El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Üçyüzdördüncü Senesi

Bu senede halife Muktedir, veziri Ebu Hüseyin Ali b. İsa b. Cer-rah'ı azletti. Çünkü bu vezir ile Ümmü Musa el-Kahramane arasında şiddetli bir nefret meydana gelmişti. Bunun üzerine vezir, görevden affını istedi. …

Bu senede halife Muktedir, veziri Ebu Hüseyin Ali b. İsa b. Cer-rah'ı azletti. Çünkü bu vezir ile Ümmü Musa el-Kahramane arasında

şiddetli bir nefret meydana gelmişti. Bunun üzerine vezir, görevden affını istedi. Muktedir de onu azletti. Ama malına, mülküne dokunulmadı. Ebü'l-Hasan b. Furat, vezirlik talebinde bulundu. Azledildikten beş sene sonra vezirliğe iade edildi. Halife Muktedir de bu senenin terviye gününde ona yedi hil'at giydirdi. 300.000 dirhem para, ayrıca on takım elbise, at, katır, deve gibi birçok binekler verdi. Harim mm-tıkasındaki evi ona verdi. O da gidip oraya yerleşti. Vezirliğe atandığı gecede bir ziyafet verdi. Bu ziyafette 40.000 rıtl (bir rıtl 460 gr) kar, şerbetlere konularak sarfedildi. Bu senenin ortalarında Bağdat'ta zerneb denilen bir hayvanın ortaya çıktığı, geceleyin şehri dolaşıp küçük çocukları yediği, uyumakta olan kimselere saldırıp bazı erkeklerin ellerini, kadınların memelerini kopardığına dair haberler yayıldı. İnsanlar da korkularından damlara çıkıp tunç havanları ve diğer bazı nesneleri birbirine vurarak o hayvanı ürkütmek istediler. Öyle ki, geceleyin Bağdat'ın doğusundan batısına kadar her tarafında gürültü patırtı sesleri gelmeye başladı. Halk, kendi çocukları için hurma ağacının dallarından mahfazalar yaptılar. Hırsızlar bu kargaşayı fırsat bildiler, duvarları delip evlere girerek mal ve para çaldılar. Halife, insanlar bunu görüp sakinleşsinler diye su sığırlarından birinin yakalanıp köprü üzerine asılmasını emretti, emir yerine getirildi. Halk bunu görünce sakinleşti. Artık evlerine döndüler ve bu kargaşadan kurtulup rahatlannı buldular.

Bu senede tabib Sabit b. Sinan, Bağdat'taki akıl hastahanelerinin idaresini yürütme görevine atandı. O zaman Bağdat'ta beş akıl hasta-hanesi vardı. Bu tabip, aynı zamanda tarihçiydi.

Bu senede Horasan'dan halifeye bir mektup geldi. Mektupta anlatıldığına göre Horasanlılar, hicri yetmişinci senede öldürülen şehitlerin mezarlarnı bulduklarını söylüyorlardı. Bu şehitlerin adları, kulaklarına takılmış kağıt parçaları üzerine yazılıydı. Cesetleri de şehid edildikleri gündeki gibi hâlâ taptaze vaziyette idi. Allah onlardan razı olsun.

Hicretin Üçyüzdördüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler