El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Üçyüzellisekizinci Senesi

Bu senenin aşura gününde Rafiziler, Hz. Hüseyin'e matem tutma ve Gadir-i Hum gününde sevinç ve sürür içinde kutlamalarda bulunma bid'atlarını icra ettiler. Bu senede büyük bir kıtlık meydana geldi. Neredeyse ekmek hiç …

Bu senenin aşura gününde Rafiziler, Hz. Hüseyin'e matem tutma ve Gadir-i Hum gününde sevinç ve sürür içinde kutlamalarda bulunma bid'atlarını icra ettiler.

Bu senede büyük bir kıtlık meydana geldi. Neredeyse ekmek hiç bulunamaz hale gelmişti. İnsanlar ölmek üzereydiler.

Bu senede Rumlar memlekette çok fesat çıkardılar. Humus'u yaktılar. Orada bütün mıntıkayı fesada sürüklediler. Ve Müslümanlardan 100.000'e yakın kişiyi esir aldılar. İnnâ lillah ve İnnâ ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)

Bu senede Rum komutanı, Ebü'l-Hüseyin Cevher Muiz el-Fatımî tarafından harekete geçirilerek büyük bir orduyla şaban ayının bitimine onüç gün kala salı günü Mısır'a girdi. Cuma günü olduğunda Mısır'da ve oraya bağlı mıntıkalarda minberler üzerinde Muiz el-Fa-timî adına hutbe okundu.

Komutan Cevher, müezzinlere ezan okurlarken "Hayye âlâ hayrü amel" (haydin hayırlı amele) demelerini ve imamların da birinci selamı yüksek sesle telaffuz etmelerini emretti. Bütün bunlar, Kâfur'un ölümünden sonra Mısır'da halkın etrafında toplanabileceği bir lideri kalmamasından ve onları zayıf düşüren şiddetli bir kıtlığın meydana gelişinden ötürü olmuştu.

Bütün bu olup bitenlerden Kâfur'un taraftarları haberdar olduklarında komutan Cevher'in Mısır'a girmesinden önce Mısır'dan kaçıp gittiler. O da herhangi bir kimseyle vuruşmaksızın, savaşmaksızm ve bir savunmayla karşılaşmaksızm Mısır'a girdi. Böylece Fatımiler, Mısır diyarına hakim oldular. Bu senede komutan Cevher, Muizziye Kahiresini inşa etti. Orada ileride de anlatacağımız gibi iki sarayı da inşa ettirdi ve bu senede efendisi Muiz el-Fatımî adına imamlıklara atamalar yaptırdı.

Sonra komutan Cevher, Cafer b. Felah'ı büyük bir orduyla Şam'a şevketti. Bunlar orada şiddetlice savaştılar. Dımış'ta vali olarak Şerif Ebü'l-Kasım b. Ya'lâ el-Haşimî bulunuyordu. Şamlılar buna itaat ediyorlardı. Şerif Ebü'l-Kasım, Abbasileri uzun süre savundu. Neticede Şam'da da Muiz adına hutbeler okundu. Şerif Ebü'l-Kasım da Mısır diyarına hücum etti. Hasan b. Toğaç'ı ve ümeradan bir topluğu esir aldı. Bunları İfrikiye'de bulunan Muiz'e gönderdi.

Böylece Fatımiler hicretin 360. senesinde Dımışk'a hakim oldular. Orada yüz seneden fazla bir süreyle ezanda "Hayye alâ hayril amel" (haydin hayırlı amele) diye okundu. Ayrıca Hz. Ebu Bekir'le Hz. Ömer'e lanet ifade eden yazılar, oralardaki camilerin kapılarına yazıldı. İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn.

Bu durum böylece bir süre devam etti. Nihayet Türklerin ve Kürtlerin devleti ve komutanları Nureddin eş-Şehid ile Selahaddin b. Eyyübî buna son verdiler.

Bu senede Rumlar Humus'a girdiler. Halkın çoğunun şehirden kaçıp gittiklerini gördüler. Şehri yaktılar. Orada ve çevre mıntıkalarda kalan 100.000'e yakın insanı esir aldılar. İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn. (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)

Bu senenin zilhicce ayında İzzü'd-Devle, babası Muizzu d-Devle b. Büveyh'i evinden alıp Kureyş mezarlığındaki türbesine taşıdı.