El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Üçyüzaltmışdördüncü Senesi

Bu senede Adüdü'd-Devle b. Rüknü'd-Devle b. Büveyh, babasının veziri Ebü'1-Feth b. Amid'le birlikte Vasıt'a geldi. Alptekin, maiyetindeki Türklerle onun önünden kaçıp Bağdat'a gitti. Adüdü'dDevle, Türklerin peşine …

Bu senede Adüdü'd-Devle b. Rüknü'd-Devle b. Büveyh, babasının veziri Ebü'1-Feth b. Amid'le birlikte Vasıt'a geldi. Alptekin, maiyetindeki Türklerle onun önünden kaçıp Bağdat'a gitti. Adüdü'dDevle, Türklerin peşine takıldı ve Bağdat'ın doğu yakasına gelip konakladı. Bahtiyar'a da Bağdat'ın batı yakasında konaklamasını emretti. Türkleri şiddetli bir kuşatma altına aldı. Arap emirlerine de şehrin etrafi-nı kuşatmalarını, Bağdat'a azık gelmesine engel olmalarını emretti. Fiyatlar yükseldi, pahalılık baş gösterdi. Hırsızların ve yağmacıların çoğalmasından ötürü insanlar yaşayamaz hale geldiler. Alptekin de yiyecek elde etmek için onlara baskın yaptı. İşler cidden zorlaştı. Sonra Türkler'le Adüdü'd-Devle karşı karşıya geldiler. Adüdü'd-Devle onları kırıp geçirdi. Türkler Tikrit'e kaçtılar. Adüdü'd-Devle Bağdat'ı ve oraya bağlı mıntıkaları istila etti. Türkler Tikrit'e kaçarlarken halifeyi de Bağdat'tan alıp götürmüşlerdi. Adüdü'd-Devle onu hilafet sarayına geri getirdi ve ona ikramda bulundu. Kendisi de hükümet sarayına yerleşti.

Bahtiyar'ın durumu cidden zayıfladı. Yanında hemen hemen hiçbir şey kalmamıştı. Kapısını kilitledi, hacibleri ve katipleri kapısından kovdu. Kendisi de emirlikten istifa etti. Bunu Adüdü'dDevle ile görüşüp anlaştıktan sonra yaptı. Görünürde Adüdü'd-Devle onun göreve gelmesini istedi. Fakat gizlice bunu kabul etmemesini tavsiye etti. O da görevi kabul etmedi. Aralarında elçiler gidip geldi. Bahtiyar görünürde görevi kabul etmemeye kesin kararlı idi. Fakat Adüdü'd-Devle, halka, Bahtiyar'ın acizlikten ve yönetim yükünü omuzlayama-maktan Ötürü görevi kabul etmediğini bildirerek onu zor durumda bıraktı. Bahtiyar'm, aile efradının ve kardeşlerinin tutuklanmalarını emretti. Halife Tai' de buna çok sevindi. Adüdü'd-Devle, pörsüyen hilafet makamına saygı gösterdi. Hilafet sarayını onardı. Öyle ki sarayda her yer şenlendi. Halifeye mallar, paralar, kıymetli ve güzel eşyalar gönderdi. Aşırı giden, başkaldıran fesatçı Türkleri, hırsızlarla yankesicileri öldürdü.

İbnü'l-Cevzî dedi ki: Bu senede Bağdat şehri hırsızlar ve yankesiciler nedeniyle büyük bir belaya uğradı. Bunlar Babü'ş-Şair çarşısını yaktılar, çok miktarda mal elde ettiler. Atlara binerek komutan la-kapiarını takındılar. Pazarlarda ve yollarda güvenliği ihlal ettiler. Onlar nedeniyle gerçekten büyük bir bela meydana geldi. Güçlenmişlerdi. Öyle ki, onlardan biri olup daha önce zayıf ve güçsüz biri olan siyahi bir kişi ortaya çıktı. Güçlendi, servet sahibi oldu; bir cariyeyi 1.000 dinara satın aldı. Cariyeyi evine götürdükten sonra onunla cinsel ilişki kurmak istedi. Cariye onun bu isteğine boyun eğmedi. Cariyeye şöyle sordu:

- Benim neyimden hoşlanmıyorsun?

- Senin her tarafından tiksiniyorum.

- Peki ne yapmamı istiyorsun?

- Beni sat.

- Bundan daha iyi bir yol yok mu?

Böyle dedikten sonra cariyeyi alıp kadı'nın yanına götürdü, onu azad etti ve ayrıca ona 1.000 dinar para verip serbest bıraktı. Halk, güçlülüğü ve fasıklığı ile birlikte onun bu kadar yumuşak huylu ve cömert oluşuna şaştı.

Bu senenin muharrem ayında Bağdat'a, Mekke ve Medine'de hac mevsimi esnasında Muiz el-Fatımî adına hutbe okunup Tai' adına okunmadığına dair haberler ulaştı.

Bu senenin receb ayında Bağdat'ta pahalılık baş gösterdi. Fiyatlar yükseldi, öyle ki şeker 170 küsur dinara satılır oldu.

Bu senede Adüdü'd-Devle b. Büveyh'in durumu sarsıldı. Askerleri dağıldı, elinde Bağdat şehrinden başka bir yer kalmadı. Babasına haber salarak bu durumdan şikayetçi oldu. Babası da gönderdiği cevapta amcası oğlu Bahtiyar'a ihanet ettiğinden ötürü onu kınadı, Bunun üzerine mektubu alınca, amcası oğlunu zindandan çıkardı, ona hil'at giydirdi. Onu eski görevine iade etti. Ayrıca Irak'ta kendisi adına naiplik yapıp onun için hutbe okunmasını şart koştu. Kendisiyle birlikte kardeşi Ebu İshak'ı ordu komutanlığına tayin etti. Çünkü Bahtiyar işleri idare edemeyecek kadar zayıf biri idi. Sonra kendisi Bağdat'tan çıkıp Fars diyarına gitti. Bütün bunları babasının emri üzerine yaptı. Çünkü amcası oğluna ihanet ettiğinden ötürü babası ona çok kızmıştı. Bu hususta ona defalarca mektup yazmıştı.

Adüdü'd-Devle, Bağdat'tan çıkıp Fars diyarına gittiğinde babasının veziri Ebü'1-Feth b. Amid'i terketti. İzzü'd-Devle Bahtiyar, Bağdat'ta otoritesini kurup Irak'a hakim olduktan sonra amcasının oğlu Adüdü'd-Devle'ye verdiği sözleri unuttu, taahhütlerini yerine getirmedi. Aksine eski sapıklığını sürdürdü, Rafızilik ve diğer pis yolları terke tme di.

Bu senenin zilkade ayının onunda perşembe günü halife Tai' İz-zü'd-Devle'nin kızı Şahbaz ile evlendi. Ona 100.000 dinar mehir verdi.

Bu senenin zilkade ayının sonunda Kadı Ebü'l-Hasan Muham-med b. Salih b. Ümmü Şeyban görevden azledildi. Yerine Ebu Mu-hammed Maruf atandı.

Bu senede hac emiri Fatımîlerdendi. Haremeyn'de (Mekke ve Medine'de) halife Tai' adına değil de hac emiri adına hutbe okundu. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.