı. O ziyafete Rüknü'd-Devle, oğulları ve devlet erkânı da gelmişti. Rüknü'd-Devle işte o ziyafet esnasında oğlu Adüdü'd-Devle'yi veliaht tayin etti. Adüdü'd-Devle de D eylemlilerin âdeti icabı kardeşlerine ve diğer ümeraya hu" at ve giysiler giydirdi. Onlar da kendi âdetleri icabı onun etrafına fesleğenler saçtılar. Bu, cidden görülmesi gereken muazzam bir gündü.

Rüknü'd-Devle'nin artık yaşı ilerlemişti. Bu ziyafetten sonra bir sene geçmeden vefat etti. Yumuşak huylu, ağırbaşlı, çok sadaka veren, âlimleri seven, iyilik sever, cömert ve başkalarını kendi nefsine tercih eden, iyi geçimli karizmatik bir liderdi. Halkına ve akrabalarına şefkatliydi.

Oğlu Adüdü'd-Devle iktidara geçince, orayı amcası oğlu Bahti-yar'm elinden almak için Irak'a yöneldi. Çünkü kendisi kötü niyetli ve muamelesi bozuk biriydi. İkisi bu senede Ahvaz'da karşı karşıya gelip savaşmaya başladılar. Adüdü'd-Devle, Bahtiyar'ı bozguna uğrattı; mallarını, mülklerini elinden aldı. Basra'ya da asker gönderip orayı ele geçirdi ve Basra'nın Rebia ve Mudar kabilelerinden oluşan ahalisinin arasını düzeltti. Çünkü bu iki kabile arasında 120 sene kadar önceden başlayan bir anlaşmazlık vardı. Mudarlılar Adüdü'd-Devle'den taraf idiler. Rebialılar ise ona karşıydılar. Sonra iki kabile onun gölgesi altında birleşip uzlaşmaya vardılar. Kuvveti çoğaldı. Bahtiyar gücünü yitirdi. Veziri İbn Bakiyye tutuklandı. Çünkü o, Bahtiyar'ı bir tarafa bırakıp kendisi yönetime âdeta el koymuştu. Malları kendi hazinesinde toplamıştı. Adüdü'd-Devle de İbn Bakiyye'nin hazinesinde bulduğu malları ve eşyaları aldı. Orada hiçbir şey bırakmadı. Aynı şekilde Rüknü'd-Devle de babasının veziri Ebü'l-Feth b. Amid'i tutukladı. Ona daha önceden kin besliyordu. Bunun hikayesi önceki sayfalarda anlatılmıştı. İbn Amid'in de yeryüzünde hiçbir malı, mülkü, parası kalmadı. Büyükler ve devlet erkanı ondan korkarlardı. Îbnü'1-Amid, son derece fasık ve asi bir kimseydi. Kader ona ihanet etti. Onu sultanın gazabına maruz bıraktı. Biz ise Rah-man'ın gazabından sakınırız.

Bu senenin şevval ayı ortasında Horasan ve Buhara emiri Man-sur b. Nuh es-Samanî vefat etti. Bu zat, onbeş sene süreyle valilik yapmıştı. Kendisinden sonra yerine Ebü'l-Kasım Nuh geçti. O esnada Ebül-Kasım onüç yaşındaydı ve Mansur lakabını aldı.

Bu senede Hakim Mustansır Billah b. Nasır Lidinillah Abdurrah-man el-Ümevî vefat etti. Bu zat, hayırlı ve bilgili hükümdarlardandı. Fıkıh, kelam ve tarih bilgisi vardı. Alimleri sever, onlara ihsanda bulunurdu. Vefatında yaşı, altmışüç seneyi yedi ay geçiyordu. Ömrünün onbeş sene, beş ayını halifelikte geçirmişti.

Hakim Mustansır Billah'ın vefatından sonra yerine yirmi yaşında olan Hişam adındaki oğlu geçti ve Müeyyed Billah lakabını aidi. Zamanında ihtilaflar başgösterdi. Halk isyana kalkıştı ve onu bir süre hapse attılar ve sonra hapisten çıkarılıp tekrar halifeliğe getirildi. Yönetimi, hacibi Mansur Ebu Amir Muhammed b. Ebi Amir el-Meafi-rî, oğulları Muzaffer ve Nasır üstlendiler. Halka güzel muamelede bulundular. Adaletli davrandılar. Düşmanlarla savaştılar. Bu hal yir-mialtı sene kadar böylece sürdü. İbnu 1-Esir bu meyanda onların bazı haberlerini uzun uzadıya nakletmiştir.

Bu senede Halep, Ebü'l-Mealî Şerif b. Seyfü'd-Devle b. Hamdan'm eline geçti. Babası vefat ettiğinde o yönetimin başına geçti. Ama köleleri Karguveyh ona başkaldırdı. Yönetimi ele geçirdi ve onu ülke dışına çıkardı. Ondan korktuğu için onu hep kontrol altında tutuyordu. Ama bir süre sonra Ebü'l-Mealî, Hama'ya gelip yerleşti. Rumlar Hu-mus'u tahrib ettiler. Orayı onarmaya ve düzeltmeye çalıştı. Sonra oraya yerleşti. Bilahare Karguveyh'in başı sıkışınca halk ona karşı ayaklandı ve Halep halkı Ebü'l-Mealî'ye bir mektup göndererek Hu-mus'tan Halep'e gelmesini istedi. O da Halep'e gitti. Şehri dört ay süreyle kuşatma altında tuttuktan sonra fethetti. Ancak Halep kalesin-deki askerler ona karşı direndiler. Bekcür oraya sığınmış ve kendini korumak için gerekli istihkam tedbirlerini almıştı. Sonra kendisine eman vermesi ve Humus'a tayin etmesi şartıyla Ebü'lMealî ile bir barış anlaşması yaptı. Bunun üzerine Dımışk naipliğine tayin edildi. Kasr-ı Bekcürî diye bilinen, Dımışk dışındaki çiftlik ona nisbet edilir.