Bu senenin muharrem ayının 10'unda Rafîziler yine çirkin bid'at-larını icra ettiler. Hz. Hüseyin'in yasını tuttular. Dükkânlar ve çarşılar kapatıldı. Hayat durdu. Kadınlar saçlarını başlarını açıp çarşı pazarlarda dolaştılar. Hz. Hüseyin'e ağıt yakarak yüzlerini tokatladılar. Dükkânların ve çarşıların muhtelif yerlerine mendiller asıldı. Ortalığa samanlar döküldü.
Bu senede Rumlar Antakya'ya girdiler. Yaşlı veya genç halkı öldürdüler. 200.000'e yakın çocuk ve genci esir aldılar. İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz). Bütün bunları melun Ermeni hükümdarı Nikofor düzenlemişti. Ama bunun sorumlusu da ülkeye hakim olan ve ülkede fesad çıkaran Rafi-zi hükümdarlardı. Allah onları kahretsin.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Ermeni hükümdarı Nikofor işi azıttı. Taşkınlığa başladı. Bu murdar heTif, kendisinden önceki hükümdarın karısıyla evlenmişti. Bu kadının da önceki kocasından doğmuş iki oğlu vardı. Nikofor bunları hadım edip daha sonra hükümdar olamasmlar diye kiliseye hapsetmek istedi. Anneleri bu durumdan haberdar olunca Nikofor'un aleyhinde çalışmaya başladı. Ümerayı ona musallat kıldı. Ümera da kendi aralarında birleşerek uyumakta iken onu öldürdüler ve başlarına önceki hükümdarın iki oğlundan büyük olanını geçirdiler.»
Bu senenin rebiyülevvel ayında Ebu Bekir Ahmed b. Seyyar kadılıktan ayrıldı. Yerine eski kadılardan Ebu Muhammed b. Maruf yeniden atandı.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: "Bu senede Dicle'nin suyu azaldı. Kuyuların suları da kurudu."
Bu sene de Şerif Ebu Ahnıed adındaki nakib insanlara haccettirdi.
Bu senenin zilhicce ayınHa bir yıldız düştü, yeryüzünün her tarafını aydınlattı. Güneş gibi ortalığa ışık saçtı. Sonra da yıldırım gibi bir ses duyuldu.
İbnü'1-Esir dedi ki: Bu senenin muharrem ayında Dımışk'ta, Mısır'ı ele geçirdikten sonra komutan Cevher'in gönderdiği Cafer b. Fe-lah'ın emri üzerine Muiz el-Fatımî adına hutbe okundu. Ebu Muhammed Hasan b. Abdillah b. Toğaç, Remle'de Cafer b. Felah'la savaşmış, Cafer b. Felah, kendisini mağlup ederek esir almış ve komutan Cev-her'e göndermişti. Komutan Cevher de onu İfrikiye'de bulunan Mu-iz'ze göndermişti.
Bu senede Nasirü'd-Devle b. Hamdan ile oğlu Ebu Tağlib arasında bir kırgınlık meydana gelmişti. Bunun sebebi de şuydu: Muizzü'd-Devle b. Büveyh öldüğünde Ebu Tağlib ve taraftarları Bağdat'ı ele geçirmeye niyetlenmişlerdi. Fakat Ebu Tağlib'in babası Nasirü'd-Devle ona şöyle demişti: "Muizzü'd-Devle, oğlu İzzü'd-Devle'ye bol miktarda mal ve para bırakmıştır. Bu mal ve para onun elinde bulunduğu sürece ona güç yetiremezsiniz. Bu serveti tüketmesine kadar bekleyin. Çünkü o savurgan biridir. İflas ettiği zaman üzerine yürürseniz onu nıağlub edersiniz." Bu sözü nedeniyle oğlu Ebu Tağlib kendisine kızıp düşmanca duygular beslemeye başladı. Babasının aleyhinde bulundu. Nihayet onu kalede zindana attı.
riasiru d-Devle'nin oğullan kendi aralarında ihtilafa düşüp gruplara ayrıldılar ve ellerinde bulunan toprakları korumakta zayıf kaldılar. Bunun üzerine Ebu Tağlib, İzzü'd-Devle'ye haber göndererek, yıllık 1.000.000 dinar verme karşılığında Musul'u kendisine bırakmasını istedi. Babası Nasirü'dDevle de bu senede vefat edince artık Ebu Tağlib, Musul'da müstakil hükümdar olarak oraya sahip oldu. Ancak kardeşleriyle aralarında muhalefet ve muharebeler devam etti.
Bu senede Rum hükümdarı Trablus'a girdi. Şehrin birçok yerlerini yaktı ve ahalinin bir kısmım Öldürdü. Trablus valisi bu hükümdarın şiddetli bir zalim olduğunu bildiğinden ötürü ahaliyi şehirden çıkarmıştı. Rumlar valiyi esir aldılar. Bütün malına ve mülküne el koydular. Cidden büyük bir servet sahibiydi. Trablus'tan sonra kıyı şeridindeki şehirlere hücum ettiler. Köyler hariç onsekiz şehri ele geçirdiler. Oradaki Müslüman halkın çoğu onların baskısıyla Hristiyanh-ğa geçti. İnnâ Hilâli ve innâ ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)
Rumlar daha sonra, Humus'a geldiler. Şehri yakıp mal ve mülkü yağmaladılar. Ahaliyi esir aldılar. İki ay kadar Humus'ta kaldılar. İstedikleri şehri ele geçiriyor, yakalayabildikleri kadar insanı esir alıyorlardı. Bunların heybet ve korkusu insanların kalplerine yerleşti. Daha sonra Rum hükümdarı beraberinde çoluk çocuk 200.000 kadar esiri de alarak memleketine döndü. Dönüş sebebi; askerlerinin arasında hastalıkların çoğalması ve askerlerinin çoluk çocuklarını Özle-mesiydi. Cezireye bir müfreze gönderdi. Bu müfreze oraları yağmaladı ve halkın bir kısmım esir aldı.
Seyfu d-Devle'nin kölesi Karguveyh, Halep'i istila etmiş ve üstadının oğlu Şerifi kovmuştu. O da hakimiyeti altında bulunan Tarife gitmiş, ancak ahali onun şehre girmesine müsaade etmeyince bu defa Silvan'a, annesinin yanına gitmişti. Annesi, Said b. Hamdan'ın kızıydı. Bir süre yanında kaldı. Tekrar Hama'ya döndü ve orayı ele geçirdi. Oradan da iki yıl aradan sonra Halep'e döndü. Rumlar, bu senede Şam'da fesat çıkarınca Halep'i vermek üzere Karguveyh onlarla anlaşma yaptı. Onlara bir miktar para ve armağanlar gönderdi. Bundan
sonra Rumlar Antakya'ya döndüler, orayı ele geçirdiler. Ahalinin büyük bir kısmını öldürdüler. Geride kalanların çoğunu da esir alarak Halep'e hücum ettiler. O esnada Ebü'l-Mealî Şerif, Halep'te bulunan Karguveyh'i kuşatma altına almıştı. Ebü'l-Mealî Şerif, Rumlardan korkup kaçtı. Rumlar, Halep'i kuşatarak şehri ele geçirdiler. Kaledeki askerler ise burasını Rumlara karşı savundular. Sonra her sene kendilerine verilecek belirli miktardaki mal, para ve hediyeler karşılığında Karguveyh ile barış antlaşması yaptılar. Şehri ona teslim edip geri döndüler.
Bu senede İfrikiye'de bulunan Muiz el-Fatımî'ye, Ebu Hazar adında biri isyan etti. Muiz de askerleriyle birlikte bizzat kendisi ona karşı harekete geçti, onu kovdu. Sonra Ebu Hazar gelip ondan eman diledi. Muiz de eman verdi ve onu bağışladı.
Bu senede komutan Cevher'in elçisi Muiz'in yanına gelerek Mısır'ın fethedildiği ve onun adına hutbe okunduğu müjdesini verdi ve onun Mısır'a davet edildiğini bildirdi. Muiz buna çok sevindi. Şairler onu övdüler. Övenler arasında şair Muhammed b. Hanı de vardı. Mu-hammed b. Hanî, onu şu beyitle başlayan kasidesinde şöyle övmüştü:
"AbbasoğuHarı Mısır'ın fethedildiğini söylüyorlar. Abbasoğullarına de ki, iş artık tamamlandı."
Bu senede Bağdat valisi İzzü'd-Devle, avcı İmran b. Şahin'i kuşatmaya azmetti, ama bunu başaramadı. Neticede onunla barıştı ve Bağdat'a döndü.
Bu senede Karguveyh ile Şerif Ebü'l-Mealî barıştılar. Karguveyh Halep'te, oraya bağlı mıntıkalarda -ki daha Önce oralarda Muiz el-Fatımî adına hutbe okunuyordu-, Humus'ta ve Dımışk'ta onun adına hutbe okuttu. Mekke'de Muti Lillah ile Karmatîler adına, Medine'de Muiz el-Fatımî adına hutbe okunuyordu. Ebu Ahmed el-Musevî de Medine dışında Muti adına hutbe okutuyordu.
İbnü'1-Esir'in anlattığına göre Nikoforos bu senede öldü. Ondan sonra Bizans imparatorluğuna kendisinden önceki hükümdarın oğlu geçti. Önceki hükümdarın adı Domestikos'tu.
Domestikos, bir Müslüman çocuğuydu. Babası Tarsus'un seçkin Müslümanların dan biri olup İbnü'l-Fukas adıyla tanınırdı. Fakat Domestikos Hristiyanlığa geçmişti. Hiristiyanlar nezdinde itibarı yükseldi ve neticede imparator oldu. Müslümanlara karşı en azılı, en şiddetli düşmanlardandı. Birçok şehri savaşarak Müslümanların elinden almıştı. Aldığı şehirlerin bazıları şunlardı: Tarsus, Adana, Ayn-ı Zerbe, Misis... Sayılarını ancak Allah'ın bildiği miktarda Müslüman Öldürdü ve esir aldı.

