Bu senenin muharrem ayında Muizzü'd-Devle b. Büveyh, idrarını yapmama hastalığına yakalandı. Bundan çok rahatsız olup ızdırap çekti. Arkadaşı Sebüktekin ile veziri Mühellebî'yi bir araya getirdi. Onları barıştırdı ve oğlu Bahtiyara iyi davranmalarını vasiyet etti.
Sonra bu hastalıktan şifa buldu ve Ahvaz'a gitmeye niyetlendi. Çünkü bu hastalığının Bağdat'taki hava ve sudan kaynaklandığına inanıyordu. Kendisine Ahvaz'da ikamet etmesini ve havasının temiz ve suyunun berrak olduğu yüksek yerinde bir saray inşa etmesini tavsiye ettiler.
Bunun üzerine Muizzü'd-Devle, 13.000.000 dirhem harcayarak bir saray inşa ettirdi. İnşaat masraflarını karşılamak için bazı adamlarından para alma ihtiyacını hissetti. Anlatıldığına göre toplam masraf 2.000.000 dinarı bulmuştu. İnşaat henüz devam etmekte iken ve kendisi oraya yerleşemeden vefat etti. Bu sarayın inşası için Bağdat'taki hilafet alametlerinden, köşklerinden çoğunu yıktı. Yıkılanlar arasında Samarra'daki Maşuk Sarayı da vardı. Mansur ve Rusafe şehirlerindeki köşkleri ve demir kapıları söktürdü. Bu demir kapıları Ahvaz'daki kendi sarayına taşıttı. Ama sevinci tamamlanmadan öldü. O, murdar bir Rafızi idi.
Bu senede Kadı Ebü's-Saib Utbe b. Abdullah öldü. Emlakine el konuldu. Kendisinden sonra yerine oğlu Ebu Abdillah Hüseyin b. Ebi'ş-Şevarib kadı olarak atandı. Yeni kadı Ebu Abdullah, bu görev karşılığında her sene Muizzü'd-Devle'ye 200.000 dirhem vermeyi ta-ahhüd etti. Muizzü'd-Devle de ona hil'at giydirdi. Kadı, beraberine debbabeler ve borazanlar olarak konağına gitti. Kadılığı harç karşılığında devletten ilk alan ve bu görevde rüşvet kabul eden ilk kişi o oldu. Doğrusunu Allah bilir. Bu sebepten ötürü halife Muti Lillah, onun huzuruna girmesine ve heyetle birlikte gelmesine izin vermedi. Sonra Muizzü'd-Devle, güvenlik kuvvetleri komutanlığını ve muhte-sipliği de harç karşılığında başkalarına verdi.
Bu senede Antakya'dan bir kafile harekete geçerek Tarsus'u ele geçirmek istedi. Aralarında Antakya valisi de bulunuyordu. Franklar onlara karşı hücuma geçtiler ve onları baştan sona kılıçtan geçirdiler. Sadece vali, bedeninin birkaç yerinden yara alarak kurtulabildi.
Bu senede Seyfü'd-Devle'nin kölesi Neca, Bizans ülkesine girdi. Bir kısım Rumu öldürdü, bir kısmını esir aldı. Ganimet elde ederek salimen geri döndü.
Hicretin Üçyüzellinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler
Nuh B. Abdülmelik Es-Samanî
Horasan, Gazne ve Maveraünnehir valisi idi. Atından düştü ve öldü. Kendisinden sonra yönetime kardeşi Mansur b. Nuh es-Samanî geçti.

