El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Üçyüzaltmışdokuzuncu Senesi

Bu senenin muharrem ayında kırk seneden beri Batiha diyarının hükümdarlığını yürütmekte olan emir Ömer b. Şahin vefat etti. O bu ülkeyi gücüyle ele geçirmişti. Emirler, melikler, halifeler onun karşısında aciz …

Bu senenin muharrem ayında kırk seneden beri Batiha diyarının hükümdarlığını yürütmekte olan emir Ömer b. Şahin vefat etti. O bu ülkeyi gücüyle ele geçirmişti. Emirler, melikler, halifeler onun karşısında aciz kalmışlardı. Askerleri, müfrezeleri defalarca üzerine göndermişler, ama bütün bu hücumları püskürtmüş, askerleri kırıp geçirmişti. Gün be gün kuvveti artmıştı. Kırk sene müddetle hakimiyetini böylece sürdürmüştü. Bütün bunlara rağmen yatağında normal bir ölümle dünyadan ayrılmıştı. Korkakların gözleri kapanmasın! Vefatından sonra yerine oğlu Hasan geçti. Adüdü'dDevle, Batiha diyarını onun elinden almaya kasdetti. Üzerine muazzam teçhizat ve silahlarla donatılmış müfrezeler şevketti, ama Hasan b. Ömer b. Şahin bu müfrezeyi de yendi. Neredeyse tümünü telef edecekti, ama son anda Adüdü'd-Devle haber gönderip her sene ona bir miktar para vermek şartıyla barış yaptı. Bu da çok acaip hallerdendir.

Bu senenin safer ayında uzun senelerden beri hac emirliği yapmakta olan Şerif Ebu Ahmed Hasan b. Musa el-Musevî -Talibilerin nakibi idi- yakalandı. Sırları ifşa etmekle ve İzzü'd-Devle tarafından kendisine kıymetli bir gerdanlık emanet olarak bırakılmakla itham edildi. İzzü'd-Devle'ye sırları bildirmek için el yazısı ile yazmış olduğu mektubu yanında buldular. Ama o, kendi yazısı olmadığını, uydurma olduğunu iddia etti. Gerdanlığı ise İzzü'd-Devle'nin kendisine verdiğini itiraf etti. Gerdanlık ve mektup elinden alındı. Nakiplikten azledildi, yerine başkası atandı. Mazlum bir kimseydi.

Yine bu senenin safer ayında Adüdü'd-Devle, Kadi'l-kudat Ebu Muhammed b. Marufu azledip yerine başkasını atadı.

Bu senenin şaban ayında Mısır'dan özel ulak vasıtasıyla birçok mektuplar geldi. Adüdü'd-Devle bu mektuplara karşı iyi niyetli ve samimi olduğuna dair ifadeler içeren cevaplar gönderdi. Sonra Adüdü'd-Devle, halife Tai'den kendisine yeniden hil'at giydirilmesini, mücevherler verilmesini, yazışmalarda unvanına Tacü'd-Devle ibaresinin eklenmesini istedi. Halife Tai' de onun bu isteğini kabul etti. Daha Önce başkalarına verilmemiş çeşitli hil'atleri kendisine giydirdi. Halifenin huzurunda Adüdü'd-Devle'nin yeri öpmesine müsaade edildi. Ayrıca halifenin özel kalemindeki işleri yürütme, yeryüzünün doğusunda ve batısındaki Müslümanların çıkarlarını gözetme, idarelerini yürütme yetkisi de verildi. Bu merasime ayandan çok kimseler katılmıştı. Bu cidden görülmesi gereken muazzam bir gündü.

Bu senenin ramazan ayında Beni Şeyban ve diğer kabilelerden olan bedevilere asker sevkedildi. Bu bedeviler bozguna uğratıldılar. Başlarında komutan olarak Münebbih b. Muhammed el-Esedî vardı. Bu komutan otuz küsur seneden beri Aynü't-Temr kalesinde kendisini koruma altına almıştı. Ülkeleri ve malları ganimet edildi.

Bu senenin zilkade ayının bitimine yedi gün kala salı günü, halife Tai' Lidinillah, Adüdü'dDevle'nin büyük kızıyla evlendi. 100.000 dinar tutarındaki bir mehirle ayanın huzurunda nikah yapıldı. Adüdü'd-Devle'nin nikahtaki vekili el-İzah ve't-Tekmile adlı eserin sahibi, nahiv âlimi Ebu Ali Hüseyin b. Ahmed el-Farisî idi. Nikah akdindeki hutbeyi Kadı Ebu Ali Hasan b. Ali et-Tenuhî irad etti.

İbnü'1-Esir dedi ki: Bu senede Adüdü'd-Devle Bağdat'ı yeniden onarıp güzelleştirdi. Mescitleri ve sahnelerle toplantı yerlerini yeniledi. Fıkıhçılara, muhaddislere, tabiplere, hesapçılara ve diğerlerine bol miktarda erzak verdi. Aile reislerine, hanedandan olan şerefli kimselere ikramda bulundu; yardım etti. Mülk sahiplerine de evlerini ve hanelerini tamir etmelerini emretti. Yolları düzeltti. Hacıların Bağdat'tan Mekke'ye gittikleri yolu onardı. Yol harçlarını kaldırdı. Mekke ve Medine'de mücavir olarak yaşayan kimselere yardım gönderdi. Veziri Hristiyan Nasr b. Harun'a da kilise ve havraları onarması için izin verdi. Hristiyan yoksullarına da bol miktarda para yardımında bulundu. Bu senede Hasneveyh b. Hüseyin el-Kürdî vefat etti. Bu zat, elli

sene müddetle Dinever, Hemedan ve Nihavend taraflarını hakimiyeti altında tutmuştu. Güzel bir yönetim sergilemişti, Mekke'de, Medine'de ve diğer yerlerdeki fakirlere bol miktarda sadaka verirdi. Vefat ettiğinde kendisinden sonra oğulları arasında ihtilaf başgösterdi. Düzenleri bozuldu. Adüdü'dDevle onların birçok beldelerini ele geçirdi, O mmtıkalardaki gücü arttı.

Bu senede Adüdü'd-Devle büyük bir orduyla kardeşi Fahrü'd-Devle'nin ülkesine hücum etti. Çünkü o, Fahrü'd-Devle'nin, İzzü'd-Devle ile kendisine karşı ittifak kurduklarını haber almıştı. Kardeşi Fahrü'd-Devle'nin ülkesini, Hemedan ile Rey şehirlerini ve bu ikisi arasındaki beldeleri ele geçirdi. Bunları diğer kardeşi Müeyyedü'd-Devle'ye teslim etti. Onu kendi adına naib tayin etti. Sonra Hasne-veyh el-Kürdî'nin memleketine gitti. Oraları teslim aldı Hasneveyh'in mallarını, zahirelerini ele geçirdi. Mal ve zahireleri cidden çoktu. Hasneveyh'in bazı çocuklarını hapsetti. Bazılarını esir aldı.

Hakkari Kürtleri üzerine de asker şevketti. Oraların bir kısmını ele geçirdi. Şanı yüceldi, şöhreti yükseldi. Ancak bu seferinde başağı-rısı hastalığına yakalanmıştı. Daha Önce Musul'dayken de bu hastalıkla karşılaşmıştı. Bunu bir süre gizlemişti. Ama nihayet aşırı derecede unutkan oldu ve bazı hadiseleri ancak fazlaca kafa yorduktan sonra hatırlayabiliyordu. Dünyanın insana verdiği sevinç, verdiği zarardan daha azdır:

"Dünya öyle bir diyardır ki, bugün seni güldürecek olursa; Yarın mutlaka ağlatır. Böylesi bir diyar yok olsun."

Hicretin Üçyüzaltmışdokuzuncu Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler