Bu senede Hüseyin b. Hamdan, Anadolu'ya gazaya gitti. Bizans'ın birçok beldelerini, kalelerini fethetti. Sayılamayacak kadar Rum öldürdü.
Bu senede Muktedir, Muhammed b. Abdullah'ı vezirlikten azletti. Yerine İsa b. Ali'yi atadı. İsa, seçkin vezirlerden, adalet ve ihsana meyilli, doğru yoldaki insanlardan, hakka yönelen şahsiyetlerdendi.
Bu senede Bağdat'ta temmuz ve ağustos aylarında kan hastalıkları çoğaldı. Bu nedenle Bağdatlıların birçoğu vefat etti.
Umman valisinin hediyeleri Bağdat'a ulaştı. Gönderilen hediyeler arasında beyaz bir katır ve siyah bir ceylan vardı.
Şaban ayında, Muktedir ata binerek Şemmasiye kapısına kadar gitti. Sonra Dicle kıyısındaki evine döndü. Bu, onun halkın gözü önünde ata ilk binişi oldu.
Bu senede vezir Ali b. İsa, Karnıatîlerin reisi Ebu Said Hasan b. Behram el-Cenabî ile mektuplaşmak için halife Muktedir'den izin istedi. Halife de bu hususta ona izin verince vezir, Ebu Said'e uzun bir mektup yazdı. Mektubunda onu emir dinleyip itaat etmeye çağırdı. Namaz ve zekatı terketmesi, münker fiilleri irtikab etmesi; Allah'ı zikreden teşbih ve tahmidde bulunan kimseleri horlaması, dinle alay etmesi, hür kimseleri köle edinmesi nedeniyle onu kınadı. Bu yaptıklarından vazgeçmemesi durumunda onunla savaşacağını bildirdi ve onu ölümle tehdit etti. Mektubu ona gönderdi.
Ancak bu mektup ona ulaşmadan önce hizmetçilerinden biri Ebu Said'i öldürdü. Kendisinden sonra yerine oğlu Said'in geçmesini vasiyet etti, ancak diğer oğlu Ebu Tahir Süleyman, kardeşi Said'i nıağlub ederek zorla tahta geçti.
Ebu Tahir Süleyman, vezirin gönderdiği mektubu okuyunca şu cevabı verdi:
"Bize isnad ettiğiniz şeylerden hiçbiri bizde mevcut değildir. Ancak bizi sevmeyenler bu hususta bize iftirada bulunmuşlardır. Eğer halife Allah'ı inkar ettiğimizi iddia ediyorsa, ne diye bizi emrini dinlemeye ve kendisine itaate davet ediyor?"
Bu senede Hallaç Hüseyin b. Mansur, kendisi bir deveye, kölesi de başka bir deveye bindirilerek teşhir maksadıyla Bağdat'a getirildi. Yanında bulunan dinleyicilerden biri: "İşte bu Karmatîlerin dailerin-den (propagandacılarından) biridir. Kendisini iyi tanıyın!" diye duyuru yapıyordu.
Sonra hapsedildi. Bir süre sonra vezirin meclisine getirildi. Vezir onunla tartıştı. Bir de ne görsünler, Hallaç Kur'ân okumuyor, hadisi bilmiyor, fıkıhtan hiç anlamıyor, lügattan, haberlerden, tarihten, şiirden hiç bilgisi yok!
Ona yapılan isnadlardan biri şuydu: Yapılan aramalarda üzerinde yazılı bir kağıt görmüşler, bu kağıtları okuyarak çeşitli rumuzlarla insanları sapıklığa, cehalete davet ediyormuş. Mektuplaştığı kimselerin çoğuna mektubunun başında: "Tebareke zünnur eş şa'şaani" (Işığı her tarafa saçılan nurun sahibi mübarek ve kutludur.) diye yazıyordu. Vezir ona dedi ki: "Temizlenme ve taharet hükümlerini ve farzları öğrenmen, senin için, ne demek olduğu anlaşılmayan mektupları yazmandan daha uygun olur. Senin edebiyata ne ihtiyacın var?"
Bundan sonra vezir emir verdi. Onu diri diri sehpaya astılar. Bu asmaktaki maksat onu Öldürmek değil, teşhir etmekti. Bir süre sonra sehpadan indirilip hilafet sarayına götürüldü. Orada oturtuldu. Hilafet makamına, kendisinin sünnete bağlı zahid bir kimse olduğu görüntüsünü verdi. Nihayet hizmetçiler ve diğer hilafet sarayında çalı-gan bazı cahiller ona aldandılar. Öyle ki, onun elbiselerine el ve yüz sürüp ondan uğur kapmaya çalışır oldular. Neticede fukaha ve mutasavvıfların çoğunun icmaı ile öldürülmesine hüküm verildi ve öldürüldü.
Senenin son günlerinde Bağdat'ta şiddetli bir veba salgını meydana geldi. Bu yüzden çok sayıda insan Öldü. Özellikle Harbiye mıntıkasında bu hastalık daha şiddetli bir etki meydana getirdi. Herkes evinin kapısını kilitledi.
Bu senede önceki senelerin hac emiri insanlara haccettirdi.
Hicretin Üçyüzbirinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler
İbrahim B. Halid Eş-Şafiî
Ebu Bekir el-İsmailî'nin talebelerindendir. Zahid bir insandı, oldukça ilim sahibi biriydi.

