Bu senede Umman valisi birçok gemi dolusu askerle hücuma geçerek Basra'yı ele geçirmek istedi. Ebu Yakub el-Hecerî de onun yardımına gelmişti. Ancak vezir Ebu Muhammed el-Mühellebî, karşı koyarak onu Basra'dan geri çevirdi. Adamlarından bir kısmını esir aldı. Birçok gemilerini ganimet edindi ve bu gemileri, içindeki esirlerle birlikte önüne katıp Dicle ırmağından getirdi. Büyük bir alayişle bu ganimetlerle beraber Bağdat'a girdi. Allah'a hamdolsun.
Bu senede, tıpkı Hallac-ı Mansur gibi zındıklığından ötürü öldürülen Ebu Cafer b. Ebi'l-İz'in adamlarından biri yakalanıp vezir Ebu Muhammed el-Mühellebî'nin huzuruna çıkarıldı. Bu adam Ebu Cafer b. Ebi'l-İz'in ileri sürdüğü iddiaları sürdürüyordu. Bağdatlı bazı cahiller de ona uymuşlar ve onun rablık iddiasını doğrulamışlardı. İddiasına göre peygamberlerle sıddıklarm ruhları güya kendilerine intikal ediyormuş. Evinde onun bu iddialarını içeren bazı kitaplar da bulundu.
Fakat bu adam, öleceğini anlayınca -Muizzu d-Devle b. Büveyh'in huzuruna götürülmesini sağlamak amacıyla- Şiî olduğunu iddia etti. Çünkü Muizzü'd-Devle b. Büveyh, Raflzileri severdi. Allah onu kahretsin. Böyle dediğinden ötürü vezir, Muizzü'd-D evle'den korktuğu ve Şiîlerin kendisine karşı ayaklanacağından endişe ettiği için ona bir şey yapamadı. İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Kendisine birşey yapmadı ama onun ve taraftarlarının mallarına el koydu ve bu mallara; "Bunlar zındıkların mallarıdır." dedi.
İbnü'l-Cevzî dedi ki: "Bu senenin Ramazan ayında mezhep nedeniyle büyük bir fitne koptu."

